تخطٍ إلى المحتوى

SİRİUS

الفصل 2 · قراءة 11 دقيقة

SİRİUS

الفصل 2

Kule: part 1

Hikayemize tekrardan hoş geldiniz 💗

İlk yayınlandığım kule bölümü ve partları ana hikayeye bağlanacak giriş kısmları. 2.Bölümden itibaren seçim oyunumuz başlayacaktır.

Size iyi okumalar dilerim m>
💫

Bizim hikayemizin falı olabilecek en bahtsız açılımla; felaket, yıkım ve kaosun habercisi olan kule kartıyla başlamıştı.

Kule, umutlar ve hayaller üzerine inşa edilmiş güvenli bir sığınaktır. Dışarıdan güçlü, ve dokunulmaz görünür ancak dışarıdan gelebilecek tek bir yıldırım darbesiyle yıkılabilecek kadar kırılgandır.

İçinde bulunduğumuz kule yıkılmak üzereyken gökyüzüne bakarak çöküşün habercisi olan yıldırımı aradık fakat karanlıktan başka bir şey yoktu çünkü hikayemizi kırılgan yalanlar üzerine inşaa etmeyi biz kendimiz seçmiştik.

⭐️




Elimdeki şampanya bardağını hafifçe sallarken bulunduğum devasa gökdelenin tepesinden yılbaşının ışıltısıyla dolu şehri izliyordum. Burada bulunup şehri uzaktan inceleyebilmek bir yandan beni büyülerken bir yandan da bu kadar yüksekte bulunmak beni ürkütüyordu.




Şampanyayı zar zor yudumluyordum aslında içkiyi sevmezdim, şatafatlı partileri de ama burada bulunmama sebep olan önemli görev beni uyum sağlamaya zorluyordu. Bulunduğum gökdelenin yanı sıra yanımdaki partinin tadını çıkarmakta olan insan topluluğu da beni ürkütüyordu. Hepsi benim gibi basit bir üniversite öğrencisinin aksine tanınmış bu gibi partilere alışık insanlardı. Benim şöhretimse onlarınkinin yanında sadece bir tesadüf eseriydi.




Telefonumu açarak arkamda bıraktığım kaosu bir kez daha kontrol ettim. Bu gece birinin hayatının bitişine sebep olmuştum bundan dolayı suçluluk hissetmiyordum çünkü bunu hak etmişti.




Ta ki cesedinin kuleden düşerken ki manzarasını seyredene kadar içimde hiçbir pişmanlık yoktu. Geçirdiğim korku ve şokla beraber nerdeyse bayılmak üzereyken elimde tuttuğum şampanya bardağı yere düşüp parçalara ayrıldı.




⭐️

Bu gün 7 yıldır büyük emeklerle büyüttüğüm sosyal medya hesabım “Orbis Haber” 3 milyon takipçi sayısına ulaşarak ülkenin en büyük anonim, gerçek hayatta kimin yönettiğinin bilinmediği hesaplardan biri haline gelmişti.




Kimsenin kimliğimi bilmediği bu yerde her gün hazırladığım videolar, eğlenceli montajlar ve gerçeğe dayanan haber kaynaklarını kullanarak bilgi kirliliğiyle dolu internet aleminde insanlara doğruyu gösterebilen bir pusula olabilme hissi beni çok mutlu ediyordu.

Başta sadece dikkatimi çeken olayları yorumladığım küçük bir köşeydi Orbis Haber; ama zamanla amacım eğlenmek değil de bir sorumluluğu taşımak haline gelmişti.

Her paylaşımdan önce uzun uzun araştırmalar yaparak, duyduğum her bilginin peşine düşmüş ve doğruluğundan emin olmadan tek bir cümle bile kurmamıştım, Orbis Haber’i yavaş yavaş büyüten şey de buydu. Bana gizemleri çözebilme becerimden dolayı internetin dedektifi demeye başlamışlardı. Bence bu lakap biraz abartılıydı ama insanların benden ne beklediğini, üstlendiğim görevi gösteriyordu.

Belki de bu yüzden şu an üç milyon kişilik o kalabalığa baktığımda hissettiğim şey gururdan çok görünmez olmanın gücüyle gürültünün içinde kaybolan gerçeği bulup insanlara göstermenin sorumluluğuydu.

