تخطٍ إلى المحتوى

Melodi

الفصل 1 · قراءة 7 دقيقة

Melodi

الفصل 1

Porselen Kalbim

Benim porselen kalbim

Herkese duvar örmüş

Büyük bir kumar ortasında

Gerçeğe göğüs germiş

Yüz bin parça, hepsi çaresiz

Benimle oyunlar oynadın

Kırıldıktan sonra topladın

Aynı olmadı

Sen hatırlamazsın, ben unutmam

Nasıl yandım

Yüreğim kandı sana

Bir umut avunmaya

Sen hatırlamazsın, ben unutmam

Nasıl kıydın?

Yüreğim kandı sana

Bir umut avu-"

Kucağımda gitar şarkıya devam ederken. Leyla hanım pat diye içeri girdi.

"Ya anne ben sana kaç defa söyledim kapıyı çalmadan içeri girme diye. Şarkıyı böldün" dedim sesimi yükselterek.

"Boş ver onu şimdi akşam misafirlerimiz gelicek hadi in aşağı yemekler için bana yardım et."

"Tamam sen in bende 5dk ya geliyorum" diyip Leyla hanımı odadan dışarı çıkarmak için itekledim.

Tabi ki 5 dk sonra inmeyecektim. Biraz daha oyalansam. Aşağı indiğimde annem beni hafif azarlayip yukarı gönderir. Azıcık azardan kimse ölmez.

Leyla hanım aşağı indikten sonra üzerinden 20 dk geçmişti. Artık insem iyi olacaktı.

İndiğimde Leyla hanım bana ters bakış atıyordu.

"Oo yüzünü gören cennetlik. Ne oldu da indin." Dedi ters bakışlarını sürdürerek.

"Sana yardım etmek için indim" dedim yüzsüzce.

"Yardım? Yapacak bir şey kalmadı ki. Hepsini sihirli parmaklarımla hallettim." Dedi övünerek. Sadece gülümsemekle yetindim

"Yapacak bir şey yoksa ben kaçar" diyip hızlı adımlarla odama doğru ilerledim.

"Kaçma bana lazımsın" diyince yüzümdeki ifade kendini hüzne bıraktı.

"Ama yemekler için yapacak bir şey olmadığını söyledin" sesim olduğundan daha bıkkın çıkmıştı.

"Evet yemekler bitti ama markete gidip bir kaç malzeme alman lazım. Tatlı için. Ve ayrıca tatlıyı sen yapıyorsun itiraz istemiyorum. Ona göre" yüzünde zafer kazanmış ifadesi vardı.

"İnan anneciğim gerçekten çok isterdim tatlı yapmak ama sende iyi biliyorsun benim bugün kursum var sana sadece malzemeleri alırım. O kadar" dedim. Bu sefer zafer kazanmış ifadesi benim yüzümdeydi.

Leyla hanım'ın yüzündeki ifade giderek yok olurken bende yeni sardığı sarmalardan birini ağzıma attım.

"Hilal çiğ çiğ yenir mi? Karnın ağrır sonra" dedi sitemli bir sesle.

"Bir taneden bir şey olmaz" dedim ağzım dolu dolu.

"Ben biliyorum o bir taneleri ama neyse." Diyip elime bir kağıt tutuşturdu.

"Bu ne şimdi?"

"Alacaklarının listesi" dedi.

Bende listeyi açtım ama açmaz olaydım. Liste değil yıllık stok alışverişi mübarek.

"Anne sen buna liste mi diyorsun?"

"Evet. Sende git üstünü değiştir sonra da direkt kursa." Dedi ve sarmaları sarmaya devam etti.

"Ama an-"

"Ama'yı boşver hadi çabuk ol biraz" dedi beni geçiştirerek.

"Off anne off" dedim bıkkınca ve odama doğru ilerledim.

Leyla hanım arkamdan

"Anneye oflanmaz" diye bağırdı tabi.

Bende çok uğraşmadan dolabımdan bir crop ve eşofman aldım. Rahatlığı seviyordum.

Hızlıca giyinip aşağı indim.

"Anne bana para ver beşlik olsun

Anne bana para vee beşlik olsun" diye saçma bir çocuk şarkısı söyledim.

Leyla hanım bana tuhaf bir şekilde bakıyordu.

