Gece anlatıyor
Toplantının yapılıcağı binaya doğru yürümeye başladım. Bir bilgi çıkarsa oradan çıkardı. Bir anda biri kolumu tutup beni tenha,dar bir sokağa çekti. Beni duvara sıkıştırır şıkıştırmaz suratına yumruğu gçirdim.
Çokuk geriye doğru bir adım attı. Ceketinin yakalarından tutup çocuğun sırtını duvara çarptım. "Kimsin sen?" Diye bağırdım çocuğa. Çocuk boşta kalan elini kullanarak kapişonunu açtı. İlk dikatimi çeken simsiyah bakımsız saçları oldu. Mavi gözlerini kapamamak için kendini zorluyordu. Göz altları şişmişti. Yüzünde yaralar vücudunda morluklar vardı. Çocuk zorlukla " Durumlarımız aynı. Kızıl Katilin tutsağıyım. Şu ana kadar görüşmemiz yasaktı. Selam ben Doruk." Derin bir nefes aldı. "Şimdi, beni yere indir a**** ********* m*lı!" Çocuğu biranda bıraktım. Nasıl ama bu olamaz. Tek ben vardım. Doruk'u yakalarından tutup geri duvara çarptım. "Başkaları var mı?" Doruk kollarımı sertçe tutup onu bırak mamı sağladı " Yok! Varsada ben bilmiyorum." Dedi. Derin bir nefes aldım. " Tamam cüce..." Doruk bir anda atıldı. "Cücemi? Senden bir parmak kadar kısayım." Haklı ama olsun . Doruk'un kolunu sertçe tuttum. "Sözümü bölme! Burda ne işin var, neden şimdi ortaya çıktın hiçbir fikrim yok ve umrumdada değil!" Aslında umrumdaydı. Bu çocuğu o manyağın elinden kurtarmalıydım. " Ve şimdi gidiyorum. Görüşmemek üzere." Hızlıca oradan uzaklaştım. Nasıl olsa onu geri bulurdum. Gidicek bir yeri olmadığına bahse girerim.