تخطٍ إلى المحتوى

KEFEN

الفصل 2 · قراءة 3 دقيقة

KEFEN

الفصل 2

Tuzak-2

Rüzgarın yanından ayrıldığımda daralan nefesim düzene girmiş görüntüler netleşmişti. Onu görmek bile benim midemi bulandırırken bu denli alayla konuşması beni deli ediyordu. Eğleniyordu benimle, onu tanıyordum. Biz düşman olarak doğmuştuk. Başka bir seçeneğimiz yoktu. Düşman olmasak da onu sevmezdim zaten. Rüzgarla aramızda her zaman bir çatışma vardı. Rüzgarın abisiyle küçük bir kız kardeşi vardı. Abisi Aras ile pek bir muhataplığım yoktu. Küçük kardeşi Durunun ise hiç bir suçu yoktu. Küçücük bir kız çocuğuydu daha. Aynı eski ben gibi. Varlıklı bir ailede doğmuş ailenin en küçük kızıydım. Küçükken bu işlerden anlamazdım. Babam her gün üstü başı kanlı geldiğinde olanlardan bir haberim yoktu. Büyümeye başladığımda abimin mekanında dövüş öğrenmeye başlamıştım. Zamanla işlerin içine girmiş, şuanda tam da başındaydım.

Evimize geldiğimde bir korumanın endişeyle bana baktığını gördüm. Kaşlarım çatık ona bakarken yanıma doğru bir kaç adım attı. Ne oldu der gibi başımı salladığımda kaşları havaya kalktı. Alnında alt alta oluşan çizgiler daha da gerilmeme sebep oluyordu. "Ayça hanım." bir süre duraksadı ardından "Fatih Karadere, Reşatı almış." dediğiyle başını eğdi ve ellerini önünde buluşturdu. Reşat amcamın benden bir kaç yaş büyük oğlu oluyordu. Saniyelik gözlerimi kapatıp açtığımda konuştum. "Öğrenebildiniz mi? Neredeler." hiç beklemeden cevap verdi. "Hayır efendim ama abiniz içerde bakıyorlar." başımı sallayıp eve doğru yürümeye başladım. Anlamıyordum dertlerinin ne olduğunu.

Eve girdiğimde abim telefonla konuşuyordu. Uzun kabanımı askılığa asıp çantamı yere koydum. Yanına doğru adımladığımda beni fark etti fakat dikkatini vermeden telefona odaklandı. Oldukça sinirli gözüküyordu. Telefonu kapattığında bana baktı. "Şu Arasın aldığı boş mekan vardı ya ordalarmış." başımı sallayıp sinirli bir şekilde konuştum "Anlamıyorum abi Reşattan ne istiyorlar." sıkıntılı nefesi odanın sesine karışırken elini ensesine attı sonrada alnına götürdü ve bir kaç kez sıvazladı "Tek dertleri bizi çıldırtmak." belimdeki silahı çıkartıp içindeki mermileri kontrol ederken sesim kısık çıktı "O Fatih denen adamı bu sefer öldüreceğim." abim dediğimi takmadan evin kapısına doğru ilerledi "Hadi gidelim Reşata bir şey yapmasınlar bunlar." hemen abimin yanına gittim. Kapıdan çıktığımızda korumalar kapının önünde toplanmışlardı. Abimle ben en öndeki siyah arabaya bindik. Korumalar ise arkamızdan geliyorlardı.

Aras Karaderenin mekanına geldiğimizde korumalar önden inmiş bizim komutumuzu beklemişti. Etrafa göz gezdirdiğimde hiç koruma olmadığını gördüm. Sadece tek bir araba kapının önündeydi. Kaşlarım benden habersiz havalanmış gözlerim etrafı tarıyorken abim ateş için emir vermişti. Tüm korumalar silahlarını kaldırmışken elimi kaldırıp onları durdurdum "Bana bakın beni iyi dinleyin, ilk başta üç kişi giricez içeriye siz kapıda bekleyeceksiniz. Tahmin ettiğim şey olursa size işaret vericem." herkes başını salladığında abim anlamsızca bana bakıyordu. Rastgele iki korumayı yanıma çağırdım ve üçümüz ilerlemeye başladık. Diğerleri ise yavaşça arkamızdan geliyorlardı. Bir dükkan gibi olan ama içi boş kırık dökük olan yere geldiğimizde kapının tam karşısında durup kapıya tekme attım. İçeriye girdiğimde içeride Fatih Karadere ve kardeşi Hakan Karadere vardı. Reşatın elleri kolları bağlıydı. Yüzünde bir kaç yara ve morluk oluşmuştu. Fatih Karadere beni görünce memnuniyetle sırıtmıştı. "Geleceğini biliyordum." tamda tahmin ettiğim gibiydi. Kapıya hiçbir adam koymamasının sebebi beni içeriye çekmekti. "Beni aptal mı sanıyorsunuz siz?" ciddiyetle sorduğum soruyla yüzü düşmüştü. Reşata doğru hareketlenmemle birlikte önüme geçti ve silahını bana doğrulttu. Bu sefer ben sırıtmıştım. Hemen dışarıda olan korumalar yavaş yavaş kapıda gözüktüğünde önümden çekilmişti. Reşatın yanına geldim ve önünde eğildim. Ellerini çözdüğümde durumunun çok iyi olmadığını anladım. Derin bir nefes aldım ve Fatih Karadereye döndüm. "Bir daha ailemden birine dokunursanız, yakarım o parmaklarınızı." ayağa kalktım ve yanımdaki iki korumaya Reşatı almları için gözümle işaret ettim. Onlar Reşatın yanına giderken ayağı kalktım ve Fatih Karaderenin önünde durdum "Daha hesaplaşıcak şeylerimiz varken, yenilerini eklemeyin."

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.