NOVA
Babamın elini hâlâ tutuyordum.
Kapının önünde birkaç saniye bekledik.
İkimiz de konuşmuyorduk.
Babam yavaşça kapı koluna uzandı. Bana baktı.
“Hazır mısın?”
Başımı salladım.
Kapıyı açtı.
Önce kendisi çıktı, ardından ben.
Sokağa adım attığım anda etrafıma baktım.
Burası sabahki sokak değildi.
Yerde devrilmiş çöp kutuları, yolun ortasında bırakılmış arabalar ve açık kalmış kapılar vardı. Birkaç araba birbirine çarpmıştı.
Uzaklardan siren sesleri geliyordu.
Ama en korkunç olan sessizlikti.
İnsanların yaşadığı bir yerde bu kadar sessizlik olmamalıydı.
Babam elimi biraz daha sıkı tuttu.
“Benden ayrılma.”
“Tamam.”
Yürümeye başladık.
Her adımımda etrafı kontrol ediyordum.
Bir evin balkonunda yere düşmüş bir sandalye vardı. Başka bir evin camı kırılmıştı.
“Baba…”
“Ne oldu?”
“Buradan daha önce geçmiştik.”
Babam cevap vermedi.
Sadece yürümeye devam etti.
Bir süre sonra arkamızdan bir ses geldi.
Tak.
Adımlarımız aynı anda durdu.
Babam hemen arkasını döndü.
Sokak boştu.
Karşıdaki evlerin pencerelerine baktı. Sonra arkamıza.
Hiç kimse yoktu.
“Baba?”
“Bir şey yok.”
Sesimi çıkarmadım.
Tekrar yürümeye başladık.
Aradan birkaç saniye geçti.
Tak.
Bu kez daha yakındı.
Babam aniden durdu ve beni arkasına aldı.
“Burada kal.”
Elindeki golf sopasını iki eliyle kavradı.
Ben babamın omzunun üzerinden sokağa bakıyordum.
Hiçbir şey görünmüyordu.
Sonra sağ taraftaki binadan bir ses geldi.
Bir şey yere düştü.
Güm!
İrkilerek babama yaklaştım.
Binanın girişindeki kapı yavaşça açıldı.
Önce sadece karanlık bir boşluk gördüm.
Sonra bir ayak dışarı çıktı.
Ardından bir adam.
Başını öne eğmişti.
Üzerindeki kıyafetler kirliydi. Yürüyüşü garipti. Sanki nereye gittiğini bilmiyordu.
Babam hemen önümde durdu.
“Bize yaklaşma.”
Adam durdu.
Başını yavaşça kaldırdı.
Yüzünü gördüğüm anda içimden bir şey koptu.
Gözleri bomboştu.
Bize bakıyor gibiydi ama sanki gerçekten bizi görmüyordu.
Sonra burnundan derin bir nefes aldı.
Başını hafifçe yana çevirdi.
Babam bir adım geri çekildi.
“Nova, arkama geç.”
Adam bir anda başını bize çevirdi.
Ve koşmaya başladı.
Çığlık attım.
“BABA!”
Babam beni arkasına itti.
Adam üzerimize doğru gelirken golf sopasını kaldırdı.
Güm!
Sopa adama çarptı.
Adam yere düştü.
Bir an için her şey durmuş gibiydi.
Babam bana baktı.
“Koş!”
Ama ben hareket edemedim.
Yerdeki adamın hâlâ kıpırdadığını gördüm.
Parmakları yere sürtüyordu.
Sonra ellerinin üzerine kalkmaya başladı.
“Baba…”
“KOŞ!”
Bu kez elimi tuttu.
Arkamı dönüp koşmaya başladım.
Ayak sesleri arkamızdan geliyordu.
“Daha hızlı!”
Koşuyordum ama nefesim kesiliyordu.
Babam elimi bırakmıyordu.
Bir sokağın köşesine geldiğimizde arkamıza baktım.
Adam hâlâ peşimizdeydi.
Sonra arkasındaki binadan başka bir ses geldi.
Bir tane daha.
Babam bunu duyduğu anda yönümüzü değiştirdi.
“Buradan!”
Beni başka bir sokağa çekti.
Koşarken ayağım takıldı.
Yere düşecekken babam beni kolumdan tuttu.
“İyi misin?”
Başımı salladım.
“Devam et.”
Tekrar koşmaya başladık.
Arkamızdaki sesler giderek uzaklaştı.
Sonunda küçük bir marketin önünde durduk.
Babam nefes nefese kalmıştı.
Ben de öyle.
Bir süre konuşamadık.
Babam kapıya baktı.
Sonra bana döndü.
“İçeri gireceğiz.”
“Ya içeride de varsa?”
Babam birkaç saniye sustu.
“Varsa, önce ben göreceğim.”
Kapıyı yavaşça açtı.
İçeri girdik.
Ben hâlâ babamın elini bırakmıyordum.
İçerisi karanlıktı.
Babam kapının yanında durup etrafı dinledi.
Hiçbir ses yoktu.
Rafların çoğu boştu.
Yerde birkaç paket yiyecek vardı.
Babam çantasını çıkardı.
“Su bul.”
Başımı salladım.
Birlikte rafların arasında ilerlemeye başladık.
Bir şişe su bulduğum sırada arka taraftan bir ses geldi.
İkimiz de donup kaldık.
Babam elindeki sopayı kaldırdı.
Ses tekrar geldi.
Ama bu kez bir insan sesi duyuldu.
“Lütfen…”
Babam bana baktı.
Sonra sesin geldiği yere doğru ilerledi.
Rafın arkasından biri çıktı.
Genç bir çocuktu.
Ellerini havaya kaldırmıştı.
“Beni öldürmeyin.”
Babam birkaç saniye ona baktı.
“Sen… ısırılmadın mı?”
Çocuk başını salladı.
“Hayır.”
Babam sopasını indirdi.
Çocuk derin bir nefes aldı.
Sonra bize baktı.
“Siz de mi hayattasınız?”
Babam cevap vermeden önce bana baktı.
Ben ise ilk kez, bütün bu korkunun içinde yalnız olmadığımızı düşündüm.
BÖLÜM SONU FOTOĞRAFI
