تخطٍ إلى المحتوى

RENCHANTED

الفصل 2 · قراءة 4 دقيقة

RENCHANTED

الفصل 2

#1 Toprak.

"DUR ARTIK!"

***

Gözlerimi tekrar açtığımda kasvetli ama bir o kadar da aydınlık bir şatodaydım. Aslında bir şato değildi bu ama ne olarak tanımlayacağımı anlamış değildim. Sanki dünyaya ait bir yer değildi bu. Biraz etrafıma bakındım çaresizce. Anlaşılan daha neler olduğunun farkında değildim.

Boş gözlerle biraz daha bakındıktan sonra olanların farkına vardım ve aniden ayağa kalktım: "NERDEYIM BEN?" Ses yok. "Kimse var mı?" umutsuzca sesleniyorum. Nasıl oldu da buraya gelmiştim, hala anlam veremiyordum.

"Burda, bir kişi daha bulduk!"

Nerden geldi o ses? Kimdi o? Sese yaklaşmaya çalışıyordum, taa ki beyazlar içinde iki tane iri adam kollarımdan tutup beni aynı az önceki gibi büyük ve kasvetli ama dünyadan olamayacak kadar beyaz bir odaya götürene kadar.

Odanın içinden bir ses yükseldi:"Merhaba Toprak."

Adımı nerden biliyordu?

"Adını nerden mi biliyorum? Çünkü seni buraya ben getirdim. Şuan bir rüyada olduğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Bir kamera şakası da değil. Sen öldün."

Ağzımı açamayacak kadar korkuyordum ve son cümleyi duyduktan sonra içime bir yumru girdi, konuşmak istesem de konuşamadım. Demek ölmek böyle bir şey miymiş? Ahiret burası mıymış?

Gizemli adam konuşmaya devam etti: "En azından fiziki olarak. Tamamen ölseydin şuan burda olmazdın. Senin burda olmanın tek sebebi ölmemek için geçerli bir sebebin olması. Şuan en çok yapmak istediğin şey nedir?"

Biliyordum. Istediğim şey gayet açıktı. Ama söyleyemezdim. Bu adam kim onu bile bilmiyorum. Dikkatlice bakmaya çalışıyorum ama görüntüde biri de yok, beni çekiştirenler de insana benzemiyordu zaten. Ne çeşit bir rüya bu?

"Hâlâ rüya olduğunu düşünüyorsan burda yalnız olmadığını göstereceğim."

Gözlerimi açtım. Ne az önce benle konuşan gizemli ses vardı ne de o adamlar. Bembeyaz bir odadaydım. Ama bu sefer kafamın dibinde 3 kişi vardı. Gerçek kişiler. Bunlar insandı!

"Sonunda uyandı!! Hiç uyanmayacak sandım." dedi büyük ihtimalle 13 yaşlarında olan bir çocuk.

"Uyanmayacak olsa buraya gönderilir miydi sence?" Bunu da aynı yaşlarda bir kız söyledi. Sonunda kendime gelip doğruldum. "Siz de kimsiniz?"

"Sana anlatmadılar mı, projeyi yani?" Bu ses ikisinden de değildi. Çok zarif, narin, çekici ve sesi güvende hissettiren genç bir kızdı bunu diyen. "Ben de ilk uyandığımda böyle irkilmiştim, sonra kavradım her şeyi. Şuan biz ölümle yaşam arasında bir yerdeyiz, anlatması ve inanması zor biliyorum ama-"

Lafını 13 yaşlarındaki çocuk böldü :"Aman ne konuştun be, hem buraya ilk ben geldim! En çok ben biliyorum. Yaşça büyüksün diye ablalık taslamana gerek yok!!" Kız bunu duyunca hafifçe gülümsedi, sonra kahkahasını tutamadı: "Çok tatlısın!!" Abla kardeş gibi kavga ederlerken araya diğer kız da girdi ve yüksek sese dayanamayıp "Toprak" dedim. Hepsi birden sustu ve ne dediğimi anlamaya çalışırcasına bana baktılar.

"Adım Toprak. 16 yaşındayım. Peki ya siz?"

"Ben Can. 13'ten gün alıyorum!-"

"Yani 12 yaşındasın kısaca. Ben Duru. 14 yaşındayım."

"Ben de Ceylin, 17 yaşındayım. Sanırım ablalık taslayacak en doğru kişi benim" Can'a bakarak söyledi ve gülümsedi.