Deniz’le beraber ufak kutlamamıza hazırlanırken masaya yerleştirmek üzere götürdüğüm çilekli desenli favori bardağımı bir güzel kırmayı başarmıştım “Üf siktir!” diye tedirginlikle etrafı toplamaya çalışırken Deniz elimi çekip benim yerime atılıp cam kırıkları toplamaya başladı.






(Bu bir nana referansıdır :))

Deniz “Eline cam batmasın sen artık otur zaten bu gün sınavlara çok çalıştın yorulmuşsundur.” diyerek benim yerime yere dökülen cam kırıklarını toplamaya başladığında utanmıştım.

“Ya Deniz zaten her şeyi sen hazırladın benim için sıkıntı yok yorgun değilim” diyerek cam parçalarına uzanınca gene elimi çekti.

“Sana bir şey olmasındansa ben hallederim.” dedi ve camla baş edemeyince süpürgeyi getirmeye gitti.

Ev arkadaşım Deniz hep böyle centilmendi bana bir şey olduğunda veya evde bir sorun olduğunda hep benden önce o atılıyordu. Hasta annesinin ve küçük kız kardeşinin bakımını zamanında o üstlenmişti bu yüzden ev, yemek ve insanları anlamak konusunda benden çok daha becerikliydi.

Beraber tanışmamız ve eve çıkmaya karar vermemiz uzun bir maziye dayanıyordu. Babam şirketimizi batırıp annemle beni terk ettiğinde kafamı dağıtmaya çalışırken oyun bağımlısı olmuştum. Tam o sırada bir dedektiflik oyunu oynarken Deniz’le internetten tanışıp çok yakın arkadaş olduk.

Memleketim Antalya’da okuduğum lisemde son sınıfa yaklaşırken Deniz de İstanbul’da Türkiye’nin en iyi okullarından birinde yazılım mühendisliği bölümünü kazanmıştı. Son sene gaza gelerek çok çalıştım, bilgisayar oyunlarını bıraktım ve ben de Deniz’in okuduğu okulda yazılım mühendisliğini kazandım.

Bu kararımın altında yatan sebep bilgisayar bağımlılığımı paraya dönüştürebilmek ve bu hayattaki tek yakın arkadaşım, bana yaşama sevinci veren kişi Deniz’e daha yakın olabilmekti

Deniz de yemek masasına oturduğunda nihayet kutlamaya başlamıştık. Heyecanlı bir şekilde Deniz’in hazırladığı pastaya baktım görüntüsünden bile lezzetli olduğu belliydi ucundan bir çatal aldığımda bile tadına bayılmıştım. Bu çocuğun becerikli olmadığı bir konu var mıydı?

Üstelik en salaş halinde bile klasik siyah sweat ve eşofman kombosuyla olmasına rağmen fiziği, beyaz parlak cildi, acı kahve çekik gözleri ve simetrik çehresiyle kusursuz görünüyordu. Dış görünüşü bile çabasız şekilde iyiydi sanırım dünyaya full paket gelen şanslı insanlardandı.

Pasta hakkında bir yorum yapmamı bekler gibiydi “Yine her zamanki gibi çok güzel olmuş eline sağlık.” diyerek onayımı verdim.

Deniz “Senin beğenmen benim için çok önemli.” derken bir yandan tuhaf bir şekilde gülümseyerek beni süzüyordu acaba yüzümde bir leke mi vardı? Tam peçeteyle ağzımı silmeye kalkışmıştım ki telefonum bipledi: Uzun zamandır internet arkadaşım olan bilgi kaynağım Sezen mesaj atmıştı.

Büyük bir medya ajansında müdürlük yapıyordu bu yüzden sektörün içinden daha hiçbir haber sayfası yayınlamadan yararlı bilgileri sızdırabiliyordu. Ortaya hep çok büyük iddialar atmıştı ama verdiği bilgiler hep doğru çıkmıştı.



Attığı belgeleri inceledim. Olay son derece şaşırtıcı ama bir o kadar da mantıklı görünüyordu. Biraz daha arka plan araştırması yaparak bu haberi şimdi yayınlayabilirdim. Masadan kutlama ortasında kalkmam Deniz’e karşı biraz kabalıktı ama haberler soğumadan sıcak şekilde servis edilmeliydi başından beri beni desteklediği için o da bu durumu anlayışla karşıladı.

