Sabah olduğunda inanılmaz bir baş ağrısıyla uyandım. Odada tektim yani abim yoktu. Anlık bir korku içimi kapladi ve bir çığlık attım ardından bana bir ağlama geldi...
Hıçkırararak ağlıyordum fakat TANRI AŞKINA BUNU YAPAN BEN DEĞİLDİM Kİ. Sanki birileri bunu yapmam için beni zorluyordu. Kariyerim ve tüm hayatım boyunca çok büyük acılar yaşamıştım, bazen bunu kendime bile itiraf edemiyordum fakat hayatım zordu işte. Ama hiç bir zaman şu an yaptığım gibi bir ağlayış segilemezdim. Bu benim için imkansız hatta kabul edilemezdi bunu kendi ailesinin cenazesine katılamama yükünü taşımış biri olarak söylüyordum ki benim duygularım yoktu benim mantığım vardı hayat beni böyle yetiştirmişti...
Kendimi tutamıyordum bağırarak ağlıyor etrafa yumruklar savuruyordum duvarlara vurmaktan ellerim kanamaya başlamıştı yumruklaım sertti benim babam bir tekvandocuydu ve eğitim almam için beni eğitmişti. Yumruklarım sertti ve canımı da yakmıyor değildi. Umurumda da değildi zaten nedenini bilmediğim bir şekilde benim canımın yandığı yer kalbim di ellerim değil.
Çok geçmedi ki içeriye birleri geldi beni tuttular. Onları da çok görebiliyor sayılmazdım sanırım öfkeden görüntüm bulanıklaşmıştı. Asıl soru şuydu ki "Bu öfkemin nedeni neydi?"
O sırada elinde bir ine tutan bir hemşirenin silueti belirdi gözlerimin önünde. Hiç delikanlılık yapmaya gerek yoktu ben ineden korkardım sınırlı sayıdaki korkularımdan biri de buydu. Aslında bu bir korkudan ziyade fobiydi nedenini tabiki de bilmiyordum. İneyi gördüğümde daha da bağırdım daha da çırpındım kollarımı tutan adamların tutuşu daha da sertleşti.
Kafamı sağımdaki adama çevirdim çünkü tandıdık bir koku dumuştum sanki ve o an resmen şoke oldum bu oydu, otobüs durağında gördüğüm adam bakışları aynıydı koyu sert fakat bir okadar da tanıdık. Ben olayları kavrayaamadan dünya tekrar karardı sanırım hemşire kadın ineyi yapmıştı..
Takrar uyandığımda boş karanlık bir odadaydım. "A-abii nerdesin" dedi bitkin sesin cevap gelmedi bu defa ismini haykırmaya başladım "Kaan nerdesin" "Kaan hadi ama komik değil" yine cevap gelmedi. Bu defa fark ettim ki hastahane odasında değildim. Burası başka biryerdi. Amantanrım hangi cehennemdeydim ki ben...
Üznerime örtülmüş üstünde nakıştan gül işlemeleri olan yorganı üzerimden atıp tahtadan oymalı yataktan tam kalkıyordum ki odanın kapısı açıldı. İçeri hayatımda ilk kez gördüğüm ortaçağ filimlerinden fırlamış gibi giyinmiş samimi bir gülumsemeye sahip görece sevecen ve tatlı duran benim yaşlarımda bir kız girdi ve neşeli sesiyle "Uyanmışsın dedektif" dedi.
Dedektif mi?
“Nerdeyim ben?" Diye sordum karşımdaki kiza fark etmeden ayağa kalkmış kızıa doğru ilerliyordum bile. Kızsa "Sakin ol dedektif, bunların hepsi habil yüzünden. Birkaç saate normale döneceksin ama önce sakin ol." Dedi gülümseyen yüzü ve ılımlı bakışları beni daha çok öfkelendirdi. Tanrı aşkına ne saçmalıyordu bu kız habil de neydi? Ne biçim bir saçmalığın içine düşmüştüm! Öfkeyle kızın gözlerinin içine baktım " Ne saçmalıyorsun sen habil denen şey ne? Ve bana acilen nasıl bir cehennemin içindeyim açıkla." Dedim ve sonrasında şöyle ekledim "Yoksa tanrı şahidim ki yapacaklarımdan ben sorumlu olmayacağım!" Buarı söylerken resmen karşımdaki kıza kükremiştim. Oysa o beklediğimden çok çok daha sakin ses tonuyla "Hey hey sakin ol dedektif." Dedi. Aslına bakarsann beni asıl öfkelendiren onun bu anlayışlı tavrıydı benim öfkeme karşın o benimle sanki bir şiir okurmuşçasına konuşuyordu. "Dedektif kim ya ben dedektif medektif değilim!" Diye külredim tekrar.
