O GECE...
O gece her şeyin tepe taklak olduğu lanet bir geceydi.
Her şey,yaşadığım kasabada;Kumrusalda ailemin rutin haline getirdikleri kavgalarından bunalıp,yürüyüşe çıkmamla başladı.Son zamanlarda keşke o gece dışarı hiç çıkmasaydım diyorum.Çünkü,kasabamızın en iri çınarının altında gördüğüm manzara hiçte hoş değildi.
Öncesinde gürültüden uzaklaşmak için hızlı olan adımlarım,ormanın huzur verici sesiyle giderek yavaşlamıştı.Artık öylesine bıkmıştım ki ailemin bu amaçsız kavgalarından gece ormanda tek başıma yürümekten korkmamaya başlamıştım.Ben düşüncelerime daldığımdan ormanın derinliğine indiğimin farkına bile varmamıştım.Ormanın gece bile eksik olmayan cıvıltısı beni sanki tüm her şeyden uzaklaştırıyordu.İşte bu yüzden zaman zaman dalıp ormanda kaybolabiliyordum.Yine o günlerden biri olacak ki aklımda oluşan düşünce silsilesinden uzaklaşıp etrafıma bakarak birkaç dakika nerede olduğumu idrak etmeye çalıştım.Aslında sıksık yürüyüşe çıktığım için heryeri avucumun içi gibi bilmem gerekirdi fakat görsel hafızam pek güçlü olmadığı için bunu başaramıyordum.En sonunda nerede olduğumu anlayamadığımdan pes ettim ve saydırarak rastgele bir tarafa yürümeye başladım.
Yaklaşık onbeş dakika doğru yolu bulmaya çalışarak boş boş ilerledim ta ki ayağım bir cisme takılıp yere kapaklanana kadar.Ama bu bir cisim değil,biçimsiz büyük bir tümsekti.Hızlıca ayağa kalkıp üzerimi sirkeledim.Tam ilerleyecktim ki toprağın oluşturduğu o tümseğin altında hafifçe ortaya çıkan şeyi görene kadar.
Donakalmıştım.Kalbimin ritmi aniden hızlanmaya başladı.En sonunda merakıma yenik düşüp telefonumun flaşını açarak dikkatlice baktım.
Tanrım sanırım orada gerçekten bir insan parmağı var.