⭐️

Emirhan’nın gözünden

Emirhan katlandığı soğuk hava çekimleri üstüne bir de ağır şekilde gribe yakalanmıştı. Bir yandan hasta olduğunu saklamaya bir yandan da dergi çekimi sürecine uyum sağlamaya çalışıyordu.

Bu dönemin diğer ünlü oyuncusu oynadığı dizideki ana karakter Arın Demir’in paşa gönlü dergi çekimine gelmek istemeyince başarılı bir menajer olan Emirhan’nın annesi hasta olmasına rağmen hemen Emirhan’ı bu görevi üstlenmesi için ön plana itmişti. Şimdi senelerdir düşmanı olan kendini beğenmiş Arın yerine bu işkenceye Emirhan katlanmak zorundaydı.

Ağzında altın kaşıkla doğduğu, oyuncu bir anneye ve dizi yapımcısı bir babaya sahip olduğu için Emirhan’nın çabası lise zamanından beri Arın tarafından küçümsenmişti ve Emirhan’nın baş düşmanı olmasına sebep olmuştu.

Emirhan Arın’nın işini yapmaktan sıkılmıştı ve çok yorulmuştu. Daha mola zamanı gelmeden biraz soluklanabilmek için lavaboya kaçtı.

Bu gün işine ara verip eve gidip dinlenmek istiyordu ki kafasında annesinin sözleri yankılandı “Senin görevin ailemizi temsil etmek.” “ölünce dinlenirsin şimdi daha çok çalışman lazım.” “Bu yeteneksizlikle bizim torpilimiz olmasa hiçbir yere giremezdin.”

Annesi hayatı boyunca daha iyi bir oyuncu olabilmesi için onu azarlayıp, ittirmişti. Bebekliğinden beri hayatını setlerde geçiriyordu ama bir türlü annesinin gözünde başarılı bir oyuncu olamamıştı..

Ayrıca bu sene en iyi erkek oyuncu ödülü ona değil de Arın’a gittiğinde iyice alay konusu olmuştu. Çevresindekiler onu torpilinin bile kurtaramadığını Arın’nın ondan çok daha yetenekli olduğunu söylüyordu.

Emirhan bir anda kalbinin sıkıştığını hissetti, nefes alamıyordu sanki ölmek üzereydi. Kendini gene bir panik atağın içinde bulmuşken doktorunun ona önerdiği şeyleri hatırlamaya çalıştı.

“Kendini yoğun kaygı durumunun içinde bulduğunda sevdiğin bir şeye odaklanmalısın”

Emirhan lise zamanından beri hiç mutlu olmamıştı. Onu hayatında mutlu eden tek şey yıllar önce kaybettiği dostları Deniz ve Bora’ydı.

Telefonundan tiyatro kulübündeki lise zamanından kalan grup fotoğrafına baktı. O fotoğrafın çekildiği gün fotoğraftaki herkes belki de hayatında son kez mutluydu. Telefonunun ekranına gülümseyerek bakarken bildirim ekranı mesajlarla dolup taşmaya başlamıştı.

Sevgilisi Beril’in “Emirhan ne yapıyorsun aramama da cevap vermemişsin, Ajans yıkıldı haberin yok mu?” diye yazdığını görünce hemen lavabodan çıkarak etrafa bakındı. ortalık kaos yerine dönmüştü.

Emirhan yapımcının yanına geri döndüğüne yapımcı, ajansta sorun çıkmasıyla nedeniyle çekim anlaşmasının iptal olduğunu söylemişti. Bu uzun zaman sonra duyduğu en iyi haberdi.

Artık baskıcı patronu yoktu, hiç sevmediği yorucu çekimler yoktu, psikolojik baskı yoktu. Üstelik şirketin reklam yapabilmek için üzerine atadığı sahte sevgilisi Beril de yoktu.

Artık buluşmaya gidip sahte sevgilisini bırakmanın zamanı gelmişti. Buluşmak için sözleştikleri kafeye geldiklerinde Beril olacaklardan habersiz bir şekilde sevgilisiyle buluştuğu için mutluydu.

Liseden beri beraber olmalarına rağmen sürekli ayrılıp barıştığı ama ajansın planları yüzünden bir türlü bırakamadığı sevgilisini kırmak gene de yaşanmış yıllar sebebiyle Emirhan’ı üzüyordu bu yüzden hemen lafa giremedi.

