تخطٍ إلى المحتوى

Kingdom Rules

الفصل 2 · قراءة 5 دقيقة

Kingdom Rules

الفصل 2

Bölüm 2; Köleler/Çalışma Düzeni

Sabah oluyordu, güneşin ilk ışıkları kasvetli ama aynı zamanda büyüleyici olan ağaçları gazlardan dolayı lacivert renk almış büyük ormanın içinde insanların yaşadığı küçük yeri aydınlatmaya yetiyordu. Burası Zeco -Köle- Ormanı’ydı. Saat sabah 6 civarıydı, kölelerin işe başlama -mesai- saati 2 saat önce başlamıştı. Her köle saat sabah 4’de işe başlamak zorundaydı. Ormandaki küçük kırmızı /gri renkli barakalar çoktan boşalmıştı. Barakaların için açık olan pencerelerden içeri dolan kasvetli hissi ve kokısu dolduruyordu boş barakaların içini. Barakaların her birinde küçük bir masa vardı, üzerinde bir örtü ve üzerlerinde sadece ekmek kırıntısı kalmış boş tabaklar, pencerelerden bakıldığında bir tek bunlar görülebiliyordu zaten barakalarda aşağı yukarı iki oda -mutfak ve içinde tahta bir yaqtak barındıran yatak odası- vardı. Ormanın iç kısımlarına ilerlediğinde kölelerin yaşadığı barakaların bulunduğu ormanın dış kısmından farklıydı dış kısma göre sanki hayat bulmuş canlanmış gibi gözüküyordu. Orada ormanın içinde olan kölelerin krallara -üst düzeylere- hizmet etikleri çalıştıkları yerler vardı. iç kısımdaki hayat bulmuş birazda olsa güzel gözüken yerde tarlalar, maden mağraları, silah dükyanı, çömlekçilik yapılan bir ev, hayvan yetiştirmek için bir çiftlik, fırın ve daha fazla çalışma yerleri vardı hepsi kölelerin sabahtan akşama kadar azap çekip çalışması içindi, o yer bu gerçeği saymasak büyüleyiciydi. Her kral -üst düzey kişi- bir işyerinden sorumluydu. Mesela Bayan Elodie tarlaların sahipiydi tarlada çalışan herkes Bayan Elodie’ ye hizmet ediyordu, onun için çalışıp yetiştirdikleri ürünleri meyveleri ona veriyorlardı. Bir kral -üst düzey- sadece işçi olarak çocukları kabul ediyordu çünkü onları eğitmenin daha kolay olabileceğini düşünüyordu. Bu kişi Bay Ravi’ydi. Freya, Zara, Dante, Luca, Iguro ve Thalia kısacası ormanda hayatta kalmayı başarıp 13 yaşına gelebilen her çocuk, Bay Ravi için çalışıyordu. Bay Ravi madenlerin sahibiydi ve maden kazımak, onları taşımak ve maden çukurunun yanındaki metalden yapılmış ama asırlardır orada olduğu için paslanmış zar zor çalışan ve ham metalleri işleyip pahalı yüzükler için kullanılabilecek değerli taşlara dönüştürmek için kullanılan öğütücüde öğütüp onu Bay Ravi’ye götürmek için zor bir işti. Bay Ravi diğer üst düzeyler gibi güç bağımlısı değil pahalı elmaslara ve doğal taşları önemsiyordu ama bütün üst düzeyler gibi oda duygusuz ve acımasızdı, bir çocuğa bunları yaptıran birinin içinde merhamet duygusunu barındırdığı söylenemez zaten. Her çocuğun bir görevi ve çalışma bölümü vardı. Maden kazma bölümünden Zara ve Dante sorumluydu madenleri öğütücüye taşımak Freya ve Luca’nın göreviydi, ham madenleri öğütücüye koyup makinenin kolunu çevirip madenleri öğütmek Thalia’nın işiyiydi, ham maddeler hazır olunca işlenmiş madenleri alıp Köle -Zeco- Ormanı’nın karanlık ve iç karartıcı etkisinden çıkıp ormanın en ucuna gidip sanki cennete açılan, içinde her rengi barındıran büyüleyici yer Bremen Şehri’nin sınırını belli eden koca beyaz mermer sütunları geçip madenleri Bay Ravi’nin evine götürme işi Iguro’daydı. Herkes bunun en güzel iş olduğunu düşünebilir ama en kötü iş, Bremen Şehri’nde elinde ağır madenler varken bir soyluya çarparsa oracıkta öldürülebilir ayrıca kıyafetleri de onun bir üst düzeyin çocuğu olmadığı konusunda belli ediyor. Bu nedenle çocuklar en az kaybı vermek için en iyi taşımacı olarak gördükleri çocuğu Iguro’yu seçtiler çünkü ilk çalışmaya başladıklarında bundan tamamen habersizdiler ve Bremen Şehri’ni çok fazla görmek isteyen Lidya’yı seçtiler ve Iguro’da o sırada ağır madenlerin taşımacılık görevini üstlendiği için kendi fiziksel dayanıklığını geliştirmişti. Çocukların eline 2 aydan daha kısa sürede Lidya’nın bir kaza yaşayıp bir üst düzeye çarpıp öldürüldüğünü öğrendiler ve bunun bir daha olmaması için kendi aralarında bir yarışma yaptılar ve Iguro kazandı. Sıradan gün devam ediyordu. Birden bire Dante kazısına devam