تخطٍ إلى المحتوى

Orion

الفصل 2 · قراءة 4 دقيقة

Orion

الفصل 2

2. Bölüm: Terzi

Dışarıdaydım. Evdeki şey… Her neyse, bana ulaşmadan buradan gitmeliydim.

Elimdeki anahtarlara baktım. Şükürler olsun ki babam minibüsümüzün anahtarını da diğer anahtarların yanına takmıştı.

Hemen minibüsümüze bindim ve tam gaz buradan uzaklaştım.

Yolda giderken aklıma takılan şeyler vardı. Bu yaratık her neyse annemi ve babamı öldürmüş, ardından birden hareketsiz kalmıştı. Ama nasıl? En son gördüğümde yüzüne güneş ışığı vuruyordu ve hareketsizdi. Ardından ben tam kaçacakken güneş ışığı yavaş yavaş gökyüzünden çekiliyor ve kükremeye başlıyordu…

Bunları düşünürken annemi ve babamı o şekilde bıraktığım aklıma geldi. Aslında hiç aklımdan çıkmamıştı ama şu an daha fazla kafamı kurcalıyordu.

Onları o hâlde bırakmak sanki kalbimi parçalıyordu. Acaba geri mi dönmeliydim? Bilmiyordum.

Yok, hayır. Yapamıyordum. Gözlerim yaşarmıştı. Ailemi orada, ölüleri dahi olsa, yalnız bırakmıştım. Hemen geri dönüp uzaktan da olsa bakmam lazımdı.

Geri dönmeye karar verdim. Zaten evimizden çok da uzaklaşmamıştım. Eve yaklaştığımda demin çıktığım kapının kapalı olduğunu fark ettim.

Minibüsü hemen kaçabileceğim bir yere park edip aşağı indim. Demin kaçtığım arka çıkıştan eve girdim ve şok olmuştum!!!

Annem ve babam yoktu! Hiçbir yerde kan izi ya da cam kırığı yoktu. Daha da ilginci, evdeki eşyalarımız kaybolmuştu. Birisi ya da birileri almıştı sanırım. Acaba bu o yaratık mıydı? Beyaz gözlü yaratık?

Ailemi onun aldığını düşünmek, kalbime saplanan bir bıçak kadar kötü hissettiriyordu.

Yere çömelip ağlamaya başladım. Bu şeyler neden benim ve ailemin başına gelmişti?

Yavaş yavaş ayağa kalktım. Artık buradan uzaklaşmam gerektiği kesindi. Ama ailemin cenazelerini kim ya da kimler aldıysa bunu bulmam gerekiyordu; fakat şimdi değil. Orion’a dönüp bir plan yapmam lazımdı. Ya da biraz çalışıp para kazanmalı, biraz bilgilenmeli, ondan sonra gereğini yapmalıydım.

Minibüse bindim ve Orion’a doğru yola çıktım. Dikiz aynasına bakarken birden babamla ilgili kötü anılar zihnimde belirdi.

Neden şimdi babamla ilgili kötü anılar aklıma gelmişti ki? Tam şu an buna ne gerek vardı, anlamıyordum. Babamla aram çok iyi olmasa da, neden böyle bir olay yaşamışken bu anılar aklıma gelmişti?

Kendimi kapana kısılmış ve bunalmış hissediyordum. Sanki içimde bir şey vardı ve beni rahat bırakmıyordu…

Yavaş yavaş Orion’daki eve yaklaşmaya başlamıştım. Hızlı davranıp hemen eve girmek istiyordum.

Minibüsü park edip hızlıca eve yöneldim. Anahtarlığı kapıya dayadım, kapıyı açtım ve içeri girdim.

Burada eşyasız ne yapacağımı bilmiyordum ama minibüste ailemin koyduğu birkaç eşya vardı; onları getirebilirdim.

Bugün çok yorulmuştum. Hem fiziksel hem de mental anlamda neredeyse ızdırap çekmiştim. Hâlâ ailemin kimin elinde olduğunu bilmiyordum. Ne olmuştu, nasıl olmuştu, anlamlandıramıyordum.

Eve geri gittiğimdeki manzara çok korkunçtu: Evde hiçbir şey yoktu. Ne cam kırıkları ne eşyalar… En önemlisi, ailem yok olmuştu.

