تخطٍ إلى المحتوى

Hacker

الفصل 39 · قراءة 5 دقيقة

Hacker

الفصل 39

Hareket

"Havin, Kaan abin olabilir."

Kaşlarım çatılırken kafamı iki yana salladım.

"Mümkün değil."

"Neden mümkün değil?"

"Berfin, benim abim öldü!"

"Nereden biliyorsun!?"

Berfin'in dediği şeyle durdum. O ise benim bu durmamdan yararlanıp konuşmasını sürdürdü.

"Abine ne olduğunu bilmiyorsun. Seni ayrı onu ayrı bir odaya kapatmışlardı. Ya onu da seni kurtaran adam gibi bir başkası kurtardıysa?"

Derin bir nefes alırken söylediği şeyler mantıklı geliyordu. Abimle bir yerden sonra ne kadar dirensek de bizi ayırmışlardı. Ve onu nereye götürdüklerini de bilmiyordum.

"Tamam, haklı olabilirsin. Ama Kaan bir mafya. Eğer ben onun kardeşi olsaydım ölüp ölmediğimi araştırır ve eninde sonunda bulurdu."

"Sen araştırdın mı?"

Berfin'in yönelttiği soru tekrar ağzımı açtım.

"Aynı şey değil."

"Evet aynı şey! O bir mafya ise sen de usta bir hackersın. Sen de istesen onu bulurdun!"

"Ben onun öldüğünü düşündüm!"

"O da senin öldüğünü düşünmüş ve bu yüzden aramamış olamaz mı!?"

Derin bir nefes aldım. Haklıydı, doğru söylüyordu. Fakat içimde bir yerlerde bunu bir türlü kabullenemiyordum.

"Bak, kabullenmek istemediğini biliyorum fakat bir düşün! Bu kadar benzerlik olması çok fazla değil mi?"

"Abim asla mafya olup birilerinin canına sebepsiz yere kıyacak kadar cani olamaz."

"Belki de sana, annesine, babasına yapılan şeylerin öcünü almak istiyor. Olamaz mı?"

Olurdu.

"Evet olabilir ama saydığın bu özelliklere sahip olan bir sürü insan var."

Bana bayık gözlerle baktı.

"Eğer bu özelliklerin hepsi başka bir insanda da varsa bil ki o abinin ikizidir."

Ofladım. Doğru söylüyordu. Dediği her şeyde haklıydı fakat ben sürekli dediği şeylerin aksini kanıtlayan bir şey bulmak istiyordum. Nedense bir türlü inanmak istemiyordum.

"Ne olursa olsun bu dediklerini kanıtlayan somut bir ifade yok. Abimi tam olarak hatırlamıyorum. Hemen bu sonuca varamayız."

Derin bir nefes verdi.

"Evet ama bence Kaan'ın abin olma ihtimali çok yüksek."

Cevap vermedim. Gerçekten olabilir miydi ki? Bir yanım deli gibi inanmak isterken bir yanımda deli gibi inkar ediyordu.

"Yalnız kalmak istiyorum."

Berfin kafasını salladı. Fakat ağzını açmasıyla tekrar konuştum.

"Hala seni affetmiyorum."

Berfin başta şaşırırken daha sonra üzgünce kafasını eğdi.

"Sadece üzgün olduğumu bil istemiştim."

Cevap vermeden çıkmasını bekledim. O da cevap vermediğimi görünce odadan çıktı. Arkasından kapıyı kapatırken iki elimle suratımı kapattım.

"Anne Havin'in bir suçu yok, ben yaptım."

"Baba vazoyu ben kırdım."

Aklıma abimin sürekli aslında benim yaptığım fakat kendisi yapmış gibi gösterdiği anılar gözümün önüne gelirken aklıma gelen şeyle ellerimi yavaşça yüzümden çektim.

"Hadi bize özel bir hareket uyduralım!"

Abime kaşlarımı çatarak baktım.

"Ne hareketi?"

"Bak şimdi, önce sen bir elini benim elimin altına koy. İlk önce ben senin eline çakacağım sonra aynı şekilde sen benim elime çakacaksın. Daha sonra da ellerimizi kaldırıp normal bir şekilde çakarak ellerimizi havada birleştireceğiz. Ve son olarak birleştirdiğimiz ellerimizi de birbirine kenetleyeceğiz."

Yüzümde heyecanlı bir gülümseme oluşurken sevinçle bağırdım.

"İşte! İşte bu!"

Eğer Kaan gerçekten abim ise bu hareketi mutlaka hatırlaması gerekirdi. Heyecanla odadan çıktım. Berfin'i bulmam gerekiyordu. Yemek yeme salonuna geldiğimde hala Barlas, Tuna ve Kaan'ın orada oturduğunu gördüm. Tek fark masadaki bütün yiyecekler toplanmıştı.

"Berfin'i gördünüz mü?"

Üçü de suratlarını bana çevirirken yüz ifadeleri dikkatimi çekmişti. Barlas düşünceli, Tuna ne yapacağını bilememiş, Kaan ise bir yere odaklanmış bir şekilde dikkatle bakıyordu. Tabi ben gelinceye kadar.

"En son seninle değil miydi?"

