İÇİMDEKİ EJDER
Riell_Monster
Norah Dimitre
Yine o tanıdık acıyla uyandım.
Alışmaya da başlamıştım aslında. Acısı beni o kadar etkilemiyordu. Sadece rüyamdan uyandığımda nefesim çok düzensiz oluyor kalp atışım çok hızlanıyordu.
Alışamadığım tek yönü ise gördüklerimin gerçeğe yansıyışıydı.
Ne gördüğümü bile hatırlamıyordum. Zihnimde parçaları oturtmaya çalışırken nefes almak için yatağımdan kalktım ve penceremin pervazına yaslandım. Neredeyse sabah oluyordu. Güneş tam görünmüyordu ama ışıkları gökyüzünün bir kısmını aydınlatmaya başlamıştı bile.
Nefesi düzeldiğinde kendimi rüyamda ne gördüğüme odaklamaya çalıştım. Hatırladıklarım bir kız, şiddetli bir ışık ve… çığlık?
Olamaz.
Kalbim uyandığım anda çarptığından bile daha hızlı atıyordu artık. Parmak uçlarım korkudan buz kesmişti. Gördüğüm rüyayı hatırladığımda gözlerim dolmuştu.
Eğer gördüğüm ve hissettiğim şeyleri kafamda kurmuyorsam Kate’in başı dertteydi.
Penceremde yaslandığım çekildim ve hızla aşağı kata koştum. “ anne! “
Sabahın ilk ışıklarıyla, henüz kimse uyanmamışken evin içinde çılgınlar gibi koşmak ve bağırmak pek mantıklı değildi. Yine de aklıma başka bir şey gelmiyordu. “ANNE! “
Ailemin yatak odasının kapısı açılırken annemin uyku mahmuru sesi duyuldu. “ Norah. Tatlım ne oluyor, iyi misin? Bir sorun mu var? “
Bir yandan bağırmaya devam ediyor bir yandan da ayağıma geçirecek terlik benzeri bir şey arıyordum. “ Kate’in başı dertte! Hemen bir doktor çağır. Benimle ormanın koruluğunda buluşun! “
“ Norah? Neler oluyor! “
“ acele et. Vakit yok!” ayağıma ne olduklarına bakmadan bir şeyler geçirivermiştim. Daha sonradan giydiğim şeylerin birbirlerinin eşi olmadıklarını fark edecektim. Ama o an kafam tek bir şeyde kalmıştı.
Annem panikle babamı uyandırırken ben evden çıkmıştım bile. Cervus sokaklarında pijamayla koşturan bir deli gibi görünüyordum.
Kalbim gümbür gümbürdü. Nefesim daralıyordu.
Yine kendi kendime mi kuruyordum?
Hayır. Bu gerçek. Bu gerçek.
Orman yoluna saptığımda bozuk yolun da etkisiyle düzgün koşamamaya başlamıştım. Belki de paniğim yüzünden bacaklarım da kontrolünü kaybediyordu.
Yüzüme çarpan dallar, ayağıma bile giymeye zahmet etmediğim ayakkabını açıkta kalan kısımlarından bileklerimi çizen kuru dallar. Ayağımın altından kayıp giden toprak yol. Hiçbirini hatırlamıyorum.
Sadece gözyaşları içinde birinin ben omuzlarımdan tutana kadar koşturduğumu hatırlıyorum.
“ hey, sen Norah’sın değil mi? Kate’in arkadaşı. “ bana ne olduğunu anlamaya çalışarak bakan bir çift buz mavisi göz.
Adı neydi? Dominic. Evet, buydu.
Üstünde spor kıyafetleriyle çok daha farklı duruyordu. Ancak her haliyle çok iyi görünüyordu. Tabi o anda bunu da fark etmemiştim.
Hıçkırıklarımın arasında derdimi anlatmaya mecalim kalmamıştı sanki. Gözyaşlarım bir türlü durmuyordu. “ sakin ol. Ne oluyor? Anlat bana. “
Sonunda ağzımdan tek bir kelime çıkmıştı. O anda onun da yüzü çapılmışa dönmüştü. “ Kate… “
“ ne oldu. Başına bir şey mi geldi? O iyi mi? “
“ ben… Ben onu gördüm. Canı çok yanıyordu. Şimdi nasıl bilmiyorum. Yardım et bana lütfen. “ nefes nefeseydim. Bir cümle kurmak bile o kadar yorucuydu ki.
“ şimdi nerede? Beni ona götür. “ şimdi o da benim kadar korkmuş görünüyordu.
Nefesim artık daha düzenliydi. En azından kendimi ifade edecek kadar konuşmayı becerebiliyordum.
“ beni takip et. “ dedim tekrar koşmaya başlayarak. O da peşimden beni takip ediyordu. Bir süre daha koştuk ve koştuk.
Sessizlik içinde karşılaşacağımız manzarayı düşünüyorduk ve koşuyorduk.
