Tek istediği;Psyche’nin büyük acılar çekip, güzelliğini yitirmesiydi. Eros annesinin emrini yerine getirmek için kızın yaşadığı şatoya doğru yol aldı. Yolda giderken bir yandan da düşünüyordu "Annemin bu kadar sinirlendiren kız ne kadar güzel olabilir?"diyordu içinden. Sonunda saraya vardı ve içeriye pencereden girdi burası kızın odasıydı yavaşça başını çevirdi ve onu gördü.Görür görmez adeta büyülendi annesi ona bir canavara aşık etmesini söylemişti ama kendisi ona aşık olmuştu. Umutsuzca aşık olan aşk tanrısı Eron, Afrodit'in isteğini yerine getiremeden evine döndü.Geri döndüğünde Afrodit'e onu bulamadığını söyledi.
Ertesi sabah Psyche, babasına tanrı Apollun'un yeryüzündeki sesi olan kahinden gelen bir kehanet üzerine babası tarafından bir uçurumun ucuna terk edildi.Bunu gören Eros Psyche uçurumdan atladığı anda Zephyr,namı diğer batı rüzgarı, tarafından yakalandı ve onu saklamak için ördüğü pamuk ipliğine bağlı bir büyü ile korunan kaleye götürdü.Burada Afrodit'in gözünde uzak olacaktı ve güzellik tanrıçası onu ölü sanacaktı.
Eros kaleye geldi ve Psyche'den tek bir şey istedi: " Asla benim yüzümü görmemelisin, hatta kim olduğumu bile bilmemelisin". Psyche bunu hiç dert etmedi. Tüm tanrıların gözünden uzak, sakin ve güzelliklerle dolu bir kalede onu seven bir adamla yaşamak onun için zaten yeterince değerli bir şeydi.Eros sadece geceleri kaleye geliyordu. Çünkü Güneş'in ışığı, gündüzleri Psyche'nin Erosu tanımasını sağlardı. Bu yüzden bir kez bile aşklarını gün yüzünde yaşayamadan birbirlerini bile görmeden uzun zaman geçirdiler. Bu sürede Psyche halinden memnundu. Hatta eski evindeki ailesine mektuplar yazmaya, oradaki hayatından bahsetmeye başlamıştı bile. Bir süre sonra Psyche hamile kaldı. Aklındaki tek soru ise asla görmediği bir adam ile nasıl bir bebek yetiştireceği idi. Bu mektupları gören kıskanç kardeşi bir süre sonra yeğenini doğmadan önce bir kez görmek istediğini bahane ederek onu ziyaret etmek istedi.Tıpkı Psyche'nin yaptığı gibi o uçurumdan atladı ve gene Zephyr tarafından o saraya taşındı. Burada Psyche'nin hayatını gördü ve o hayata sahip olmak istedi. Psyche'ye asla görmediği bir adamla bebek yetiştiremeyeceğini ve aslında o adamın iğrenç bir ejderha olduğunu anlattı. Psycheye uzun zamandır dokunduğu o kanatların bir ejderhaya ait olabileceğini aklına getirmemişti. ablasına "Hayır o bir ejderha değil" dese de şüphe tohumu aklına ekilmişti bir kere.
Bir gece Eros tekrar kaleye geldiğinde Psyche merakına yenildi ve Eros uyurken onun yanına sessizce yaklaştı ve bir gaz lambası ışığı yardımıyla yüzüne baktı. Gördüğü varlığın bir ejderha olmadığını aynı anda mutluluk ve dehşet içinde gördü. Tanrı Eros'u anında tanımıştı, zaten öylesine güzel bir yüz başka kime ait olabilirdi ki? Kandırılmanın verdiği üzüntü ve sevgilisine ettiği ihaneti telafi edemeyecek olmasının ümitsizliği ile elindeki gaz lambasını Eros'un üstüne düşürdü. Eros hayret içinde uyandı ve olanları anında anladı. Büyük bir ümitsizlik içinde "Psyche bu saray artık yıkılacak ve Afrodit'ten artık korunamayacaksın çünkü Afrodit'ten korunma büyüsü senin kim olduğumu bilmemene dayanıyordu."dedi.Son olarak "Zaten bir tanrı ve bir ölümlü birbirini nasıl eşit sevebilir ki?" diyerek kanatlarını açtı ve bir daha Psyche'yi görmemek üzere uzaklaştı.