Tuna'nın sorusuna başımı salladım.

"Evet ama çıktı. Nereye gitti bilmiyorum."

"Mutfağa bak."

Barlas'ın dediği şeyle kafamı salladım. Tam odadan çıkacağımı sırada kaşlarımı çatmış bir şekilde arkamı dönerek konuştum.

"Siz iyi misiniz? Suratınızdan düşen bin parça."

"İyiyiz iyiyiz. Önemli bir şey yok."

Tuna'nın dediği şeyle üçünde de bakışlarımı gezdirdim. Bakışlarım Kaan'a takılırken bana çok dikkatli baktığını fark ettim. O aşkom diyen kişi gitmişti resmen.

"Peki."

Daha fazla oyalanmadan odadan çıktım. Adımlarımı mutfağa yöneltirken bir andan da Kaan'ın neden bana öyle baktığını düşünüyordum.

En sonunda mutfağa geldiğimde Berfin'i sandalye de oturmuş ağlarken gördüm. Fakat benim geldiğimi görünce hemen eliyle göz yaşlarını sildi.

"Havin? Bir şey mi oldu?"

Gözleri kızarmıştı. Sesi de hafif titriyordu. Ya ama bunu yapma işte!

"Şu abi konusu."

Kaşlarını çatarak kafasını salladı.

"Benim aklıma bir şey geldi."

"Ne geldi?"

Derin bir nefes aldım. Kendimi aşırı kötü hissediyordum.

"Öncelikle seni affediyorum."

Daha fazla dayanamayacaktım. Kendimi çok kötü hissetmiştim. Ya da acımıştım. Artık hangisiydi bilmiyorum ama Berfin üstüme atlayarak boynuma sarılmasıyla bunun çok da önemli olmadığını fark etmiştim.

"Çok özür dilerim! Gerçekten çok özür dilerim, öyle konuşmamalıydım!"

"Sorun değil. Sadece bir daha olmasın."

"Söz veriyorum bir daha asla olmayacak."

Dediği şeyle birkaç saniye sonra ondan ayrıldım.

"İyi tamam yeter bu kadar duygusallık. Alışkın değilim bu kadarına."

Gülerek cevap verdi.

"Bilmez miyim?"

Dediğine gülerken konuştum.

"Tamam tamam. Hadi ciddiyet!"

Berfin heyecanla kafasını salladı. Bende konuşmak için tekrar ağzımı açtım.

"Kaan'ın abim olup olmadığı öğrenmenin bir yolu var."

"Tamam. Nasıl bir yol?"

"Bizim abimle küçükken yaptığımız bir hareket vardı. O hareketi abim uyduruğu için sadece o ve ben biliyorum. İşte o hareketi de Kaan'ın gözünün önünde bir bahane üretip yapacağız. Eğer Kaan gerçekten abim ise bu hareketi mutlaka hatırlar."

Dediğim şey Berfin'e de mantıklı gelmişti.

"Mantıklı. Aferin kız!"

"Şimdi bir bahane bulmamız lazım."

Berfin elini çenesine götürüp düşünürken bende düşündüm. Ne olabilirdi ki?

"Aha buldum!"

Bakışlarımı Berfin'e yönelttim.

"Biz şimdi barıştık ya, heh işte onların yanına gidip barıştığımızı söyleyelim. Ne bilim, böyle biz zaten küsmemiştik triplerine falan girelim. En sonunda da bu hareketi yapalım."

Heyecanla kafamı salladım.

"Tamam!"

"Ama önce bana bu hareketi öğretmen gerek."

Berfin'in dediği şeyle ona hareketi gösterdim. Birkaç kere denedikten sonra yapabildiğimize karar verip kol kola mutfaktan çıktık. Yemek yeme salonuna geldiğimizde orada olmadıklarını görünce aynı anda Berfin ile birbirimize döndük.

"Salona."

"Koş."

Salona hızlı adımlarla ilerleyip kapının önüne geldiğimizde kapıyı açtık. İşte buradalar!

"Biz barıştık!"

Berfin'in heyecanlı sesi ile Tuna gülümsedi.

"Ne güzel."

"Kız siz iki saattir barışmaya mı çalışıyorsunuz!?"

Kaan'ın dediği şeye gülerek cevap verdim.

"Hiç küsmedik ki!"

Daha sonra abimle hareketimizi yaptık. Yaptıktan sonra gülerek sarıldık. Ben göz ucuyla Kaan'a bakarken suratındaki neşeli ifadenin yok olduğunu fark ettim. Gözünü dikmiş bir şekilde ellerimize bakıyordu.

Bu dikkatimden kaçmaz iken Berfin'den ayrılıp bir koltuğa oturdum. Berfin de yanıma otururken Kaan ise hala ayakta olduğumuz yere bakıyordu.

"Hareketiniz çok güzelmiş."

Tuna'nın dediği şeyle kafamı ona doğru çevirdim.

"Biz de küçükken böyle bir hareket istiyorduk kendimize fakat bir türlü bulamamıştık."

Ben tam ağzımı açmış iken Kaan araya girdi.

"Havin, benimle bir gelebilir misin?"

𓆝 𓆟 𓆞

نهاية الفصل

10 تعليق