
Bölüm şarkısı
Farazi - Dobro Vecer
Sevilir miydi insan sevdiği kadar? Yoksa öldürür müydü zihnini bildikleri kadar?
Alacakaranlık bir gece, upuzun bir yol ve tonlarca insan... Hepsinin hikayesi farklı fakat taşıdıkları beden aynı. Kim bilir belki de en iyi rol yapanlar insanların ta kendisidir? Kimse göründüğü gibi değildir. Tıpkı maskeli bir balodaymış gibi gün içinde birden çok maske değiştirir ve bu şekilde rol yaptıklarını zannederler. Ne kadar maske takarsan tak geçmişin hep seninle gelir. Nietzche'nin bir sözü var: "Unutan iyileşir" lakin ben bu sözü doğru bulmuyorum. Evet geçmişi yok sayabilirsin hatta hiç olmamış gibi yoluna devam etmeye çalışabilirsin ama geçmişi kalbinden söküp atamazsın. Zihninden silebilirsin zira zihin aldatıcıdır lakin yanlışını kalp düzeltir.
İnsan doğar, büyür, yaşar ve ölür. Kaderi ise doğmadan önce yazılır ve bu kaderi yaşarken tekrardan kendi elleriyle yazar. Kader bir örgüye benzer. Doğduğumuzda bir bütün halindedir. Büyüdükçe ilmekleri açarak sil baştan yeniden örgü oluşturmak ya da temeli olan bir binaya daha nice ilmek eklemek ise kendi tercihidir. Bazen bu konuda yardıma ihtiyacı olabilir. Ilmeğin nasıl atıldığını öğrenmek büyük bir sabır ister. Düşe kalka da olsa yapmayı öğrenir. Bozar bozar bozar ve en sonunda sıkı bir ilmek atar. İşte bu hayatının temelidir, dönüm noktasıdır. Nasıl ki temeli sağlam bir binanın üstüne tuğlalar koyup bir bina yaptığımızda o bina sağlam oluyorsa kader de aynı şekilde işler. Kaderin ağını kuvvetli tutmak lazım lakin üstüne eklenen ipler de bir o kadar önemlidir. Temeli istediği kadar sağlam olan bir binanın üzerine bir dokunuşta yıkılacak tuğlalar konulsa o bina çıkan ilk meltemde çöker ve yıkılır. Sağlam bir ağın üstüne güçlü ilmekler atmak gerek ve bunu da yaptıklarını bozarak öğrenir insan. İpleri söküp baştan yaratmak bir risktir ve risk almayan insanlar bu oyunda hayatta kalamazlar.
Kaderlerini kendileri örmek zorunda bırakılan çocuklar doğdu, hayata tutsak olan beş mahkum çocuk. Farklı anne babalardan doğma olsalar bile kaderin birleştirdiği beş masum. Beş farklı aura, beş farklı güç, beş farklı isim ve altında yatan nice hikayeler...
Dünya üzerinde on iki titan var oldu. On iki güç ve daha nice on ikiler. Bir zamanlar birlikte yaşayan on iki titan bambaşka yerlere savruldu. Birbirlerini yüzyıllardır bulamadılar. Oysaki her biri birbirlerine bağlıydı. İpin düğümleri olmasa sonu nasıl gelecekti? Nasıl bir bütün olacaklardı? Bir bütünün on iki parçasıydılar. On iki ilmek ve on iki ip... O, on iki ilmekten sadece beşi birbirini buldu ve geriye kalan yedi kişiyi bulmak üzere yola koyuldular.
Bir grup, beş üye ve geriye kalan üyeleri bulmak için çabalayan beş titan soylu.
Arel;
Grubun ikinci üyesi, seçilen ikinci mahkum. Sert darbeler alsa bile yıkılmayan, yıkıldığında çabucak toparlayan, kaderini yeniden yazmış bir kişilik. On iki titandan biridir. Titan kimliğinde adı Hyperion'dur. Hyperion; Olimpos'lu on iki tanrı tahtını Titanların elinden aldıktan sonra Tartarus'a sürgün edilen on iki Titandan biridir. Kayıtlarda Işığın Titanı olarak da geçer. Ayrıca Helios (Güneş) ve Selene'nin (Ay) babasıdır. Titanlar Dünya'yı yönetirken Hyperion, Dünya'nın Doğu kısmını yönetmiştir ( Güneş Doğudan doğduğu için Şafağın Efendisi ve Işığın Lordu olmuştur ) ve daha çok Doğu'nun Titanı olarak bilinir.
