"Gerçeği bilir ama yine de o ışığı takip
edersin."
- Peraaaa hadi kalk aşağı gene geç saatlere kadar o bilgisayarın başında durdun demi
İşte o ses ...
Evet gün başlamış ve annem çoktan start vermişti.
Ayak ucumda uyuyan mayaya bı baktım sonra da pencereye doğru kafamı çevirdim
Hava güzel ama iç bunaltıcı derecede sıcaktı.
Kafamı yastığa koyup tavanla bakışmam ile o tanıdık terlik sesini duyar duymaz canım kedim mayaya bir güzel tekme savurmuştum.
Bazen bu kedinin annem ile işbirliği içerisinde olduğunu düşünüyordum ama şimdi hakkını yiyemem beni eve her geç geldiğimde ya da her dışarı çıktığımda kapının eşiğinde bekler parolamızla beraber kapıyı ustalıkla açardı
Kapı derken dış kapı gelmesin aklınıza mutfak kapısı.
E şimdi esas kız olunca mutfak kapısı oluyor.
Şaka bir yana benim babam tek çocuk olunca dedemlerin evine geçtik hoş dedemler bizim eski evimizi pek sevmedi hemen başka eve geçtiler ama ne yalan söyleyeyim insan bazen apartman gürültüsü istiyor.
Ben böyle kendi kendime konuşurken annem çoktan içeri girmiş masamın üzerinden tuttun çoraplarıma kadar söylenmeye başlamıştı. Bilmiyor ki benim şuan iç sesim yani siz yani aslında ben ile konuştuğumu. Ona göre zaten ben normal bir çocuk değildim hoş abimde pek değildi.
- Hadi abini anladım o zaten başına buyruk sen bari biraz şu annenin dediklerini yapsan.
Çocuk ayırmak bence ebeveynlikte suç sayılmalı tamam evet abim normal değil ama onun yaptığı şeyleri sadece bir gülücük iki iltifat ile hemen ört bas ediyorlardı
He tabi babam benden yanaydı ama annem bizim evde asar keser taraf olduğu için babam sadece söylendiği ya da kızdığı ile kalıyordu.
- Hadi bakalım Sevda hanım siz aşağı inin bizde Pera hanım ile odanın hakkında şöyle geniş geniş tartışalım kulağını çekerim ben onun
Ve evet işte benim pelerinsiz kahramanım beni sevda hanımın gazabından son dakika kurtarmıştı. Yoksa galiba en son dediği şey sen beni dinleme ben sana kendimi dinletirim cümlesiydi.
Kulağa basit ama Sevda hanım olduğunda seçeneksiz bırakacak bir durumdu.
Babam tabi ki de bana birkaç ufak destekle ve yatak altına ittigimiz çoraplar ve pijamalar ile yardım ettikten sonra annemin duyacağı şekilde iki üç şey söyleyip her zaman ki gibi saçlarımı öpüp aşağı yüzünde beni her zaman güldüren ama annemi böbürlendiren ifadesi ile indi.
- Yiğit nerde gene ??
Dememle ensemde biten koca yürekli abim ama aslında aramızda 1 yaş olan canım kardeşim çoktan özletmeden o ağır parfüm kokusu ile kahvaltı masasına teşrif etmişti.
- Abi diyeceksin diye kaç kere diycem ben sana kızım ya.
- Didişmeyin hadi bakalım Sevda hanımın sıcak kızartmalarını sogutmayin pişman olursunuz sonra bak.
Babam böyle alttan alır ama sinirli yanı bu yanının çok olduğu kadar vardır. Anneme hep Sevda hanım der ama biz bazen ilk baharım dediğini duyarız kulağa tuhaf hatta bu yaştan sonra ne ilk baharı gibi gelebilir ama biz demir ailesi olarak herşeyin en güzelini ilk baharda yaşayacağımızı taaa 5 yaşından beridir biliriz.
Abim ağzına iki üç lokma alıp çayı asla üzerindeki dumana aldırmadan kafasına dikti ve susmayan telefon sesi ile mavi çantasını omzuna atıp üzerinde bir üniforma haline gelmiş olan o beyaz sıfır kol tişörtü altında mavi şortu ve çantadan sarkan gri hırkası ile kumral saçlarını aynanın önünde kusursuz bir şekilde duzelttigini düşünen ama bence tam bir kirpiye benziyen canım abim beyaz çoraplarını arşa çekerek evden kaçış merasimini gerçekleştirdi.
Abim babamın zıttı gibi ama daha çok anı yaşayan bir tipti kuralları sevmez ama kural koyan uyuzun tekiydi severdim ama doğum günleri özel günler olduğu zaman.
-Hadi kızım zaten geç kaldın bende daha dedenlere gidicem.
Babam mutlaka her salı dedenlere gider dükkandan ve bahçeden çiçekler götürürdü babaannem için.
Emekli olunca babam çiçeklere bu yüzden girdi hoş annemi tavlamak için hep çiçeğin ilk kokusunu aldığım andan beridir meraklıyım ben bu işe der.
Son yudumumu aldığım çayımı hızla bırakıp anneme kocaman bir öpücük bırakıp aynanın önünde uzamasından nefret ettiğim abimin kopyası kumral saçlarımı at kuyruğu yaptım beyaz tişörtüm ve kot şortuma son bir bakış atıp spor ayakkabılarımı giydim kot ceketimi askılıktan alıp telefonum ve kulaklığım ile babamın peşine takıldım
- Beyaz ayakkabı bak bu öyle paldır küldür dalma pisliğin içine duydun mu benii kime diyorum Peraaa
- Tamam Sevda hanım naylon poşet geçiricem ayağıma bir daha
- Babasının kızı nolacak dikkat et telefonun açık olsun.
Annem beni her sevmediği durumda ya halamın ya da babamın kızı yapıyor.
Sahi bakınca annemin kızı olduğum tek konu derslerim hoş finaller falan derken kendimizi baya bir duyurduk Pera Demir
olarak.
Okulu ciddiye alıyorum sanmayın genelde almam onu zaten bu kadar sık geç kalmadan anlamışsınızdır.
Sadece mimarlık fakültesini bitirip en kısa yoldan yurtdışında kendi istediğim alana yoğunlaşmak istiyordum.
Ve evet yine yeni yeniden bir şok daha
Evet evet Pera Demir mimarlık okuyor ama bilin bakalım neden
Demir soyadı bu şekilde devam eder
Her zaman.