Açıklığa vardığımızda yerdeki cenin pozisyonunda yatmış bedeni gördük. Kalbim o an yine tekledi. “ Katherina! “
Seslenişlerimi duymuyordu. Uyuyor gibi görünüyordu ama nefes alışlarını bu mesafeden seçemiyordum. “ ne olur ölme. Lütfen, lütfen, lütfen. “
Yanına koştuğumda arkamdan beni takip iri beden benden önce davranıp iki parmağını boynuna bastırıp nabzına baktı. “ nabzı normal. “ dedi. Omuzlarından tonlarca yük kalkmış gibi yüz ifadesi gevşedi.
“ yine de titriyor ve ateşi var. Onu hastaneye götürmeliyiz. “ bir el hareketiyle Kate’in baygın bedenini kucakladı ve geldiğimiz yöne geri yürümeye başladı.
Arkasından sessizce onu takip ettim.
Rüyamda gördüğüm şeylerden sonra karşılaşmayı beklediğim manzara bu değildi. Kesinlikle çok daha korkunç şeyler düşünmüştüm. Yine de her şeye rağmen o iyiydi.
Kuruyan gözyaşlarım yüzümde yollar çizmişlerdi. Hıçkırıklarım artık daha aralıklıydı. Sabahın serinliği biraz titrememe neden oluyordu.
Kafamdaki endişeler dağılmaya başladığında gördüğüm şeyleri tekrar değerlendirmeye başladım.
Kurtların saldırısına uğramıştı. Yine de onları bir şekilde savuşturmuştu.
Tavşan, kütükteki tavşanı kurtarmıştı. Yine bir çıtırtı ve o şey. Devasa boyutlarda bir ejderha.
İçime bir ürperme gelmişti.
O ejderha da neyin nesiydi? Kate’ e saldırmış mıydı?
Ama vücudunda herhangi bir yara izi görünmüyordu. Kıyafetlerinde saldırıya uğradığına dair herhangi bir çizik veya sökük yoktu. Peki, o zaman orada ne yaşanmıştı?
Peki, ben bunca şeyi daha kendime açıklayamazken diğerlerine ne anlatacaktım.
Bir rüya gördüğüm için herkesi panikletmiştim.
Annem delirdiğimi zannediyordu, babam kim bilir ne kadar endişelenmişti. Dominic beni sorgulamayan tek kişiydi. Ama yakında o da sorular sormaya başlayacaktı.
Onu nasıl buldun? Orada olduğunu nereden biliyordun? Onun neden orada olduğunu biliyor musun? Doğruyu söyle!
“ Norah! “ annemin sesiyle irkildim.
“ Katherina! Onun nesi var? “ annem endişeli gözlerini hepimizde gezdiriyordu ancak kimsenin verebilecek cevabı yoktu. “ ona bakmama izin verin. Ben doktorum. “ dedi annemin arkasından çıkagelen hafif bodur bir adam.
Dominic kollarından bırakmadan Kate’i muayene etmesine izin verdi.
“ üşütmüş olmalı. Ateşini hemen düşürmemiz gerek. Onu rahat muayene edebileceğim bir yer var mı?”
“ evi yakında. Benimle gelin. “
Dominic önden ilerlerken hemen ardından doktor onu takip ediyordu. Annem ise koluma girmişti ve arada bir oramı buramı kontrol edip iyi olup olmadığımdan emin oluyordu. Arada bir beni soru yağmuruna tutuyordu ama hiçbirine ne verecek cevabım ne de cevabı bilsem bile bunu açıklayabilecek mecalim yoktu.
Kate’in evine vardığımızda kapıyı açarak Dominic’in rahatça içeri geçmesini sağladım.
“ odası üst katta. “
Eve girdiğimiz anda çıkardığımız takırtı ve sesler Bay ve Bayan Blacklight’ı uyandırdığında ortalık iyice karışmıştı.
Merdivenin başında dikilen çift kızarının bilinçsizce yatan bedenini gördüklerinde asıl sorular başlamıştı. Annem Kate’in ailesini sakinleştirmeye çalışırken doktor ben ve Dominic doğruca Kate’in odasına çıktık.
Odaya çıktığımızda odanın camının açık olması nedeniyle bir kez daha ürperdim.
Gözümde bir vizyon daha canlanmıştı. Daha doğrusu rüyamın bir parçası.
Yatağında otururken açık camdan geceyi seyreden Kate, koruluktan yükselen kara duman.
“ Norah? “
“ evet.”
“ yatağın örtüsünü çeker misin demiştim. “ yine dalıp gitmiştim.
“ tabi ki de. “ dedim aceleyle örtüyü kenara iteklerken.
Dominic bilinçsiz vücudu yatağa dikkatlice bıraktığında doktor, yanında getirdiği minik çantasını karıştırıyordu. Birtakım ilaç şişesi ve şırınga çıkardı. “ bana ıslak bez getirebilir misiniz? “
“ getiriyorum. “ dedim.
Arkamı döndüğümde Nic çoktan gitmişti. Henüz bir dakika geçmemişti ki elinde bir leğen içinde de su ve bezle birlikte geri geldi. Doktora uzattı ve benimle birlikte kenarda beklemeye devam etti.