"Şaka yaptım bebeğim. Bana alışveriş için para verir misin? O kadar çok şey istemişsin ki. Yani normalde olsa ben kendi paramdan öderim biliyorsun" dedim şirin görünmeye çalışarak.

"Ya ya ne demzsin ojesini bana aldıran kızım. Seni biliyorum merak etme"

"Hadi ama" dedim homurdanarak

"Bekle geliyorum" diyip yanımdan ayrıldı.

Döndüğünde ise elinde 200'lük banknotlar vardı.

"Hadi yine iyisin burda gerektiğinden fazla para var geri kalan senindir" dedi.

Leyla hanım'dan beklenmedik hareket.

"Ya anne sen bir tanesin" dedim ve boynuna sarıldım.

"Biliyorum" dedi övünerek.

"Gönül ister ki evde kalmak ama hayat diyor devamkee"

"Tamam hadi git" gülümseyerek

"Gittim ben" dedim evden çıktım. :(

°°°

"Krem şanti alındı

Pudra şekeri alındı

Evde kakao ve çikolata sos yok bunlardan da alayım birer tane. Ee başka başka ne kaldı. Ah buldum

Damla çikolata

Kendim için de bir kaç bitter alsam hiç bi şey olmaz"

Kendi kendime konuşurken. Listeyi tekrar gözden geçirdim. Evet her şey tamamdı. Benim için de fazlasıyla para kalıyor. Son görevim kasa ya gidip parayı ödemek.

Kasaya doğru ilerlerken biri bana çarptı ve yere düştüm

"Ah pardon"

"Yavaş olsana yoksa düz yolda yürümeyi bilmiyor musun?" Dedim elimi bacaklarıma götürürken

Elini uzattı kalkmama yardım etmek istiyordu galiba

"Gerek yok ben kendim kalkarım" dedim sinirli görünmeye çalışarak.

"Peki sen bilirsin" dedi ve elini geri çekti.

Bende alışveriş sepetine tutunarak kalkmaya çalışırken sepetin kayıp üstüme düşmesi bir oldu.

"Ahhğ kafam" dedim kafamı karıştırarak.

"Bence yardıma ihtiyacın var. Yardım etmemi ister misin" dedi tekrar elini uzatarak.

"Gerek yok dedim"

"Emin misin? Son kez soruyorum" dedi bıkkınca.

"Değilim. Yardım et" dedim ve elini tutarak ayağa kalktım.

Sepette düşenlere baktım ama o benden daha hızlı çıkarak yerdekilerin hepsini sepete geri koydu.

Ben o a şaşkınlıka bakarken o bana

"Rica ederim sakar kız" dedi alayla

"Teşekkür etmemiştim ben bir kere" dedim kollarımı göğsümün üstünde birleştirerek.

"Sakar olduğun kadar çocuksun da"

Gözlerim fal taşı gibi açıldı

"Sen çocuk bana!" Dedim tehdit ederek. Ama hiç korkmuşa benzemiyordu. Aksine benle dalga geçmeye devam ediyordu.

"Eveet ben çocuk sana" dedi ve ardından kıkırdamaya başladı.

"Sen ne hakla bana çocuk dersin adi herif" dedim ve çantamı kafasına attım. Ardından sepeti kendime doğru çekip kasaya gittim. Aldıklarımın parasını ödeyip hızlıca oradan uzaklaştım. Yolda giderken homurdanarak

"Bana çocuk dersin dimi adi herif. Keşke bugün büyük çantamı alsaydım da o kalın kafanı kırsaydım. Evet biraz şımarıkça davranıyor olabilirim ama çocuk demek senin ne haddine. Beyin yoksunu yaratık." Ben kendi kendime konuşurken yanımdan gelen sesle irkildim.

"Adi herif, beyin yoksunu, kalın kafa başka ne diycektim böldüm seni galiba"

"Ya sen sapık mısın ne diye beni takip ediyorsun?" Dedim şaşkınca

"Adi herif biraz ağır olmuştu ama her neyse" dediklerimi umursamıyordu.

"Heyy kafan geri mi çalışıyor? Bir şey sordum sana değil mi?" Dedim elimi havada sallayarak.

"Hayır sapık değilim."

"Neden takip ediyorsun o zmn" dedim kaşlarımı çatarak.

