تخطٍ إلى المحتوى

Sadece

الفصل 1 · قراءة 8 دقيقة

Sadece

الفصل 1

Gözyaşlarımı İçtim Ay Işığında

Yıldızlara fısıldardım tüm sırlarımı. Hepsi çok şeker altın gibi parlar ve bana göz kırparlardı lakin uzun sürmezdi. Kayar ve çok uzaklara giderlerdi. Sonsuza dek yok olduklarını çok sonra anladım. Bunu anlayınca ne mi yaptım ?Anlatamadığım ve ruhumun kafesinde can çekişen her şeyi dostum Ay'a anlattım. O bilirdi sadece. Her gece elimdeki beyaz şarabımla geçerdim karşısına. Hiç susmazdım. Anlatırdım, ağlardım, yine anlatırdım ve o da garip karşılamaz, teselli vermez veya yargılamazdı. Dinlerdi ve sımsıkı sarardı beni. Bırakıp gitmeyeceğinden emin gibiydim. Beyaz şaraptan her yudum aldığım an gözyaşlarım kadehimin içine de illa damlardı. Bu yüzden şöyle derdim hep:

Gözyaşlarımı içtim Ay ışığında

Senin haberin var mıydı bundan

Sus, lütfen hiç ağzını açma

O öpemediğim dudaklar sonsuzlukta

Ruhum ruhuna yaklaşamaz daha

Gökyüzünde parlayan bir Güneş edasıyla

Gittiğin günü unutamam, seni unutsam da

Gözyaşlarımı içtim Ay ışığında

Bana sımsıkı sarıldı senin yokluğunda

✵✵✵

Soğuk biramı yudumlarken ışıltılı göz makyajımın süslediği kehribar gözlerim çevredeki insanların suratlarını yalayan rüzgar gibi esip geçiyordu. Bu sabah dinç uyanmamın ve alkolün verdiği rahatlıkla enerjik hissediyordum. Ama ona rağmen soğuk yapım bunu belli ettirmiyordu. İkinci biraya geçme hayali kurduğum sırada yanıma gelen sarışın kadına döndüm. Pembe eteği salına salına yanıma gelmişti. Topuz yaptığı sarı saçları dağılmış, heyecandan ve koşturmaktan olsa gerek suratı çilek gibi kızarmıştı. Mavi gözleri bile bana gülümseyerek bakıyordu.

"Hazırlıklarımız tamamdır. Sizi bekliyoruz. Başlayalım mı?"

"Şimdi mi?" Dedim memnuniyetsiz bir tavırla. Bira içmek varken soru cevaplamayı istemiyordum.

"Şey hazır hissetmiyor-" lafını böldüm direkt.

"İyi tamam. Hadi yapalım şu işi" dedim bir hışımla yerimden kalkarken. Bira şişesini de kadının eline tutuşturdum. Kadın neye uğradığına şaşırdı. Sarı seyrek kaşları çatıldı. Takmadım. Olması gerekeni yapmıştım. Hayal kırıklığına uğratan herkese yaptığım tavır buydu.

Sert topuklarımın çıkardığı sesle ilerledim. Pembe eteği fark ettim. O da bana yetişmek için hızlı hızlı yürüyordu. Birlikte kameraların olduğu odaya geldik. Mavi bir atmosfer vardı. Ben buraya göre fazla siyahtım. Siyah blazer ceketli kombinim ve salık bıraktığım siyah saçlarım ile felaket olsam bile...

Pembe etek, bana nereye oturmam gerektiğini göstermesini beklemeden kameranın karşısına geçtim. O da hızlı hızlı geldi. Karşıma geçti. Benden daha fazla heyecanı vardı. Bu tuhaf kadınla röportaj yapmak isteyen kimdi? Gerçekten başka birisi yok muydu? Biraz daha ciddi, özgüvenli ve statü sahibi. Derin bir nefes aldım. Kayıt başlamıştı.

"Konuk Yazarlarla Yıldızlı Sohbetler kanalımıza hoşgeldiniz. Bugün konuk yazarımız Alev Ada Mahperi ile birlikteyiz. Öncelikle hoş geldiniz" dedi titreyerek. Onun titrek sesi ve heyecanlı tavrı beni şimdiden sıkmıştı. Onun aksine sakince cevap verdim.