"Tamam. Şimdi bana burda gerçekten ne döndüğünü anlatabilir misiniz?"

Ceylin sakince cevapladı: "Biz dünyadaki hayatımızın son saniyelerinde ikinci bir şans dileyen, ölmemek isteyen çocuklarız. Birçok kişi içinden seçildik ve ölümle yaşamın arasındaki bu yere gönderildik. "

Can sözünü keserek: "Bunların hepsini ona ben anlattım, o da senden çok az önce gelmişti. O yüzden gerisini ben anlatmak istiyorum. Toplam 10 çocuk olduğunda, burdaki mücadele başlayacakmış. Eğer burda istenilen süre kadar yaşamımıza devam edersek, dünyaya geri dönecekmişiz. Öldüğümüz anın 2 dakika öncesine. Dünya durmuş değil, sadece biz o andan yaşamaya devam edeceğiz."

Duru da ona ekleyerek: "Dünyaya geri gönderildikten sonraki 1. günü tamamlayınca, bu boyuttaki tüm anılarımız silinecek. Yani birbirimizi hatırlamayacağız."

Kafam çok karıştı: "Peki size tüm bunları kim söyledi? Ve mücadele de neyin nesi?"

Kaynağı belli olmayan bir ses "Ben. Ben anlattım. Burdaki rehberiniz benim. Mücadeleyi tüm çocuklar tamamlanınca anlayacaksınız." Ses kayboldu.

"Eminim çok zor şeyler yaşamışsınızdır, diğerlerini beklerken dinlenmeliyiz." dedi Ceylin. Her cümlesiyle, kalbimde ve beynimde oluşan düğümün yavaş yavaş çözüldüğünü hissediyordum, en zor anda bile beni sakinleştirebilecek biri gibiydi. Acaba nasıl öldü? Bunu ona soramadım tabii.

***************

Bir saat, iki saat derken zaman hızla geçti ama benim merakım da gitgide artıyordu. Gerçek dünyada şuan neler olduğunu düşünmeden duramıyordum. Acaba annem napıyordu? Nasıl hissediyordu ve ölümümle nasıl yüzleşiyordu? Hayır, hayır bu düşüncelerin beni ele geçirmesine izin vermeyeceğim. Ben ikinci bir şansı hak eden seçilmiş bir kişiyim. Bu sadece kısa bir süre ve sonra anneme kavuşacağım. Ama... Ya tekrar aynı şeyler yaşanırsa diye düşünmeden de duramıyorum. Babam denecek o şeref yoksunu adam- neyse. Şuan gerçek dünyayı düşünmeme gerek yok, dinleniyorum. Evet, burayı hayata bir mola olarak düşünebiliriz. Karşımda konuşanlara bakıyorum, sanki yıllardır tanışıyorlarmış, sanki zaten arkadaşlarmış gibi görünüyorlar ve çok sakinler. Sanırım neden olduğunu biliyorum. Ceylin'in enerjisi hepimizi çok iyi etkiliyor, o gerçekten yaşamayı hak ediyor. Gözlerinin parladığını görebiliyorum-

Tam o sırada Ceylin bana döndü ve gözlerime bakarak gülümsedi: "Sen neden bizle konuşmuyorsun?" Çok tatlıydı. Keşke onun gibi biri olsam. Ama asla olamam. O parlarken ben onun gölgesi bile olamayacak kadar eziğim. Böyle biriyim işte.

Bu sırada iki yeni çocuk daha geldi. Aynı şeyleri onlara bir daha anlattık. Onlar bizden daha küçüktü. Bu kadar küçük yaşta nolmuş olabilir, merak etmeden duramıyordum.

"Ben Bora. 9 yaşındayım" "Ben de Mete. 8 yaşındayım."

Biraz durgundular, ama başta ben de böyleydim bu yüzden Ceylin gibi onları konuşturmam gerekiyordu.

"Hmm Bora ve Mete, çizgi film izliyor musunuz siz hiç?" Birden Ceylin bunu sordu. Ortamın enerjisini değiştirmeyi çok iyi biliyor.

Bu soruyla beraber, sanki dünyada yaşadığımız acı dölü ölümleri unutmuşuz gibi sohbet etmeye başladık, sanki cidden öldük ve sonunda cennette huzurlu vakit geçiriyor gibiydik. Bir süre böyle kalabilirim, geri dönme sürecim o kadar hızlı olmasa da olur...

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.