Beril “Emirhan artık sence ilişkimizi ciddiye bindirmenin zamanı gelmedi mi 5 yıldır sevgiliyiz.” derken koyu saçlarıyla çocuksu saf bir ifadeyle oynuyordu.

Emirhan daha fazla olayı uzatmaya dayanamadan “Beril ben ayrılmak istiyorum” diyerek pat diye lafa girdi.

Beril içine bıçak sokulmuş gibi sendeleyerek “Emirhan bunu bize yapamazsın neyimi beğenmedin? Söyle söz düzelteceğim.” derken sesi titriyordu.

Beril ona o kadar bağlanmıştı ki Emirhan’nın ondan ayrılma düşüncesi bile ölüm gibi geliyordu. Beril ülkenin en ünlü mankenlerinden ve oyuncularından birisiydi istese dilediği herkesle olabilirdi ama o çok küçük yaşından beri Emirhan’a aşıktı, ona saplantılı bir şekilde bağlanmıştı.

Emirhan “Senin hiçbir hatan yok bizim ilişkimiz baştan beri ajansın ayarladığı bir oyundu. İstediğin zaman arkadaşın olarak buradayım ama artık yoruldum Beril dinlenmeye ihtiyacım var.” dedi ve Beril’in gözyaşlarıyla dolmuş iri mavi gözleriyle karşılaşmak istemeyerek yüzünü yere eğdi.

Yaptığından gerçekten utanıyordu Beril’i, çocukluk arkadaşını üzmek istemiyordu ama onu psikolojik olarak yıpratan bu ilişkiden ve kariyerinden çok yorulmuştu. Hissettiklerinin suçlusu Beril değildi bu yüzden Beril’i kendi elleriyle üzdüğünü görmek Emirhan’ı parçalıyordu fakat Beril Emirhan’ı anlamamıştı o an sadece kendi acısına odaklanmaktaydı.

Yüzüne tokatı çarparak “Demek benle sadece reklam amacıyla beraberdin bunun bedelini ödeyeceksin Emirhan sakın bir daha karşıma çıkma.” diyerek çantasını öfkeyle topladı ve masayı terk etti.

Kafedeki herkes onlara bakmıştı ama Emirhan’nın umrunda olmadı. Emirhan yediği tokatla beraber olanları düşünerek yerinde oturmaya devam etti. Beril’e üzülüyordu ama şimdilik en azından özgürdü.

⭐️

Mira’nın gözünden

Nox ajansın işlediği suçlar üzerine hazırlayıp yayınlandığım haber üzerinden birkaç saat geçmesine rağmen olay tüm ülkede yayılmış ve ajansın sahibinin sonunda gözaltına alınmasına sebebiyet vermişti. Bu şu ana kadar yaptığım en büyük haber olduğu için sosyal medyada herkes Orbis Haber hakkında konuşuyordu.

Bu bilgilere nasıl önceden erişebildiğim ve nasıl bu kadar insana yaymayı başarabildiğim büyük bir meraka yol açmıştı. Bunun sırrı sosyal medyayı yıllardır içinde olduğum için çok iyi tanımam ve tabi ki büyük haber kaynağım Sezen’di.

Sezen’e teşekkür mesajımı ileterek bu yorucu günün üzerine kafamı koyup uzanacaktım ki telefonumun bipleme sesiyle yerimden sıçradım.






Emirhan Okan bu aralar favorim olan Kış Gecesi dizisine yeni gelen oyuncu değil miydi? Ülkedeki sıralamada Kış Gecesi dizisinin başrolü Arın Demir’le beraber şu anki en popüler iki genç oyuncudan birisiydi beraber magazinden düşmediği sevgilisi Beril Arsoy’sa kendisi gibi ünlü bir oyuncu ve mankendi.

Sezen’nin attığı fotoğraflara baktım Emirhan Okan’nın başka bir kızla beraber yakın olduğu fotoğrafları çekilmişti ama tam inandırıcı değildi. Fotoğrafların yeni olmama riski de vardı ses kayıtlarıysa çok kolay oynanabilirdi. Ayrıca bu tip haberler benim stilime uymuyordu. Sezen’e mesaj atarak düşüncemi ilettim:








Sezen normalde hiç böyle davranıp ısrar etmezdi tavırları garipti. Bunun üzerine mesajları ve Sezen’nin gönderdiği fotoğrafları, ses kayıtlarını insan sarrafı Deniz’e göstermeye karar verdim.

