Sabah saat 06:00 'dı . Ben yine kurduğum larmdan erken uyanmıştım,içimde bir sıkıntı,bir nefret,bir sinir ve bir kırgınlık vardı.Nedenini bilmiyordum ama yinede ne olursa olsun kendimi toparlayıp yeni kayıt olduğum okul gitmek için hazırlanmalıydım. İçimdeki tüm sıkıntı ve kederi bir tarafa bırakıp dolabı ma doğru isteksiz ce yöneldim. Annemin son doğum günümde aldığı siyah geniş ve rahat bir siwit , altın yine siyah bir pantolon ve siyah bir ayakkabı aldım. Tam dolabın kapağını kapatacakken annemin merdivenleri teker teker ve büyük ihtimalle benim hala uyuduğu mu zannedip ses çıkarmadan geliyordu.
Annemin bilmediği tek şey ben kurduğum alarmdan bile daha erken uyanmıştım.
Annem sesizce kapının kolunu indirmeye başladı, ben ise sesli bir şekilde ,gele bilirsin anne ben uyumuyorum dediğimde bir an duraksadı ve hızlıca odaya girdi.
Önce o güzel mavi gözleri ile beni ve elimdekilerini inceledi. Annem aniden titredi ve bana
"Sen yine mi siyahla'ra bürünecek sin " dedi. Ben ise yüzümde canımdan çok sevdiğim kişilere gülümsediğim gibi gülümsedim ve anneme dönerek
" Beni iyi bilirsin sultanım " dedim ve yanağına ufak bir öpücük kondurup üzerimi değiştirmeye gittim. Ben üzerimi değiştirip, elimi yüzümü yıkayıp günlük rutin işlerimi halletikten sonra aşağıya inip anneme "kahvaltı hazırlamasında yardım edeyim mi?"diye sordum annem ise "sofra zaten hazır, gelde bir kaç bir şeyler yede güçten düşme "dedi. Ben ise başta itiraz etsemde sonradan annemi kırmayıp tama dedim ve bir kaç birşeyler atıştırıp okulun yolunu tutum.
Okul sahibinin kızı olmam aşırı derecede sinir bozucu olduğu için okula babam ile beraber gitmemek için babamı zar zor ikna ettim. Başta bu fikri sevemsede, zar zorda olsa ikna olmuştu yada ban ikna olmuş gibi davrandı. Okulun kapısın geldim derin bir nefes aldıp sınıfımı öğrenmek için müdür odasına doğru yürüdüm. Tam kapıyı çalıp içeri girecek en sözde müdürün oğlu olan çocuk karşıma çıktı. O kadar sinir bozucu ve egoist di ki ondan nefret etmeye başladım. Bilmediğim bir şey vardı çocukla aynı okulda ,aynı sınıfta hatta en berbat aynı sırada yan yana oturuyorduk.
Bir anlık kısa bir şok geçirdikten sonra toparlanıp derse odaklandım. Benim en sevdiğim dersdi tarih dersi. Konuya o kadar hakimdim ki hocayı dinlemek biraz sıkıcı geldi. Bende kafamı sıraya koydum.Tam gözlerimi kapatacak tım ki hoca bana dönerek soru sordu. Başta duymadığım, sonradan hoca biraz sinirli ve yüksek bir sesle "kızım ben en son hangi konudan habsediyordum "dedi. Ben ise kafamı kaldırım en son "kostantina Pol fethi yani İstanbul'un fethini anlatıyordunuz hocam "dedim. Hoca kısa bir şasırma sonunda " sen nereden biliyorsun İstanbul'un diğer adını ,ben daha o konuya gelmedim "dedi.Ben ise alaycı bir ses tonu ile " ben bilirim "dedim