Klub Vurgun’un bas ritimleri ve ağır sis makineleri aşağıda uğuldamaya devam ederken, Gölge kulübün bar kısmından kaptığı devasa boyuttaki bir büyük kap votkayı yanına alarak havalandırma merdivenlerinden çatıya çıktı. Gece yarısının soğuk rüzgarı, kulübün içerisindeki boğucu sıcaklığı bir anda bıçak gibi kesti.
Gölge, çatının kenarındaki beton sete yaklaşıp elindeki kap dolusu votkayı yere bıraktı. Aşağıda şehir, neon ışıklarının altında sessizce uzanıyordu.
Demir kapı gıcırtıyla açıldığında Karanlık Kız içeri adım attı. Siyah ceketinin yakalarını kaldırmış, adımlarını bir kedi gibi sessizce atıyordu. 14 yaşında bir genç kız olmasına rağmen, sokakların sertliği yüzündeki çocuksu ifadeleri çoktan silip atmıştı.
Karanlık Kız, betondaki koca kap votkayı görünce gülümsedi. "Tek başına mı bitireceksin o koca kabı Gölge? Ver bir fırt da ben alayım."
Gölge, elini hızla kabın üzerine koyarak kızı engelledi. Kaşlarını çatarak sert bir sesle konuştu: "Dur orada. Sen daha 14 yaşındasın. Bu meret sana göre değil, uzak dur."
Karanlık Kız gözlerini devirdi. "Ciddi misin? Mermilerin, tetikçilerin ortasında cirit atarken yaşımı sormuyorsun ama sıra bir yudum içkiye gelince mi yaştan bahsediyorsun?"
"Mermilerden kaçmak zorundayız çünkü hayatta kalmaya çalışıyoruz," dedi Gölge kararlı bir şekilde. "Ama bu zehiri içmek zorunda değilsin. İzin vermiyorum."
Karanlık Kız öfkeyle omzunu silkti. Gölge’nin bir anlık dikkatsizliğini fırsat bilip aniden öne atıldı. Koca kabı kaptığı gibi kapağını açıp sert sıvıyı boğazından aşağı dikti.
Gölge hızla hamle yapıp kabı elinden çekip aldı ama kız çoktan birkaç büyük yudum çekmişti. Boğazı yansa da çaktırmamaya çalıştı, elinin tersiyle dudaklarını sildi ve gururla baktı: "Merak etme, devrilmem. Bu benim ilk içişim değil zira... Sokaklarda büyürken nelerin tadına bakmak zorunda kaldığımı bilsen şaşırırsın."
Gölge derin bir nefes verdi. Bakışları yumuşadı, gözlerinde geçmişin karanlık anıları belirdi. Kendisi de o sokakların çamurunda, soğuğunda, kimsesizliğinde büyümüştü. O kaldırımların bir çocuğu nasıl vaktinden önce büyüttüğünü, neleri yutmak zorunda bıraktığını en iyi kendisi biliyordu. Karanlık Kız'da gördüğü şey, aslında kendi çocukluğunun kırık aynasıydı.
"Biliyorum..." dedi Gölge, sesi bu kez yumuşak ama derinden geliyordu. "Nasıl bir yer olduğunu çok iyi biliyorum. Ben de o sokaklarda büyüdüm. Tam da bu yüzden senin o yollardan geçmeni, bu zehirle erken tanışmanı istemiyorum."
Karanlık Kız, Gölge’nin gözlerindeki o samimi ve korumacı ifadeyi görünce bir an duraksadı. Yüzündeki dikbaşlı ifade yerini hüzünlü bir anlayışa bıraktı. Gölge'nin onu küçümsemediğini, aksine kendi yaşadığı acıları çekmesini istemediğini anlamıştı.
Gölge kabın kapağını kapatıp kenara koydu. "Ama madem kanına karıştı... Kafanı topla. Benden izinsiz bir daha yapma."
Karanlık Kız başıyla onayladı, üzerini düzeltti. Votkanın sıcaklığı vücuduna yayılırken gözlerindeki avcı ışığı tekrar yandı. "Kafam net Gölge. Sokakların dersini ikimiz de iyi biliyoruz. Şimdi gidip aşağıdakilere kendi dersimizi verelim."
Gölge belindeki silahı kontrol ederken hafifçe gülümsedi. Sokaklardan gelen bu iki ruh, aşağıda Kasap Donato için tam bir kabus olacaktı.