Alina;
Grubun üçüncü üyesi, ışıkların efendisi, parlaklığın simgesidir. Birine bir şey olduğunda her zaman yoluna ışık olarak onu aydınlatıp huzura kavuşturur. Arel gibi on iki titandan biridir. Tanrıça kimliğinde adı Theia'dır. Theia titanlardan göğü temsil eden tanrı Uranüs ile toprağı temsil eden Gaia'nın kızıydı. Toplam on iki kardeş arasında en büyük kız kardeşti. İsminin anlamı kehanette bulunan, tanrıça anlamlarına gelmektedir. Diğer ismi Euryphaessa ise bol ve geniş anlamına gelen eury, parlak, ışıltı anlamlarına gelen phaos kelimelerinin kombinasyonundan türemiştir. Bu sebepten dolayı büyük bir güzelliğe sahip Thea'ya Tanrıçanın Işığı'da denmiştir. Aynı zamanda Thea'nın altın, gümüş ve diğer değerli taşlara parlama özelliklerini bahşettiğine inanılıyordu. Bu sebeple Yunanlılar için altının ayrı bir değeri vardı. Çünkü bu yansıma Thea'nın tanrısal bir gücüydü.
Bulut;
Grubun dördüncü üyesi olan Bulut adı gibi özgür olup masumluğu biraz sorgulanabilir niteliktedir. Kardeşleri gibi on iki titandan biridir ve titan kimliğinde adı Kronos olarak belirtilir. Kronos, Yunan mitolojisinde Uranos (Gök Baba) ile Gaia (Yer/Toprak Ana)'nın Titan Kardeşler diye anılan 12 çocuğundan biri, en küçük erkek çocuktur. Efsaneye göre evrensel egemenlik zincirinde babasını üretme gücünden yoksun bırakıp devirerek mitolojik Altın Çağ'da hüküm sürmüş ve oğullarından Zeus tarafından tahtından indirilerek Tartaros'a hapsedilmiştir.
Pars;
Grubun beşinci üyesi ve adı gibi cesur olan Savaş Tanrısı Kriyus on iki titan içinde yer almaktadır. Kriyus, Uranus ile Gaia'nın oğludur. Eurybia'dan Perses, Astraios ve Pallas isimli oğullara sahip olmuştur. Bu on iki titan arasında hiçbir bilgiye sahip olmayan daha doğrusu hakkında pek araştırma yapılmayan tek titan Krios'dur. Ne tanrısı olduğu belli olmamakla beraber Savaş Tanrısı olduğu düşünülmektedir. Bu titan hakkında pek çok tez atılmış fakat açıklık getirilememiştir. Tarihi kaynaklarda kabul edilen özelliği ve hakkında bilgi olmamasının sebebi şöyle açıklanmaktadır:
Krios, Gaia ile titanların lideri Uranüs'ün oğludur. Ve Nike'nin en büyük atasoyudur. Eurybia ile evlendikten ve Pallas isimli bir çocuk sahibi olduktan sonra diğer titanlar tarafından tehdit olarak görülmüş fakat gücü ve kudretiyle baş edemeyeceklerini bilen titanlar onu ailesiyle tehdit edip lanetlemiştir. Ve bütün bilgileri kaybolmuştur, bulunamamıştır. Krios'a tapan yüz binlerce insan onun kudretine ve gücüne hayrandır. Yunan mitolojisinde Kronos'tan daha güçlü olduğu sanılan tek titandır.
Kayra;
Grubun ilk üyesi, lideri ve iyiliğin temsilcisi. Tıpkı okyanusların temsilcisi olan Okeanos gibi. Su verilen en büyük nimetti ve Okeanos bunu insanlara dağıtmayı seçti. Okeanos, Yunan mitolojisinde, Uranus ile Gaia'nın ilk çocuğu ve ilk Titan'dır. Tüm okyanusların kişileşmiş hali olan Okeanos, genelde kaslı bir adamın uzun sakallı ve boynuzlu yüzüyle simgelenirdi. Okeanos'un alt kısmı bir yılanı andırıyordu. Okeanos'un kardeşi olan bir başka Titan'la, Tethys'le zaman geçirmesi üçbin deniz nymphelerinin oluşmasına neden oldu. Okeanid olarak da bilinen bu nymphelerin her biri ayrı bir ırmak, çay, göl ya da havuzun hakimleri oldular.
Birleşti beş titan.
Buldular birbirlerini.
Geriye kaldı yedi titan.
İlmeğin düğümlerini tamamlamak lazımdı.
Zaman kazanıldı.
Lakin oyunun süresi doluyordu. Birleşmeli on iki titan.
Oynanmalı bir oyun.
Geriye kazanacak bir titan.
Elenecek oyundan kaçan.
Kazananın bağışına kalacak o titan.