"Hoşbuldum"

"İyi ki geldiniz. Bu yılın yıldız yazarı sizsiniz. Okurlarımızın gözdesi olan bir yıldız hem de." Akıcı konuşması heyecanlı olmasına rağmen güzeldi. Rahatladım.

"Ben hayatım boyunca hep yıldızdım" dedim hafif tebessümle. Ukala bir tavırdı sanırım. Çünkü Pembe etek, mavi gözlerini kıstı ve sırıttı.

"Ne güzel söylediniz. İşte biz de bir yıldızın hakkında her şeyi öğrenmek için buradayız. Sizi tanıyalım öyleyse" bu kadının en az 5 yıldır bu işi yaptığına emin gibiydim.

"Alev Ada Mahperi ben. Genelde Ada derler ve ben de bunu tercih ederim. 24 yaşındayım ama 17 yaşında kaldım. Psikoloji mezunuyum ve aynı zamanda bir psikolog doktorum artık. Bir klinikte çalışıyorum. Geri kalan zamanlarımda kurgu yazıyorum bildiğiniz üzere." Kısa kesmeyi tercih etmiştim.

"O zaman size Ada Hanım diye hitap edebilirim. Psikolog olduğunuzu da biliyordum. Araştırmıştım ve çok şaşırmıştım. Çok hoş" dedi ve devam etti.

"Çok genç ve çok başarılı olmak nasıl bir his?"

"Egomu okşayan bir his" dedim ve sırıttım.

"Haklısınız. Kim olsa öyle olur gerçekten. Peki bize biraz eski hayatınızdan, yani bu başarıya ulaşmadan önceki hayatınızdan bahseder misiniz?"

O an duraksadım. Geçmişten konu açılmasını ve o konuya ortak olmayı sevmezdim. Geçmişim kargaların çöplüğü haline gelmişti ve onu oraya bırakan bendim. Yutkundum. Mavi harelerin üzerimde dolaştığını bilsem de umursamadım. Hemen cevap vermedim. Anılar, yaşanmışlıklar, acılar ruhumu kemirmeye başlamıştı.

"Lise yıllarım felaketti. Defalarca kez deprem yaşadım, sallandım, hep de hayatta kaldım. İyi anılarım çok yok. O yıllar bir ipin üzerinde yürüyor gibiydim. En ufak hatamda aşağıya düşüyordum. İstemediğim bir okulda, istemediğim insanlarla yaşıyordum. O yıllar yazmaya daha da yoğunlaşmıştım. İyi hissettiren tek şeydi"

"Bu felaketler nelerdi bahsetmek ister misiniz?"

"İnsanlar acımasızdır. Yaralı kuş görmeyi severler. Şu an sizin de görmek istediğiniz gibi tabii ben insanlara artık istediğini veren değil istediğimi onlardan alan birisiyim. O yüzden etkisi yok lakin her şey onlar yüzündendi. İhanetler, kayıplar, gidişler, dönüşler gibi gibi şeylere maruz kaldığım bir dönem"

"Bunlardan söz edince aklıma yazdığınız Ateş isimli kitabınız geldi. Herkes gibi ben de çok severek okumuştum ve orada da bu tarz şeylerden bahsediyordunuz."

"Evet. O kitap biraz da bu yüzden yazıldı zaten"

"O kitaptaki ana karakter olan kız sizdiniz o zaman"

"Belki" dedim. İçim yanmıştı.

"Peki ya K.?"

Bazen öyle bir an gelir ki sizden intikam almak istercesine işler karma. Sert ve hoyrattır. Yakar geçer. Nefes alamazsınız eskisi gibi. Bir harf bile bunu yapabilir. Şarkılarda görürsünüz o harfi, şarkıyı sahiplenirsiniz. Aşkınız öyle kuvvetlidir ki geçmişi silseniz bile onun izi kalır. İşte tam olarak böyle bir şeydi.

"Herkes merak ediyor. Bir anlamı var mı öğrenmek istiyoruz" dedi dalgınlığımı bölmeye çalışarak.

"Geçmişe ait birisi"

"Sadece bu kadar mı?"

Sadece.