Deniz fotoğraflara ve mesajlara baktığında çok korkunç bir şeyi görmüş gibi donakalmıştı onu daha önce hiç böyle görmediğim için şaşırdım. Yorum yapmadan önce büyüterek Emirhan Okan’nın başka bir kızla çekilmiş fotoğrafını biraz daha inceledi.

Kendinden çok emin bir şekilde “Bu fotoğraflar eski yani Sezen denen kız sana oyun oynuyor yakın zamanda güvenip ona gerçek kimliğini söylemedin değil mi? ” dediğinde ürpermiştim.

Deniz’e karşı sonsuz güvenim vardı ama gene de bu tavrının sebebini sormak zorundaydım “Hayır sen hariç internetten tanıştığım kimse kimliğimi bilmiyor zaten yalnız bu fotoğrafın bu kadar eski olduğuna nasıl bu kadar eminsin?”

Deniz “Burası benim okuduğum okul en son 5 yıl önce böyle görünüyordu şimdi restore edildi.” dediğinde gözleri uzaklara daldı.

Fotoğrafın çekildiği yeri bir daha dikkatle inceledim harbiden de duvarda belli belirsiz Arsoy Lisesi’nin logosu vardı. Önceden de anlattığına göre Deniz annesinin ölümünden önce bu prestijli lisede okuyordu, her köşesini ezbere biliyor olmalıydı.

Hislerim doğru çıkmıştı: Sezen bana yalan söylüyordu. Daha önce bana hiçbir şekilde hatalı ve böylesine eksik bilgi vermemişti. Konuşma şekli de öncekinden çok farklıydı.

Sarsıldığımı gören Deniz bana sarılarak “Merak etme bu gece Sezen’nin kimliğini araştıracağım sana zarar veremeyecek.” dediğinde kendimi güvende hissetmiştim.

Deniz aynı zamanda gücünü iyilik için kullanan okul dışında siber güvenlik işinde çalışan bir hackerdı Sezen’nin neler çevirdiğini şıp diye bulup niyetini çözebilirdi.

“Teşekkür ederim Deniz.”diyerek gülümseyerek yerimden kalktım ve “İyi geceler benim için çok ayakta kalma yarın okul var” dedim.

Deniz “İyi geceler Mira.” diyerek beni uğurladığında kapısını örterek odama geri döndüm ve içimdeki endişeyi bastırarak uyumayı denedim. Sezen’nin bunca yıllık arkadaşım olup beni kandırması tüylerimi ürpertiyordu.

Deniz her zaman her şeyi çözmenin bir yolunu bulurdu değil mi? Bu düşünce içimi ısıtıp rahatça uykuya dalmama yardımcı oldu.

💫

Yılbaşına ve vize haftasına çok az kalmıştı. Yılbaşına az kalmasına sevinirken (yılbaşını çok severim) vize haftasına az kalması ve Deniz’in halen çözmekte olduğu Sezen meselesi sabah 8:00 dersine girmek üzereyken içimi kemiriyordu.

Okulda saat daha çok erken olduğu için fazla kişi yoktu ama nedense herkes bana bakıyor gibi hissediyordum. Tam sınıfa doğru yürüyordum ki bir tane çocuk çekinerek yanıma gelerek “Sen şu Orbis Haber’deki kız mısın bizim okulda mısın gerçekten” deyince dona kaldım.

Kimse kimliğimi Deniz hariç bilmiyordu, Orbis Haber’in sahibinin ben olduğumu bulmaları imkansızdı. Bu bir şaka olmalıydı ya da öyle olmasını umuyordum.

Hemen durumu idare etmek adına sakin görünmeye çalışarak “Yok karıştırıyorsunuz” deyip biraz uzaklaştıktan sonra koşarak bulabildiğim en tenha yere okulun yanındaki kafenin lavabosunda saklandım.

Kapıyı kilitleyerek olan biteni öğrenebilmek için titreyen parmaklarımla telefonumu kontrol etmeye başladım. Bildirimlerim üst üste birikmişti ama en tepede tek bir isim vardı:












Artık her şey bitmişti.




Okuduğunuz için teşekkür ederim aşklar umarım bölümü beğenmişsinizdir m>



Sizce kim öldü?




Hepiniz çok seviyorum öptüm bb bir sonraki bölümde görüşmek üzere 💗

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.