Turuncu kalplerimizi alalım. 🧡🐰
_______________________________________
-Nefesim Ensesinde-
Cenk'in korku dolu sesi sokakta yankılanırken gözlerimi ona çevirdim.
Kafası eğikti, sarı saçları güzel yüzünü kapatıyordu. Etem'in kömür karası gözleri bir saniye bile üstümden ayrılmıyordu.
"Onu dışarıya çıkartmayın, ne isterse yapın demedim mi lan size?!" bana bakıyordu fakat Cenkle konuşuyordu.
Dişlerini çok fazla sıktığından dolayı sesi boğuk çıkmıştı.
"Dedesi izin verince bir şey diyemedik."
"Arabanı neden veriyorsun? Ya başına bir şey gelseydi?"
"Bu arabada gideceğim, yanımda olacak." Cenk arkasını dönüp farklı bir arabaya yöneldiğinde Etem yanımda ki koltuğa oturdu. Vücudum korkuyla kasıldığında sert sesi arabanın içini doldurdu.
"Gerilme."
Kafamı ona doğru çevirdiğimde kömür karası gözleri, yeşil gözlerimi delip geçti.
"Yeşillerin öyle bir huzur barındırıyor ki gözlerinin içi adeta cennetin frekanslarına kafa tutar gibi." yüzünü yüzüme yakalaştırdı.
Elimi ona doğru 'Dur.' şeklinde kaldırdım.
"Yaklaşma." bileğimi sertçe kavrayıp avuç içime soğuk dudaklarını bastırdı.
"Korkmana gerek yok, Deden beni yakından tanır." gözleri sevgi ile parıldadı.
"Hiç görmedim, bahsetmedi." yola bakmaya başladım. Elimi çekmek istediğimde izin vermedi.
"İnanmıyorsan seni Dedenle konuşturabilirim."
"Gerek yok." sinirli bir şekilde nefes aldığında umursamadım. Sertçe elimi çekip arabayı çalıştırdığımda gözlerini üstümde hissediyordum.
Arabayı hareket ettirdiğimde bir şeyler yapıyordu fakat görmüyordum.
Göz ucuyla baktığımda birden şarkı açıldığında irkildim.
"Deden sürekli bahseder senden. Hangi mesleği yapmak istiyorsun?" sırıttım.
"Savcı."
"Yapabilecek misin?" alay etmek için değil de merak ettiği için sormuştu. Ses tonundan belliydi.
"Yapacağım. Zafer çığlıkları atana dek vazgeçmeyeceğim." kendinden emin olan sesim karşısında ifadesiz gözlerle beni izliyordu.
"Her daim yanındayım Turuncu." kısa bir bakış attım.
"Turuncu mu?" soğuk bir şekilde güldü.
"İleride öğrenirsin." gözlerimi kırpıştırdım.
"Hakkımda öğrenmek istediğin bir şey var mı?" kafamı sağa sola salladım.
"Yine de kendimden bahsedeyim." oturduğu yerde biraz kıpırdadı. Lavanta kokusu burnuma dolduğunda derin bir nefes aldım.
"Yirmi yedi yaşındayım. Muğla'da doğdum, kız kardeşim var. Yirmi bir yaşında." bunları bana anlatmasına gerek yoktu, bir daha görmeyecektim nasıl olsa.
Hızlı bir şekilde akıp giden yolda gaza yükleniyordum. Boş olan yolda yaklaşık elli tane siyah Range Rover ile hızla ilerliyorduk.
"Neden bu kadar çok araba var?" kömür karası gözlerinin ağırlığını üstümde hissediyordum.
"Tedbir." Kafamı salladım. Aracın hızını yavaşlatırken büyük bahçeden içeri girdim.
Hızlı bir şekilde arabadan indiğimde o da indi. Arka tarafta ki eşyalarımı alacakken benden önce davrandı.
"Ellerime ne oldu benim?" Kömür karası gözlerini bana çevirdi.
"Ne oldu Kalbim?" Suratımı buruşturdum.
"Soruyorum işte ne oldu? Allah'a şükür bir sorun yok. Kendi işimi kendim halledebilirim." Kaşları sertçe çatıldığında başka bir ses duydum.
"Lanet olsun, karşılaşmışlar." Sesin geldiği yöne baktım. İki genç adamın seslerinde ki korku barizdi.
"Etem oğlum!" Dedemin heyecanlı sesiyle gözlerimi ona çevirdim.
"Enes Bey." Mesafeli sesi soğuk ve ifadesizdi.
"Torununa her şeyi anlat, bundan sonra nefesim ensesinde." Dedemin mavi gözlerinin içinde ki gülüş soldu. Gülen gözler yerini korkuya bırakırken etrafımız etten duvar ile kaplıydı.
"Allah biliyor ya her şeyi, o ne derse desin umrumda değil. Torunun benim her anımda, her saniyemde yanımda oldu." Güler gibi bir ses çıkardı.
"Beraber büyüdük biz..." Kömür karası gözleri bana ifadesizce baktı.
"Çok şey istemedim bir sen, güneşi kucaklayan evde beraber yaşamak, fazlasıyla da aşk." bana doğru büyük bir adım attı.
"Oğlum yapma." Elini dedeme doğru hafifçe kaldırdı.
"Her şeyi anlatacaksın ona." Dedemi umursamadan bana tekrardan bir adım attı. Aramızda iki adımlık bir mesafe vardı.
"Yaklaşma bana!"
"Biz aynı gökyüzüne aidiz Turuncu. Ne kadar uzağa gidebilirsin ki...? İster kapı komşum, ister dünyanın bir ucunda ol." elimi tutup sertçe kalbinin üstüne yerleştirdi.
"Bu kalbe girdin ya bir kere, artık nerede istersen orada ol. Nefesim ensende Turuncu." Kömür karası gözlerinde ki sevgi parıltıları konuşmamı engelliyordu. Sesinde ki acı ton içimde bir yerlerde sızı bıraktı.
"Her saniye izledim seni yine de."
Etrafta ki herkes şaşkınlıkla bizi izliyordu.
"Keşke bırakmasaydım seni Turuncu..." Sert bir şekilde iç geçirdi.
"Bir aylığına bırakmak zorunda kalmıştım... Ne olduysa o zaman oldu, hafızanı kaybettin."
"Bu kadar yeter!" Dedemin sesinde ki korku günyüzüne çıkmıştı.
"Ona her şeyi anlat Enes Bey!" Dedeme kısa bir bakış attıktan sonra bana yaklaştı.
"Görüşürüz Turuncu'm... Görüşeceğiz Turuncu'm..."
-BÖLÜM SONU-
Etem, seni ham yaparım!
İnstagram grubu için kullanıcı adınızı yazın.
Yazar: Yağmur Yabalak.