"Neden mi? Çünkü senin bu ufak beynin yerinde olmadığı için benim aldıklarımı aldın ve parayı sen ödedim" işaret parmağıyla kafamı işaret ediyordu.

Bir elimdeki poşete birde ona bakıyordum.

"Eee seninkiler bende ise benimkiler nerde" dedim şaşkınca.

"Hmm bir düşüneyim bende değil. Kimse almamışsa hala bıraktığın yerdedir muhtemelen"

"Nee geri zekalı getirseydin ya"

"Benimkilerin parasını ödediğin için teşekkür ederim." Dedi ve poşeti benden almaya çalıştı. Ben ne mi yaptım vermedim tabi

"Hop parasını ver bakalım iyilik yapacak kadar günahım yok"

"İyi tamam bee" dedi ve elini cebine attı.

50 TL uzattı.

"70 vericeksin canım" dedim imalı bir sesle.

"70 mi 50 tutuyor ama" dedi şaşkınca.

"Ee ben senin babanın kölesi miyim ordan buraya kadar taşıdım. Kargo ücreti işte"

"Eve kadar getirmedin ki"

"Motorum bozuldu ondandır. Hadi ver bakalım sen yoluna ben yoluma"

"Allah'ım sana geliyorum"

"Önce para sonra istediğin yere gidebilirsin canım"

"Al yawrum" dedi sırıtarak ve 20₺ daha uzattı"

"Yavşma bana oğlum" dedim parayı alırken.

Elini yine poşetine uzattı ve ben yine izin vermedim

"Versene kızım" dedi sesini yükselterek.

"Birincisi ben senin kızın değilim. İkincisi işe gidip marketten eşyalarımı getiriyorsun köle"

"Git kendin getir umrumda değilsin"

"Ben sana getirdim ama"

"Parasıyla değil mi sen getirdin ben paranı ödedim"

"Yemin ederim getirmezsen eşyalarını çöpe atarım" dedim tehdit ederek.

"Atamazsın" kendinden emin konuşuyordu ama o daha Hilal'i tanımıyordu.

"Emin misin"

"Eminim"

"İyi sen bilirsin o zaman" dedim ve bir kaç adım uzağımızdaki çöp kutusuna doğru gittim ve poşetten ne olduğunu bilmediğim her hangi bir şey çıkardım.

"Oo bu içecekten son bir tane kalmış ti değil mi?" Dedim ve çöpe attım.

"Bak işte şimdi hiç kalmadı" dedim sırıtarak.

"Sen naptığını sanıyorsun" dedi sinirle ve resmen üzerime kükredi

"Sana getir dedim. Merak etme sen getirdiğinde parasını ben veririm sana"

Çok yaramazdım ve bu yaramazlığım yüzünden bir gün başıma bir şey gelcekti kesin.

"Getirmiycem zorla mı"

"Sen bilirsin ikincisine de veda et o zaman" dedim ve elimi yine poşetin içine daldırdım.

"Tamam dur başımın belası bekle getiriyorum" dedi ve hızlıca markete gitti.

"Bekliyorum" diye arkasından bağırdım.

10 dk içinde dönmüştü.

Yanıma ulaştığında

"Ver benimkileri al seninkileri" dedi

"Al" dedim ve yüzüne attım. Havada yakaladı ayı kardeş.

"İnsanca veremiyor muydun? Her neyse sende al" dedi ve uzattı tam alacakken geri çekti ama ben ondan daha hızlı davranıp poşetimi aldığım gibi kaçtım. Kovaladı mı bilmiyorum ama eve kadar koşmuştum ve çok yorulmuştum.

Kapının önünde biraz bekledim nefesim düzelene kadar. Zili çaldım çünkü anahtarımı evde unutmuştum.

Leyla hanım kapıyı açınca poşetleri onun üzerine attım ve odama kaçtım.

***

Bölüm hakkında ne düşünüyorsunuz?(buraya yazın pls)

Kızımızın adı için çok kararsız kalmıştım ama güzel gibi

Şarkı için ne düşünüyorsunuz?

Bence şarkının speed up' ı daha güzel ama orjinali de fena değil.

Hilal hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ve son soru sizce Hilal annesine neden Leyla hanım diyor?

Cevapları bekliyorum.

Sizi seviyorum siz de beni sevin bir sonraki bölümde görüşmek üzere

❤️👋

نهاية الفصل

2 تعليق