Le bağımlı
--- Yine ve yeniden bu kafamın içindeki sesler… Ne yapsam çıkmıyor. Yapmalıyım… Bu iğrenç bağımlılık beni mahvetti. Arkadaşlarımı yavaş yavaş kaybediyordum. Ailem en büyük destekçim, ama onlar da yavaş yavaş benden uzaklaşıyor gibi. Artık kendimden nefret ediyorum. Odamdan çıkamıyorum artık. Bir yerlere gidemiyorum. Ne zaman odamdan çıkmaya çalışsam hep onu düşünüyorum… O, beni kendine bağlayan, o, beni kendine hapseden ve yine o, beni benden çok seven… Ama olmaz, daha fazla kendime zarar veremem. Bu illeti bir an önce yenmem lazım. Bugün evden çıkmaya çalışacağım ama korkuyorum. İnsanların yüzüne nasıl bakacağım? Utanıyorum ama yapacağım. Bu gözler, bu gözler… Her şeyi anlatıyor. Nasılda bakıyorlar öyle acımasızca… Neyse, hızla uzaklaşmam gerek. Nereye gitsem bilemiyorum. Bildiğim tek şey: İnsanlarınKasada durdum. Kırmızı kapağın soğukluğunu avucumda hissediyordum; plastik yüzey bir tür çağrıydı, eski ve tanıdık. Kasiyer kartla bir şeyler konuşuyor, benim seslerimse göğsümde bir davul gibi atıyordu. İnsanların arka planda hareket eden siluetleri gibiydim — parlak ışıklar, rafların renkleri, hepsi anlamsız bir perde. Tam o sırada, önümde sırada bekleyen yaşlı bir kadının gözleri benimkilerle karıştı. Gözlerinin içindeki şaşkınlık ve yorgunluk, benimkinden farklı değildi; belki de yılların bıraktığı izlerdi. Bana baktı, küçük bir gülümseme belirdi yüzünde — suçlayıcı değil, yumuşak bir merak. İçimdeki bir şey, o gülümsemeyi tanıdı: belki de daha önce unuttuğum bir güveniş. Elimi sıkıca kapattım, parmaklarım arasındaki nesne yavaşça ısındı. Dışarıda hava serindi; marketin cam kapısından görünen sokak, yaşamın küçük hareketleriyle doluydu: iki çocuk bisiklet çalıyor, köpeğini gezdiren bir adam, açık pencereden yayılan yemek kokusu. Hepsi, başka hikâyelerdi — benimkinden ayrı, ama aynı zamanda bağlı. Kasiyer çantasına koyarken içimde bir çatlama oldu. O an düşündüm: “Bunu alırsam ne olacak? Almazsam ne değişecek?” Cevap hemen gelmedi; sadece bir boşluk, sonra bir başka ses — nazik, sessiz — fısıldadı: “Bir adım daha atmadan önce kendine bir şans ver.” Çıkış kapısına yürüdüm. Kapı kolunu tutarken ellerim hâlâ titriyordu. Dışarı adımımı attığımda, soğuk hava yüzüme çarptı; nefesim buharlı bir perde gibi önümde yükseldi. Ayağım geri dönmek istemedi. Marketin dışında durdum, bir an için bir bankın üzerine oturdum. Kırmızı kapak hala cebimdeydi, ama elimde değildi. Cebimde sıcak bir ağırlık, ancak artık bir karar anıydı: bu nesne benim zincirim miydi, yoksa beni kendime getirecek bir kıvılcım mı? Bir adam köşeden geçti; yanında küçük bir çanta, yüzünde düşünceli bir ifade vardı. Bana bakıp, “İyi misin?” diye sordu — sadece sözle, yormadan. Sordukça sesler geri çekildi; sorunun basitliği, gücünün büyüklüğünü kırdı. “Evet,” dedim, doğru değildi ama söylemeye çalıştığım bir başlangıçtı. “Sadece… biraz kötü hissediyorum.” Adam bir şey söylemedi, sadece telefonunu çıkardı ve bir numara çevirdi. “Kızımı arıyorum,” dedi, “aynı şeyleri o da yaşadı, yardım etti bize.” Bana bir isim söyledi, sonra nazikçe, “Bir iki dakika konuşmak ister misin? Ben buradayım,” diye ekledi. Sessizliği dolduran o küçük jest, içimde başka bir kapıyı araladı. O gün, kırmızı kapağı eve götürdüm ama kullanmadım. Akşam olduğunda, ailemle oturdum ve çıplak gerçekleri paylaştım — sesleri, korkuları, utanmayı. Onların yüzündeki şaşkınlık ve endişe, beni ürkütmedi; aksine, biraz olsun hafifletti. Konuştukça, yalnız olmadığımı hissettim. Birisi elini tuttu, birisi sessizce ağladı, birisi dışarı çıkıp taze hava aldı getirdi. Küçük, yavaş adımlar attım o gece: telefonu elime alıp bir destek hattını aradım, kendime bir randevu aldım; profesyonel birine ulaşmak için ilk adımı attım. Her biri tek başına büyük görünmüyordu, ama bir araya geldiklerinde beni yerimde sayan o sis çözülmeye başladı. O sesler hâlâ var — bazen daha şiddetli, bazen daha uzakta. Ancak o günden sonra öğrendim ki sesleri tamamen susturmak değil, onlarla baş etmeyi öğrenmek de bir zaferdir. Her “hayır” dediğimde, her elimi birisine uzattığımda, o kırılgan umut büyüdü. Tekrar düştüğümde, kalkmayı öğrendim; kalkmak küçük bir karar, ama tekrar tekrar verilebilir.
- الفصل
- 1
- قراءات
- 0
- إعجابات
- 0
- التقييم
- 5.0
الفصول
أعمال مشابهة
رسمSigma Kuralları
Karga
4.6التصويت381.4 ألفالمشاهدات
روايةMahşer Midillisi
Güneş Erdem
4.6التصويت314.7 ألفالمشاهدات
رسمGünlük
Nurseli Aktaş
4.1التصويت233.8 ألفالمشاهدات
روايةOkulda Denemeyiniz
Süeda
4.4التصويت202.5 ألفالمشاهدات
روايةSoylu Ailesi / Gerçek ailem
RüyAvcısı
4.5التصويت121.5 ألفالمشاهدات
روايةNumara Komşusu (Texting)
Gecenin Gölgesi
4.4التصويت93.6 ألفالمشاهدات
روايةUfak Tefek Karışıklıklar
hira
4.7التصويت47.1 ألفالمشاهدات
روايةDört-gen
Büşra
4.3التصويت38.2 ألفالمشاهدات
روايةDeniz Kezban Ariel 🧜🏻♀️
FAHRİYE kılıç
4.8التصويت16.7 ألفالمشاهدات
روايةYanık izleri ( gerçek ailem)
Tuana Palabıyık
4.4التصويت13.9 ألفالمشاهدات
روايةBal Bade'm
Bidibidi12
4.7التصويت13.2 ألفالمشاهدات
روايةDar Kafa
Zeynep
4.6التصويت11.9 ألفالمشاهدات