Şu an bunları unutup biraz uyumam gerek diye düşünürken birden neden bu kadar soğukkanlı olduğum aklıma geldi.

Evet, ailemle aram çok iyi değildi. Küçüklükten beri beni dışlıyorlar gibi hissediyordum. Birbirlerine o kadar âşık iki ebeveyn vardı ki beni ikinci planda tutuyorlardı. Belki de bu konuda onları suçlamam doğru değildi.

Yine de bu kadar soğukkanlı olup Orion’daki bu yeni evimize gelmiş olmam, beni bile kendimden korkutuyordu. Kendimden nefret etmeye başlamıştım. Nasıl bu kadar rahat ve özgüvenliydim, anlamıyordum.

Yavaş yavaş gözlerim kapanıyordu. Buraya geleli 4–5 saat olmuştu. Her saniyesinde farklı şeyler düşünmüştüm; düşünürken kendimi ne kadar yorduğumu fark etmemiştim.

Gözlerimi artık tutamıyordum. Yavaş yavaş uyumam gerektiğini anladım ve en küçük odaya gidip yere cenin pozisyonunda uzandım, gözlerimi kapattım…

Gözlerime vuran güneş sayesinde erkenden uyanmıştım. Ayağa kalkmaya çalıştım ama her yerim tutulmuştu. Zar zor ayağa kalkıp gerilme hareketleri yaptım.

Karnım çok acıkmıştı. Dün olan olayları hatırlamak istemiyordum; en azından şimdilik. O yüzden aşağı inip evden çıktım ve bir lokanta aramaya başladım.

Lokantanın parasını verip çıktım. Ortalama bir yemekti benim için; ne çok doyurucu ne de aç bırakan türdendi.

Eve gitmeden önce kendime önce iş bulmalıyım diye düşündüm. Belki sonra okula yazılırdım. Artık ailem yoktu ve daha güçlü olmalıydım.

Yavaş yavaş yürürken bir iş ilanı gördüm. Bir terzi dükkânıydı. “Bay eleman aranıyor” yazıyordu. Parası da çok iyiydi. Terzilikle pek ilgim yoktu ama belki yaparım diye düşündüm. Sonuçta parası güzeldi. Hemen telefon numarasını telefonuma yazıp aramaya başladım.

Telefona yaşlı bir adam çıktı ve yarın saat 9’da orada olmamı söyledi. İşe alıp almadığını söylememişti ama yapacak bir şeyim yoktu. Yarın saat 9’da, dediği gibi orada olacaktım.

Yavaş yavaş eve doğru kısa adımlarla yürüdüm. İçimden “Bu şehir aslında çok küçük bir kasaba gibiymiş” diye mırıldandım ve tam eve girecekken karşıdaki evde bana bakan üç çift göz gördüm.

“Sanırım yanlış gördüm” diyerek gözlerimi ovuşturup tekrar baktım ama hayır, hâlâ oradaydılar. Tüylerim ürpermişti. Bir titreme geldi; ilk defa böyle hissediyordum.

Gözlere bakmamaya çalışıp arkamı döndüm. Eve girmek için kapıya yöneldim. Sonra tekrar dönüp aynı eve baktığımda bu sefer o üç göz kaybolmuştu.

Kendi kendime “Sanırım deliriyorum” ya da “Ayakta rüya görüyorum” diye mırıldanarak hızlıca eve girdim.

Demin gördüğüm şey ve bizim eski evimizde gördüğüm beyaz gözlü adam…

Neler oluyordu? Bunun benimle ve ailemle ne ilgisi vardı? Yoksa bunları kafamda mı kuruyordum? Ama hayır; ailem öldürülmüştü. Bu, hayal olamayacak kadar gerçekti.

Peki bu beyaz gözlü yaratıkla demin gördüğüm üç gözlü yaratık neydi?

Kafam iyice karışmıştı.

Eve girdikten sonra hemen karşıdaki evi gören odaya geçip baktım. İlginç olan hiçbir şey yoktu. Ev sanırım boştu. Kimse içeride değildi ve oldukça eskiydi.

Yarın, işe gitmeden önce gidip içine bakacaktım.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.