O Kate’in okulundaki yüzbaşılardan biri değil miydi? Burada bulunmaktan daha önemli işleri yok muydu?
“ sen gidebilirsin. Onunla ben ilgilenirim. Senin daha önemli işlerin vardır. “
“ aslına bakarsan yok. “ Şaşırmıştım.
“ bu kadar şaşırmana gerek yok. Benim de izin günlerim var elbette. “ bu söylediğinden sonra da biraz utanmıştım. Onun da bir insan olduğunu unutmamalıydım. Ne kadar mükemmel bir görüntüsü olsa da içinde o da bir insandı.
“ peki, o zaman içecek bir şeyler ister misin? Boğazım kurudu, biraz su içmem gerek. “
“ ben artık gitsem iyi olacak. “ bu kez daha çok şaşırmıştım.
“ daha az önce işin olmadığını söylemiştin.”
O anda yüzünde mükemmel bir gülücük açtı. Bu görüntü o kadar güzeldi ki, utançtan biraz suratım kızardı.
En azından ağzımın suyu akmamıştı.
“ işim yok zaten. Ama Volentia uyandığında burada olmasam daha iyi olur. “
“ Volentia? “ dedim fısıltıyla. Kate’in takma adı mıydı?
“ Benivolentia. “ dedi beni düzelterek. “ ikinci adı. “
Onların arasında garip bir ilişki olduğunu en başında sezmiştim zaten. Yine de bu ilişkinin ne kadar derin olduğunu fark etmemiştim. Çünkü Kate daha önce ondan hiç bahsetmemişti.
Ki gerçi hala bahsetmiyordu ya.
Yine de merak etmeden duramıyordum. İki yakın arkadaş ya da çok daha farklı bir şey olabilirdi.
Dominic’in ona olan bakışları bana bunu söylüyordu. Kate’in bakışlarıysa ser verip sır vermiyordu. Bu kız tam bir gizem kutusuydu. İçini açıp baktığınızda bile gördüğünüzü sandığınız şey sadece onunla sınırlı kalmıyordu. Sanki o gizemli kutunun içinde de gizemli bölmeler vardı ve onlara ulaşmak neredeyse imkânsızdı.
“ kendine iyi bak, Norah. “ bu kez daha samimi bir gülümsemişti. “ sende. “
Kapıdan çıkıp gitti.
Odada ben, doktor bey ve baygın bir beden kalmıştı.
Arada bir Kate’in ailesi de geliyordu. Annem ise onları doktora müdahale etmemeleri için dışarı çıkarmak zorunda kalıyordu. Sonunda saatler geçmişti. Hava kararmaya başlamıştı. Doktor bey son muayenelerini yapıp gideli çok oluyordu.
Giderken bize yapılacak pek bir şey kalmadığını sadece ateşin düşmesi için alnındaki bezi sürekli değiştirmemiz gerektiğini söylemişti. Bu görevi ben üstlenmiştim. Yanından bir an bile ayrılmamıştım.
Tüm bu süreç boyunca karşılaştığım tek şey ise Kate’in tek bir tepki bile vermeden yatması olmuştu.
Ne gözlerini açıştı ne de en ufak bir hareketi olmuştu. Parmaklarını bile oynatmamıştı.
“ ne zaman gözlerini açacaksın Kate. Herkes senin için çok endişeli. “ elimi alnına koydum ve ateşine baktım. Ateşi hala çok yüksekti.
Alnındaki bezi tekrar ıslatıp alnına koydum. “ o ejder de neyin nesiydi? Kafamdan uydurmuyorum değil mi? “
O ejderha kesinlikle gök ada ejderlerine benzemiyordu. Yer ada ejderi daha önce hiç görmemiştim ancak onlardan biri olduğunu da hiç sanmıyordum. O ejderde bir gariplik vardı.
Kate’e saldırmamıştı, yine de onu bayıltmayı başarmıştı. Boyu bir gökdelen kadar uzundu ve yarısaydam bir vücudu vardı.
Yarısaydam bir ejder daha önce hiç duymamıştım. Yeni bir tür olabilir miydi?
“ canını o ejder mi yaktı, yoksa o çığlık da mı bir yanılsamaydı? “ sürekli kendimden şüphe duyuyordum. Kimseye henüz neler olduğu hakkında bir şey anlatamıyordum.
“ Argnes. “ dedi fısıltıyla.
“ Kate! “
“ hey hey bağırma. Herkesi başımıza toplayacaksın. “
“ Aptal kız! Senin için ne kadar endişelendiğimizin farkında mısın? “ hala bağırarak konuşuyordum.
“ ciddiyim Norah, bağırma lütfen. Kafam feci zonkluyor. “ o cümlesini bitirmişti ki boynuna atlayıverdim. “ iyi olmana çok sevindim. “
“ ben de. “ dedi.
Vücudu hala çok sıcaktı ancak bir yandan da soğuk terler döküyordu. Geri çekildim ve uyandığından beri sormak istediğim şeyi sordum. “ Argnes de ne? “
“ ejder. “ dedi.
“ içimdeki ejderin adı. “