Tam o sırada kapı tekrar açıldı içeri tekrardan bir kız girdi ama bu kız diğerinin tam zıttıydı ilk içeri giren ve hala ismini öğrenemediğim sarışın mavi gözlü kız orta çağ kıraliyet flimlerinden fırlamış gibi pespembe kabarık bir elbise giyinip hayatımda ilk kez gördüğüm türden açık sarı rengi dümdüz saçlarına zarif bir toka takmışken. Odaya yeni dahil olan kız diğerinin tam aksine sert yüz hatlarına sahipti bembeyaz bir teni vardı ve teniyle zıtlaşacak tenkte simsiyah uzun saçlarını sımsıkı bir at kuyruğu yapmıştı. Üzerine ise gıri pileli bir etek ve siyah bir korse giyinmişti. Ayrıca üzerinde birçok silah vardı. Sert bir kıza benziyordu.
Görunüşü kadar soğuk sesiyle "Uyanmış bizimki." Dedi sesinde bir alay tınısı hissetmiştim hiç hoşuma gittiğini söyleyemezdim. Ona da öldürücü bakışlarımdan attım. Omuz silkti. "Bu arada ben Nyra Morwyn" dedi. İsmi de ayni bu yer gibi değişikti. O an diğeri ise "Ayy lalyanın işıkları aşkına ben kendimi tanıtmayı unuttumm" dedi aynı neşe ile devam etti "Ben Astaruna kırralığı prensesi Milya" derin bir nefes aldim gözlerimi kappattım çünkü bu hiç mantıklı değildi. Buysa benim bu tarz anlarda (bu tarzdan kasıt kötü hissettiğim hergün bilmefiğim evrenlere gitmiyorum)
Milya denenen sözde prensese döndüm ve en çirkef ses tonumla "Öyle bir yer yok" dedim "Hayır kesinlikle var tatlım otur anlatıcağım." Dedi yine o uyuz neşeli sesi ile. Onun sözünü dinledim ve oturdum yahut yapabileceğim başka birşey de yoktu. Bacak bacak üzerine atıp onun keyifini taklit ettim. Ve yine onunki gibi bir gülümsemeyle "Anlat bakalım." Dedim bunun üzerine Nrya gözlerini devirdi. Milya ise anlatmaya başliyacaktı ki içeri yeni biri girdi.
Bu defaki bir erkekti. Beni görünce dehşete düşmüş şekilde baktı "Nasıl olur?" Dedi anlamamıştım "O bir kız bu nasıl olabilr?" Kızlar aynı anda bakışlarını kumral çouğun bal rengi gözlerine çevirdi "Biz de ilk gördüğümüzde şaşırdık ama ben size başından beri dünyayı kadınlar kurtaracak diyordum" dedi Nayra gözelerinde cümlesini kurarken anlık gelen bir parıltı vardı. Çocuk hala şaşkındı ama şaşkınlığını gizlemeyi çok hızlı bir şekilde başardı ve hemen ardîndan konuşmaya başladı ben "Roderin Valen leydim ekibimize hoş geliniz" dedi. Nayra hemen atladı "O bir dedektif Rod!" Dedi sert sesiyle "Sana bir flort eğlencesi yaşatamiyqcağîz yani dostum." Diye bitirdi Nayra ya ısınmaya başlamıştım ama belli etmedim ne de olsa onları tam tanımıyordum isimleri ve bu yer de pek garipti.
Roderin "Ona anlattını mı?" Diye sordu o sırada odanın içindeki oymali koltuğa rahatça yayılmıştı bile Milya ise "Bir türlü fırsatını bulamadık ayrıca habil in etkileri de yeni geçmeye başladı." Dedi sonra biraz düşündü ve "Bence Valtar haarici herkes gelimişlen Valtı da bekleyelim." Dedi diğerleri de onayladı. Ve Valtar denen adamı beklemeye başladık.
Yaklaşık 15 dakika sonra kapı açıldı..
