Berk'le sarılıp iğneden korktuğumu ve kendimi bu yüzden sıktığımı anlattım. Berk'te "Tamam şimdi sakinleş, ben bizimkileri alıp geliyorum."
Tanıştığımızdan beri Batu'dan çekinmiştim. Komik ama sert çocuktu. Ben böyle düşünürken Berk diğerleriyle yanımda belirdiler.
"Korkuttun be Alyacık. İyi misin şim- dur. Berk, ağladı mı bu kız?"
"Biraz, doktor kan istedi ya, bu da kendini çok kastı. Hemşirede damarı bulamadığı için daha da stres oldu ağladı."
Berk'i hayranlıkla izlerken Batu beni çağırdı.
"Alya sana tek bir soru soracağım ve tek bir cevap vereceksin. Şaka şaka, sen Berk'e âşık oldun değil mi?"
Oyunu devam ettirmek istiyordum ama içimde tutamıyordum. İtiraf ettim.
"Yani, biraz. Sana bişey söyleyebilir miyim?"
"Tabii ki her zaman burdayım."
Böyle dediğinde rahatladım. Berk'le sarıldığımda ona söylediğim şeyi söyledim. Ve bana
"Hayırlı olsun. Düğün ne zaman?"
"Dalga geçme. Lütfen daha birşey belli değil. Hem onda bana bakacak göz yok."
Konuşurken odaya geri döndük. Hemşire tekrar malzemeleri hazırladı. Kendimi hâlâ hazır hissetmiyordum. Berk ve Batu beni anladı.
"Alya sen iyi misin? Neden titriyorsun?"
"İyiyim."
Gözlerimi kapadım ve damarı bulması dileğiyle acımaması için dua etmeye başladım. Kadın damarı bulmuştu. Ama Batu'nun hass*ktir demesiyle gözlerimi açtım. Hemşirenin damarı yırttığını düşündüm.
Hemen iğneyi çıkardı. Pamuğu koluma bastırıp doktor çağırdı. İğne acısından ağlarken Berk gelip elimi tuttu ve o an sustum. Birden sustum. Kimse konuşmadı. Ama Batu ve Bora gülmekten yıkılıyorlardı. Gözlerimi devirip tuvalete doğru koştuğumda ölüyordum.
Berk yanıma geldi ve beni öyle gördüğünde kendimi yerde buldum.