Bazen bir kelime de yaralar sizi. Bir harf kadar tesiri olur hatta. Dikenli sarmaşıklar gibi ele geçirir hafızanızı. O an bir şarkı belirir zihninizde. Eşlik etmek istersiniz ama siz yıllar önce o dili kesmişsinizdir.

"Çok daha fazlası" dedim sertçe yutkunarak

"Sizi dinliyoruz. Belki o kişi de bunu izler" dedi Pembe etek. Bu ihtimalin gerçek olacağını bilmeden anlatmaya başladım. İlk kez yıllar sonra onu anlattım.

"17 yaşımı anlamlandıran birisiydi. Kitapta da betimlediğim gibi çekik gözleri ve uzun saçları cennetin dekorlarıydı sanki. Sesi....Sesini unuttum gibi ama güzel olduğundan eminim. "Tanışıyor muyuz?" dedi bana ve hikaye öyle başladı. Kraliyet masasını andıran bir tarzımız vardı. Beyefendiler, hanımefendiler....Kediler ve şarkılar, pizzanın son dilimi, afilli sözler ve dahası. Hikaye bundan ibaret değildi tabii. Zaten çok da uzun sürmedi. Sonsuza dek sürsün isterdim" dedim sona doğru kısılan sesimle.

"Neden öyle olmadı peki?"

"Ailem istemedi onu. O da bunu öğrenince terk etti. Aşkta gurur yoktu sözde" burun kıvırdım, sinirlenmiştim yine.

"Aşk mıydı peki?" Duraksadım. Düşündüm.

"Hayır. Bu kadar basit değildi. Aramızda bir bağ vardı. Sanki kırmızı iplerle bağlıydık birbirimize. Tutku, sevgi, saygı, ihanet, şehvet ve ayrılıklarla doluyduk."

"Özlediniz mi?"

Özledim. Çok özledim. Her şeyini.

"Bilmiyorum, sanmıyorum. Artık geçmişe ait sonuçta"

yalan..

"Bir daha hiç görmediniz mi?"

"Hayır."

"Bir nedeni var mı?"

"İstanbul'a hiç gitmedim. Gidemedim. O da aramadı. Bu hikaye mutsuz sonsuz"

"Bizler böyle aşk hikayelerinin içinde kayboluyoruz. Ne kadar şey anlatsanız o kadar dalıyoruz. Hepimizin aklında K. Şehri ne anlama geliyor o var"

K. Şehri...

Ölü balıktan K. şehrine...

"Adının baş harfi. Bir kitapta da denk gelmiştim. K. Şehri yazıyordu ilgimi çekmişti" dedim alayla.

"Adı neydi?" Mavi gözler parladı.

"Adı bende saklı. Öğrenmenizi isteseydim K. demekle yetinmezdim emin olun"

"Bir sır olarak kalacak öyle mi?"

Gözyaşlarımı içtim Ay ışığında.

Ay.

Tüm sırlarımı o biliyor.

"Sır değil de saklı diyelim" dedim.

"Bir daha aşık oldunuz mu?"

Aşk kavramı artık bana uzaktı.

"Bırakın aşkı tek bir insan dahi olmadı. İnsan sevmiyorum. O yüzden yazıyorum" yine ukalaca mı konuşmuştum? Mavi gözler değişik bakıyordu.

"Anlaşılan siz aşkınızı da sevginizi de sadece ona harcamışsın ve onun yokluğunda bile ona ihanet etmek istememişsiniz. Yanlış mıyım?"

O ihanet etmeyi denerdi.

Ben ise ihanet ne bilmezdim bile.

"Psikolog olan benim, burada böyle ithamlarda yalnız ben bulunabilirim" dedim sertçe. Kızardı çilek yanaklar. Alayla sırıttım.

"Haklısınız. Peki şu an hayatınızdan memnun musunuz? Geçmişi özlediğiniz anlar oluyor mu?"

Benim geleceğim geçmişimi kovalar.

Hayatımdan memnun muydum? Evet özgürdüm. Ayrı bir evim vardı. Yalnızdım. Her istediğimi yapabiliyordum. Eksik şeyler vardı. O bende eksikti. Aşk benden yıllar önce gitmişti. Ona da dediğim gibi olmuştu.

