تخطٍ إلى المحتوى

Maral

الفصل 2 · قراءة 4 دقيقة

Maral

الفصل 2

Yeni öğrenci

Beni genellikle şöyle tanımlarlar:

Maral 15 yaşında, liseye giden, uzun dalgalı kestane rengi saçlarıyla ve masmavi gözleriyle ünlenen, zeki bir kızdır.

Ya da öyleydim

Ta ki o gün sınıfa o girene dek.

Yeşim Hoca ile beraber giren bu uzun boylu, siyah saçlı, yeşil gözlü erkekte kimdi?

Sıra arkadaşım olan Ceyda’nın bana bir not verdiğini gördü. “Kızım, çocuk çok yakışıklı!!!”

Tüm kızların ona büyülenmiş gibi bakmasına şaşırıyordum. Daha çocuk bir şey bile yapmamıştı.

Yeşim Hoca bize döndü: “Gençler, yeni arkaşınız Aras ile tanışın! Aras, kendinden bize biraz bahseder misin?”

Önüne düşen saçlarını geri attı ve konuşmaya başladı: Ben Aras Sayer ve evet Uras Sayer’in oğluyum. Hobilerim: buz pateni,resim, futbol, basketbol, yüzme ve aynı zamanda müzik ve kitaplar.”

Konuşması bitince Yeşim Hoca’ya baktı ve boş bir yer aradı. O sırada Ceyda kalkıp lavaboya gitti. Yeşim Hoca bana baktı ve kulağıma fısıldadı: “Ceyda ile şu aralar çok konuştuğun için Aras yanına gelecek.”

Bu bir şakaydı, değil mi? Aras’ın sırama yönelmesiyle beraber Yeşim Hoca’nın ne kadar ciddi olduğunu görmüş oldum.

Dersimiz edebiyattı ve normalde hem Yeşim Hoca’yı hemde edebiyatı severim ama şu an o kadar modum düşmüştü ki! Az sonra Ceyda sınıfa geldi ve Yeşim Hoca’nın belirlediği bir yere geçti.

Yeşim Hoca ile olan ilk dersin sonuna gelince hemen kendimi sınıftan dışarı attım. Ceyda hemen yanıma geldi ve demesi gereken çok önemli bir şey olduğunu söyledi. “Yeşim Hoca, ikinci derste bir sınav yapacakmış ve en zor konulardan soracakmış.”

Sırıttım çünkü bu tür sınavlarda kimse beni geçemezdi. On dakikalık molanın ardından sınıfa geçtik ve Yeşim Hoca sınav kağıtlarını dağıtırken ben hariç neredeyse tüm sınıf iç çekiyordu. Neredeyse diyorum çünkü Aras test olacağımızı duyunca gözleri parlamıştı sanki. Bu bile onu benim için bir rakip haline getirmeye yetiyordu.

Sıralarımız ikili olduğundan aralarına bir klasör koyduk. Böylece kimse kopya çekemeyecekti. Sınavda biraz zorlandım ama ben zorlandıysam herkes zorlanmıştır diye düşünüp bunu kafama takmamaya karar verdim. Sınıfımız genel olarak zeki olduğu için 20 dakika içinde tüm kağıtlar toplanmıştı. Kalan 20 dakika içinde ise Yeşim Hoca kağıtları kontrol etti ve sınıfın 1,2 ve 3. sünü açıklayacağını söyledi.

”Sınıfımızda 3. olan öğrencimiz…”

Herkes merakla 3 ve 2. dinleyecekti çünkü onlar her zaman değişirdi ama 1. asla değişmezdi.

”Aslı Göker!”

Alkışlar havada uçuşurken bir kısım ise Aslı’ya haset dolu bakışlar atıyordu.

”Sınıfmızda 2. olan öğrencimiz…”

”Maral Savaş!”

Herkes şok içinde bana bakıyordu. Bir hata olmalıydı!

”Ve son olarak, sınıfımızda 1. olan öğrencimiz…”

”Aras Sayer!”

Bu imkansızdı! Çocuk daha yeni gelip başarımı almıştı ama popülerliğimi alamazdı.

”Tebrik ederim, Aras.”

Aras herkesle konuştuktan sonra bana döndü.

“Tebrik ederim.”

Nezaketen teşekkür edip sınıftan çıkacakken kolumdan tuttu.

” Bekle, bu bir işe yaramaz. Adın neydi senin?”

”Maral.”

”Bak, Maral. İstersen okul çıkışında kütüphaneye gel. Belki yardımım dokunur.”

”İstemez.”

”Bu telefon numaram. Fikrin değişirse ararsın. Orada geceye kadar çalışıyorum. Aramaktan çekinme.”

”Peki.”

Ne sanıyordu kendini bu? Deha falan mı? İşte şu andan itibaren kendisi benim rakibimdi ve asla rakibimden destek almazdım.

Ancak bir yandan da nerede eksiğim olduğunu görmek istiyordum. Yeşim Hoca’ya soramazdım çünkü onun en sevdiği öğrencisiydim ve gözünden düşmek istemiyordum. Aras’ın elime tıkıştırdığı kağıda baktım. Sonrasında bahçeye çıkacakken zil çaldı. Derin bir nefes aldım çünkü ders geometriydi ve geometriden gram anlamazdım.

Oflayarak dolabıma gittim ve bilin bakalım noldu?

Aras’ın dolabı hemen yanımdaki dolaptı. Bu çocukla daha fazla karşılaşmak istemiyordum, hızlıca kitaplarımı alıp sınıfa girdim ve o an Aras’ın yanımda oturduğunu hatırladım.

”Kahretsin!” diye mırıldandım ve sırama geçtim. Geometri öğretmenimiz Bülent Hoca herkese hızlanmasını söylüyordu. Herkes sınıfa geçince yeni konuya geçeceğini söyledi ve bu daha da canımı sıktı.

Kafamı sırama koydum ve resim çizmeye başladım. Çizmek için birini aradım ve yanımda Aras’ı gördüm. İstemsizce yüz hatlarını çizmeye başladım. Kaşları ve gözlerini en sonunda ağzını. Tam burnunu çizecekken Bülent Hoca’nın sesiyle irkildim. “Evet, genç hanım tahtadaki problemi çözmeniz için sizi bekliyorum.”

Ne ara o kadar ilerlediler ki? Resimimi defterimle kapatıp tahtaya doğru yöneldim. Tahtadaki soruyu çok anlıyormuş gibi gözükmeye çalışsam da nafile. Bülent Hoca beni tüm sınıfın içinde rezil edecekti.

”Sen daha üçgenin iç açılarını bile zor öğrendin! Ben sana neden bu soruyu çözmeni söylüyorum ki?”

Bana gıcık olan kızların kıkırtılarını işitebiliyordum. Aras ayağa fırladı. “Geometride zorlanan bir öğrenciyi bu denli aşağılamanız bir öğretmenlik suçudur ve bu suça şu an sınıftaki herkes şahittir. Siz neden öğrencinize destek olmak yerine, onu aşağılamayı tercih ediyorsunuz peki? Daha kolay olduğu için değil mi? Peki, o zaman bana da bu teneffüs doğru müdüre gidip bu öğretmenlik suçunu bildirmek, bu görüntüyü görmekten daha kolay geliyor!”

O sırada zil çaldı ve Aras gerçekten müdürün odasına gitti. Nereden mi biliyorum? Çünkü gerçekten gidip gitmeyeceğini merak edip onu takip ettim. Kapının önünden geçerken Aras çıktı ve bana baktı. “Bir sonraki derste müdürün odasına çağıracaklar.”

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.