Tüm kasveti beraberinde getiren kış , o gece de tüm ipleri eline almış ve hüzün tohumlarını her köşeye ekmiş gibiydi . Pencerenin karşısına geçmiş geceden daha soğuk olan kalbimle olanları anlamaya çalışıyordum . Ne yapmıştım da bunca şey başıma gelmişti , bi anda tüm hayat sevincim emilmişti aç bir bebeğin biberondaki son sütü tüm gücüyle saniyeler içinde bitirmesi gibi . İçim içimi yerken soluklandım bu şekilde hiçbir şey düzelmeyecekti tam tersi kötüleşecek hatta ilerde ilaçlı psikolojik tedavi almak zorunda kalacaktım . Dayanamayarak ağlamaya başladım karanlık odamda bir başıma , kendimi hiç bu kadar kimsesiz , yanlız , yorgun ve ölümü sabırsızlıkla beklerken görmemiştim . Bu ben değildim , bu Mira değildi ...
Gözyaşları yüzümde kurumuş , gözlerim şiş ve kızarmıştı . Az da olsa rahatlamıştım , bunun son olmadığının da farkındaydım çünkü kırılmıştım hatta kırılmam yetmemiş ezilip toz haline getirilmişti kalbim en sevdiğim , yaşama sebebim , hiç beklemediğim o kişi tarafından ...
Çoğu kişi anlatırdı ayrılık hikayesini , hepsinde üçüncü tekil kişiydim , üzüntüntüm de bunu geçmezdi , en fazla ne kadar hissedebilirdim ki başkasının ayrılık hikayesinin üzüntüsünü ? Hep kaçmaya çalışırdım ayrılık hikayelerinin başrolü olmaktan , korkunun ecele faydası yokmuş şimdiyse en mutsuz başrol benim . Hiçbir getirisi olmayan ama çok şey götüren bir başrol ...
Sağlıklı hareket etmem gerekiyordu , sevdiklerimi korkutuyordu bu durum . Bir ajanda aldım ve en başından olanları objektif bir şekilde yazmaya başladım , her şeyin nasıl başladığını anlatan ajandayı o gece tutmaya başladım en ince ayrıntısına kadar hiç durmadan yazdım da yazdım ...