Senden sonra bir başkasıyla olamam ben

"Hayatımdan memnunum. Her şey düzenli ve birbiriyle uyumlu. Küçük Ada'nın istediği hayatı yaşıyorum." gülümsedim ve devam ettim.

"Geçmişimi özlersem geleceğime ihanet ederim. Bunu bana birisi söylemişti" O söylemişti.

"Sırlarla dolu birisiniz gerçekten Ada Hanım. Bu arada Alev adını kullanmamanızın bir sebebi var mı?"

O bana öyle söylerdi.

Alevim.

Kuşum.

Ama yangınımız söneli yıllar olmuştu. Ben de bir daha yakmak istememiştim. Adım geçmişimi yaksın. Geleceğime karışmasın.

"Genelde herkes Ada'yı tercih ediyor. Ben de buna alıştım."

"Adınız çok hoş gerçekten. Şey okurlarınızın size soruları var sırada. Biz birkaç tane seçtik. Sizin cevaplamanızı istiyorlar." Dedi ve önündeki kağıttan sorular okumaya başladı.

"Kitaptaki şapşal kelimesinin bir anlamı var mı, varsa nedir?"

Şapşal balık.

"K. isimli karakterin kıza hitap ettiği kelimeden bahsediyorsun. Çok zor bir anlamı yok aslında. Kız çok şeker birisi, heyecanlı, birazcık alık..O yüzden bu kelimeyi ona yakıştırıyor. Şapşal balık orijinali ama kitapta geçmesini uygun bulmadığım için şapşal demekle yetindim"

"Ya?" dedi şaşırarak Pembe etek. Anlattıklarım yeterli gelmemiş olsa gerek.

"Neden şapşal balık olarak kullanmadınız?"

Anılarım fay hattı gibi etkilenmesin diye.

"Ben öyle uygun gördüm"

"Sır gibisiniz Ale- pardon Ada Hanım" dedi kızaran çilek yanaklarıyla. Boş boş baktım. Daha çok kızardı. Eteği ile aynı renge bürünmüştü suratı.

"İki kişinin bildiği sır olmuyor ama evet sırlarla doluyum tabii" dedim omuz silkerek.

"İlgimizi çekiyorsunuz" dedi ve diğer soruya geçti.

"Kitapta ailenin bu aşka engel olmasının sebeplerinden hiç bahsetmemiş. Bunun nedeni nedir acaba?"

Ailem mutlu olmamı istemiyordu.

Bunu diyemezdim.

Dedim sayın.

"Ailesinin de güven sorunları vardı. Güvenmemişlerdi çocuğa. Kızına da çok düşkünlerdi. 'Daha iyilerine layık benim kızım' gibi düşünceleri olumsuz tepkilerine yol açtı. Uzak mesafe olayı da var. Kitabın içinde sindirerek anlatmıştım. Direkt söylemek basit kaçardı"

"Bir diğer soru. Hayatında birisi var mı, çok yalnız takılıyor gibi bir vibe var, eğer varsa bu kim?"

Yarım kalan aşkımın acısnı bana sor

Bana sor yalnızlığı, ayrılığı bana sor

"Özel hayatımı yansıtmayı sevmem. Ama hayatımda kimse yok, olsun da istemiyorum şu an. Bir iki arkadaşım var, kedim var, kuşum var. Fazlasına ihtiyaç duymuyorum"

Ona ihtiyacım var. Astım hastası gibiyim onsuz. Kokusu en etkili ilacım olabilirdi. Suda şınorkel ile nefes alan dalgıç gibiyim.

"Hayatınız da düşünceleriniz de en az sizin ve eserleriniz kadar güzel." dedi sımsıcak gülümseyerek.

"Biliyorum teşekkürler"

"Buraya geldiğiniz için biz teşekkür ederiz. Çok keyifli bir gün oldu. Söylemek, eklemek istediğiniz son bir şey var mı?"

Pembe etek ilgiyle bana bakarken aklıma ilk gelen şeyi söyledim. Dilime dolanmış bir şarkı gibiydi lakin anlamı daha derindi.

"Gözyaşlarımı içtim Ay ışığında

Bana sımsıkı sarıldı senin yokluğunda"

✵✵✵Bölüm Sonu dırırırım✵✵✵

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.