Ama Psyche pes etmedi. Eros'u bulmak için dışarı onu aramaya koyuldu. Fakat Afrodit tarafından arayışı kesildi. Afrodit ölü sandığı kızın hala hayatta olmasına çok hiddetlenmişti ve kızı 3 imkansız vazife ile görevlendirdi.
"İlk görevin sana vereceğim tohumları 5 farklı türe sadece 1 gecede ayıklamak tohumları ilerdeki küçük tepeye koyacağım, ikinci görevin ilerdeki köyün bir koyunun yünlerini getirmek,üçüncü görevin ise yeraltı kraliçesi Peshapone'nin güzelliğini bir kutuya koymak"dedi ve kayboldu.
Hemen işe koyulan Pysche hemen tepeye çıktı ve gördüğü manzara karşısında şok oldu boyunu aşan bir yığın tohum vardı burda.Psyche umutsuzca göreve koyuldu. Tam pes etmek üzere iken tanrıların kralı Zeus tarafından gönderilen karıncalar bütün tohumları anında kategorize etti. Çünkü Zeus, Erosun tarafında olduğunu göstererek güzel bir aşk hayatı istiyordu.Görevini tamamlayan Psyche ikinci görev yerine gitti.köye vardığında bahsedilen koyunu gördü hemen yanına gitti ve yünlerini kırpmaya çalıştı ama koyun ona yaklaştığı anda çok hızlı bir şekilde koşmaya başladı.Psyche uzun bir süre koyunun arkasından koştu ama onu yakalayamadı.Tam pes edecekken bu sefer de bir nehir tanrısı Eros'a olan yakınlığını göstermek adına Psyche'ye yardım etti ve ona koyunun koşarken dallarda bıraktığı yünleri kullanmasını söyledi.Psyche hemen kendisine denileni yaptı ve dallardan yünleri topladı,böylece ikinci görevini de tamamlamış oldu.Son bir görevi kalmıştı son ve en zoru yeraltı kraliçesinin güzelliğini almalıydı.Bunun imkansız olduğunu düşündü Psyche ama sevdiği için yapmalıydı,yeraltına nasıl gideceğini düşünmeye başladı,oraya ulaşmak imkansızdı! Yanından bir ses duydu,ona yer altı dünyasının gardiyanı Kerebrosa arpa kekleri vermseini Styks nehrini geçirecek kayıkçıya bir altın para vermesini söyledi.Psyche sesin kimden geldiğini bilmiyodu ama dediğini yapmaktan başka çaresi yoktu.Böylece yer altı dünyasına girmeyi başaran Psyche hemen kraliçenin yanına gitti ve ona yaşadıklarını anlattı azmi ile Persaphone'yi etkiledi ve Persaphone ona istediğini verdi ya da Psyche öyle sanıyordu.Son görevini tamamlayan Psyche tam Afroditin sarayına girecekken Persaphone'nin güzelliğinden bir tutam da kendisine saklamak istedi. Fakat kutu güzellik yerine uyku ile doldurulmuştu.Eros uyuyan gelininin yanına uçtu ve ona hatalı olduğunu söyledi. Onun korkusuzluğu ve bilinmeyenle hiç tereddüt etmeden yüzleşmesi, kendisinin dengi olmaktan da öte olduğunu söyledi. Eros Psycheyi ambrosia (ambrozya) ile besledi. Yani tanrıların nektarı ve yegane yiyeceği ile. Bu sayede o da tüm tanrıların huzurunda Moiraların kararı ile ölümsüz oldu.
Psyche ölümsüz olmasının kısa bir süre ardından çocuğunu doğurdu. Bu çocuğa tutku adını verdiler.
O günden beri Psyche, Eros ve tutku insanların aşk hayatını düzenlerler.