ederken elmas ve zümrütlerle dolu bir bölüm buldu. Hemen bir sevinç çığlığı atıp Zara’ya haber verdi. Zara şaşkınlıkla Dante’nın yüzüne baktı ve ikisinin de yüzünü sıcak bir gülümseme kapladı. Bu olay herkesin dikkatini çekmişti ve bir anda herkes çok mutlu oldum Iguro ve Thalia birbirlerine sarıldı, Freya ve Luca dans etmeye başladı bu durum, fazla elmas ve zümrüt topladıkları için işleri erken bitirip kiremit kırmızısı Japon Konağı Köprüsüne gidebileceklerini fazla çalışmak yerine fazlaca dinlenebileceklerine işaretti. Zara ve Dante hemen paslanmış kazmalarını aldılar.Hiç vakit kaybetmeden elmasları ve zümrütleri kazmaya başladılar, bu işlem biraz uzun sürsede bitti. Freya ve Luca hemen madenleri Thalia’ya getirdi, Thalia’nın öğütme işi bitince Iguro devreye girdi. Orman ve şehri birbirinden ayıran beyaz mermer sütunları geçti ama burayı geçmek kolay değildi sabah bekçileri kapıyı koruyordu ve onlara geçişiniz haber verilmezse sizi öldürüryorlardı. Iguro herşeyi altın ve mermerden yapılmış olan heybetli sokaklardan geçti o kadar büyük ve görkemli evler gördü ki ormana kıyasla bunların gerçek olmadığına inanmak istiyordu. Iguro neredeyse varmıştı dördüncü sokaktan içeri döndü ve karşısında tamamı altın, elmas, zümrüt, gümüş ve safirden yapılmış sarayı görünçe iç çekip rahatladı.(Safir: parlak mavi renginde değerli bir maden.) Ama rahatlaması uzun sürmedi çünkü Bay Ravi’nin çocukları Hesp ve Tim’i gördü. Tam kapının önünde duruyorladı ve onlarla konuşmadan içeri giremezdi. Hesp ve Tim de Iguro’yu gördüğü için hemen söylenmeye, dalga geçmeye ve Iguro’yu küçümsemeye başladılar. Bu olayın en kötü yanı birşey diyememek çünkü eğer ‘‘Kapa çeneni’’ falan derse o iğrenç yüzlerini sanki üzgünmüş gibi gösterip Bay Ravi’nin onu vurmasını isteyebilirdi. Bu Iguro’yu çok kızdırıyordu.Heps: Tim görüyüyormusun yine zavallı çocuk gelmiş.Tim: Evet küçük kız kardeşim görüyorum Annesinin teyzemizle çalışırken dayanamayıp intihar ettiğini duydum!Heps:Yakında onun sonu da öyle olucak!Tim: Haha aptal ezikkk!Iguro: Lütfen çekilebilirmisiniz? İçeri gireceğim.Iguro’nun tek söyleyebildiği bu oldu çünkü aksi takdirde yaşanıcakları herkes biliyordu. Heps tam karşı çıkıp çekilmeyeceğini söylemek üzereyken Bay Ravi pencere kenarında zümrüt koltuğunda otururken Iguro’yu gördü ve içeri gelmesini kızgın bir ses tonuyla söyledi. Heps ve Tim babalarına karşı gelemeyecekleri için kenara çekilmek zorunda kaldılar, Iguro içten içe mutlu olmuştu. İçeri geçti o kocaman salon karşısında yine ağzı açık kaldı ve Bay Ravi’nin oturduğu koltuğun yanına geçti. Bay Ravi el arabasında taşıdığı elmaslara ve zümrütlere baktı ‘’Bugün için yeterli.’’ Diye mırıldandı veBay Ravi: Elmasları ve zümrütleri bırakman gereken yeri biliyorsun, sen ve çocuklar bu günlük mesai saatini bitirebilirsiniz. dedi. Iguro yüzünde bir tebessümle Bay Ravi’nin önünde eğildi ve 2. kata çıktı ve Heps ve Tim’in yatak odasının yanındaki büyük, değerli madenleri getirdiği kasanın kapağını açtı büyük bir ses çıktı, bu ses Bay Ravi’nin elmaslarının güvenle kasaya koyulduğunu hiç bir elmasın kalınmadığını anlamasıniye sağlıyordu. Eğer kasaya konulan maden yasıyı tarandıktan sonra -ki bu elmaslar kasaya girdiği anda gerçekleşiyor- içinden bir tane bile alınınca alarm çalışıyor. Iguro elmasları, zümrütleri oraya boşalttı. Sonra hızla aşağı indi, kapıdan çıktı Heps ve Tim’in arkasından söylediği kötü aşalayıcı sözleri duydu ama aldırış etmeden hızla ormana doğru yola koyuldu. Sokakların arasından bir şimşek kadar hızlı bir şekilde geçti ormanı ayıran sütunlardan geçti. Sabah bekçileri ile gece bekçileri görevleri değişmişti. Gece bekçileri Iguro’nun bu kadar erken gelmesine şaşırmıştı elindeki listeden Iguronun adının yanına bir çarpı işareti konulduktan sonra Iguro içeri geçti. Eğer belirlenen süre içinde gelmese şehirde aranıp öldürülüyordu. Iguro madene gidip onu bekleyen arkadaşlarına güzel haberi verdi. Herkes sevinçten havalara uçtu. Beraber yürüyerk kiremit kırmızısı Japon Konağı Köprüsü’nün yolunu tuttular.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.