-Flash bellek Ankaradan döndükten 2 gün sonra "Selin, ayağıma basıyorsun." diye sızlanarak omzuna bir tane vurdum. "Sus şimdi, biri görecek." Şu an bir katilin evine girmeye çalışıyorduk. Kendisinin zengin arkadaşının bu gece doğum günü olduğu için bu akşam dışarı çıkacağını düşünüyorduk. Burası iki katlı villalardan oluşan bir siteydi. Ne şanslıydım ki bende bu siteye girmek için gerekli olan kart vardı. Sonunda kapısına yakın olan odalardan birinde ışık yanınca Selin'i de kolundan tutarak aşağıya doğru çektim. Her yer karanlık olduğundan ötürü bizi görmesi zordu ve önümüzde duran büyük ağaç da bunu daha da imkansızlaştırıyordu. Buradan hiçbir şey göremiyordum ki bir şey duydum. Arabasının sesi. Onun arabasını abim almıştı, hadsiz köpek diye iç geçirdim. Arabayı patlatmayı aklımın bir köşesine yazdım. Ona abim ne verdiyse ben söke söke ondan alacaktım. Durakladım. Bir insan nasıl bu kadar nankör olabilirdi? Abim ona sadece maddi değil, manevi olarak da her zaman yanında olmuştu. Nereden bilecekti sevgilisinin deli, şizofren olduğunu? Araba sesi uzaklaştığında Selin'le beraber ayağa kalktık. Selin çantasını eline attığında sorgulayıcı bakışlarımı ona gönderdim. O, eliyle bana bir dakika işareti yaptı. O olmasaydı bu manyağın evine girmeye cesaret edemezdim çünkü eğer yakalanırsak ben onu gebertirdim.Ve gerekli olan malzemeyi ona verirdim. Selin çantasından orta boy bir fener çıkartıp mavi gözleriyle elindeki feneri işaret etti. "Gerçekten gerekli miydi?" "Her ihtimale karşı." diyerek dudaklarını büzerek kafasını salladı. Eve doğru ilerlerken etrafa Selin, birisi var mı diye bakıyordu. Evin kapısına geldiğimizde telefon kabımdan kullanmadığım bir kartı alarak kapının deliğine doğru götürdüm. Bundan daha önce de birçok kapıyı kartla açtığım için bu konuda tecrübeliydim. Kapının kilidini hızlıca açtım. Kapıyı açınca sırıtarak Selin'e döndüm ve göz kırpınca o da bana göz devirdi. Hızlıca içeriye girdim. Selin'le daha önce ne yapacağımızı konuşmuştuk; o, kapının giriş katında duracak, eğer biri gelirse bana haber verecekti ve giriş katında kapıya yakın pencereli odaları arayacaktı. Bu eve çok gelmiştim ama hiçbirinde geldiğimde bu kadar içimde nefret yoktu ya da evine geldiğim kızın bir çıkarcı olduğundan habersizdim. Hızlı bir şekilde merdivenlere yürüdüm ve telefonumdan flaşımı açtım. Her yer kapkaranlıktı. Her adımımda nefesim daralıyor, duvarlar üzerime üzerime geliyordu sanki. Ama şu an ne kendi hissettiklerimle uğraşabilecek durumdaydım ne de bize yapılan ihaneti düşünmekle,o yüzden hızlı bir şekilde kendimi toparladım. Yüzümün yandığını hissettiğimde kızardığımdan emin oldum. Merdivenleri çıktığımda koşar adımlarla koridorun en sonunda yatak odasına gittim. Odaya girdiğimde ışığı açtım. Hiçbir şeyi dağıtmamalı ve yerini değiştirmemeliydim. Çok büyük benim için sorun çıkarmazdı ama benden şüphelensin istemiyordum. Eğer karşısındaki kişiyi bulmazsa, onun için her darbem sarsıcı olacaktı. Yatak odasında çoğu mobilya beyaz, krem tonlarındaydı; göz devirmeden edemedim. Bu kadar içi karanlık birinin evini aydınlık tonlarda düzenlemesi ne ironikti. Bu odaya gelme sebebim burada bir kasa olduğunu bilmemdi. Emindim ki o buraya birşeyler saklamıştı. Yıllar önce burada kaldığım zamanlar o bana kıyafet verirken görmüştüm, iyi ki de unutmamışım.Aceleci tavırları yüzünden aklıma şüpheli burası gelmişti. Hızlıca gardırobunu açtım ve içindeki askılı giysilerini elimle kenara ittim. Bunları yaparken kulağım hep aşağıdaydı. Selin eğer bir şey duyarsa beni arayacağını söylemişti ama ben ne olur ne olmaz, o anın endişesiyle unutabilir diyerek dikkat etmeye çalışıyordum. Elim kasaya değdiğinde bu sefer de şifreyi bulmak vardı ve ben burada çok fazla oyalanamazdım çünkü en fazla burada 15-20 dakika durabilirdik. Selin'i tehlikeye atmak istemiyordum. Ellerim titremeye başlamıştı. Bunun korkudan olmadığını biliyordum ama içimdeki adrenalin duygusu tüm vücudumu kaplamıştı. Aklıma gelen ilk şeyi, Maysa'nın doğum gününü girdim. Olmadı. Telefon şifresini girdim. Olmadı. Abimin doğum gününü girdim. Olmadı. Tanıştıkları günü girdim. Bu tarihi çok iyi biliyordum, bir ihtimal girdim. Oldu. Ve benim her seferinden daha çok midem bulandı. Hastalıklı diye geçirdim içimden. İçinde onun dediği gibi para değilde başka şeyler vardı. Hızlıca çıkarttım ve halıya koydum. Telefonumu açıp kameraya tıkladım. Bir kimlik vardı, onun fotoğrafını görünce kaşlarımı çattım. Kendime fazla incelemeye vakit vermeyerek hızlıca önlü arkalı fotoğrafını çektim fakat arkasında anne baba adı karalanmıştı. Elimle silmeye çalıştım, olmayınca ne işler çevirdiğini öğrenmek için kafayı yiyecektim. Birkaç mektup ve belgeler vardı. Tımarhane yazan belgeyle ağzım açık kaldı. Şu an okumak için her şeyimi verirdim fakat kendimi tutmalıydım. Hızlıca kameramı düz tutarak fotoğraflarını çektim. Mektuplar kapalı durmadığı için içinden çıkartarak onların da fotoğrafını çektim. Bunların işime yarayacağına emindim. Son olarak bir şey vardı. Günlüğü. Her zaman yanında taşırdı ancak bir ümit bırakmıştır diyerek yatağının yanındaki komodinleri açtım ama içleri boştu. Onları kapatıp halıdaki her şeyi alıp kasanın içine eskisi gibi yerleştirdim ve kıyafetlerini düzeltip gardırobunu kapattım. En son olarak telefonumu sıkı sıkı tutarak ışığı kapatıp odadan çıktım. Bir odaya daha girmek istiyordum ama saate baktığımda Selin'le anlaştığımız saatin geldiğini gördüm. Merdivene doğru yürüdüm. Ve böylece kimseye yakalanmadan o günü kapatmıştık. ---------------------- Hoppp bölüm bitttiiii nasıllllldı sizce ben yazarken biri görürmü diye kriz geçirdim resmen ırfokedplmvrıfoke Yorumlarınızı ve oylarınızı beklemeekteyim Hoşca ve sevgiyle kalınn
الفصل 5
5
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.