Bölüm Şarkısı: Madrigal - Seni Dert Etmeler.
Yanımdaki boşluk hissiyle uyandığımda gözlerimi ovuşturarak oturur pozisyonda doğruldum yatakta. Telefondan saate baktığımda neredeyse öğlen olduğunu gördüm. Efken çoktan kalkmıştı yanımdan. Dün gece duşta yaşadığımız şeyi düşünerek gülümsedim. Üzerimde kıyafet olmadığı için hemen kalkarak iç çamaşırlarımı ve eşofman takımlarımı üzerime geçirdim. Aniden kalktığım için bir anda kasıklarıma saplanan ağrı ile inledim acıyla.
Odadan çıkıp banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkadıktan sonra mutfaktan gelen sesler ile mutfağa doğru yöneldim. Burnuma güzel kokuların gelmesiyle tezgaha doğru dönük olan Efken'in arkasından sarıldım yavaşça. Hemen gülümseyerek arkasını dönüp beni kollarının arasına aldı.
"Nasılsınız turunç hanım?" dedi saçlarımı karıştırarak.
"İyiyim, ağrım var biraz."
"Kahvaltıdan sonra ağrı kesici alırsın bir tane."
Gülümseyerek hazırladığı masaya oturdum. Telefonumun çalmasıyla oturduğum yerden oturduğum gibi kalkmam bir olmuştu. Arayan kişiyi gördüğümde açıp açmamak arasında tereddüt etmiştim. Derin bir nefes alarak açtım daha fazla çalmadan.
"Efendim Sinan."
Efken durduğu yerde önce kaskatı kesilmişti. Daha sonra hızla bana doğru dönerek kaşlarını çattı.
"Naber güzelim?" demesiyle ikimizin de gözleri aynı anda büyümüştü Efken ile.
"Sikerim lan onu!" diyerek hızla elimden çekip aldı telefonu kendi kulağına koyarak.
"Ne diyorsun lan sen!?"
"Sen kimsin?"
"Sevgilisiyim lan sen kimsin de asıl benim sevgilime güzelim diyorsun lan!?"
"Kusura bakmayın." diyerek telefonu yüzüne kapatmasıyla Efken'in gözlerinden daha fazla ateş çıkmaya başlamıştı. Ne yapacağımı bilemeyerek ellerimi ellerine götürdüm sakinleştirmek için.
Ellerimi ittirmesiyle titremeye başlamaları bir olmuştu bile.
"Bu siktiğimin piçi ne hakla sana güzelim diyor lan!?" diyerek bağırdı yüzüme doğru.
"Efken arkadaşım ya hani."
Kahkaha attı sinirleri bozulmuş gibi.
"Ben kız arkadaşlarıma güzelim diyor muyum kızım!?"
"Ben demedim zaten farkındaysan o bana dedi."
"Ne fark eder lan!? Ne fark eder!?"
Sesinin yükselmesiyle gözlerimin dolduğunu hissetmiştim. Dolan gözlerimi görüyor ama hala kendini durduramıyordu. Bambaşka birine dönüşüyor gibiydi karşımda.
Korkuyla odama doğru gidecekken elimden tutmasıyla bileğim acımıştı.
"Ne yapıyorsun? Bırakır mısın?" dedim.
"Gidemezsin bana cevap vermeden!"
Kolumda hissettiğim elinin baskısıyla gözümden bir damla yaş düşmüştü.
"Ne cevabı?"
"Kim lan bu piç!? Kim de sana güzelim diyebiliyor!? Gizli gizli yatıyor musun onunla!?" demesiyle yüzüne sert bir tokat indirmem bir olmuştu.
Dudaklarımın aralanmasıyla yutkundum hafifçe. Ne saçmalıyordu? Kendinde olmadığını biliyordum ama bu kadarı da fazla gelmişti.
"Sen..." dedi eliyle yanağını tutarken.
"Bana vurdun."
Dolan gözlerini gördüğümde ellerimi yanağına götürmek istedim. Kendini geriye çekmesiyle ellerim boşta kalmıştı.
Ellerini kafasına geçirdi tıpkı benim kriz anımda olduğu gibi. Kafasına vuruyordu sürekli elleriyle.
"Efken." dedim ellerini tutmaya çalışarak.
"Vurdun bana."
Bilinci yerinde değil gibiydi. Kriz geçiriyor olabilir miydi?
"Özür dilerim."
"O da hep vururdu bana." dedi yere çökerek.
Omzunu duvara yasladı başını ellerinin arasına alarak. Dizlerinin arasına oturdum ellerim elindeyken. İçimin yandığını acıdığını hissediyordum.
"Özür dilerim." dedim vurduğum yanağını okşarken.
"Turunç."
"Sevgilim?"
"Ben..." dedi kekeleyerek.
"Ben çok özür dilerim."
Ellerimle saçlarını düzelttim. Gözünden akan yaşları sildim incitmekten korkarak.
"Sigara." dedi gözlerini kaçırarak.
"Sigaramı içmedim."
Ne dediğini anlamayarak ona bakmaya devam ettim. Sigara krizi mi geçirmişti?
"Geçti." dedim başını göğsüme yaslayarak.
"Özür dilerim turunç."
Ellerim saçlarında dolanırken göğsüme minik bir öpücük kondurdu. Yanımdaki sigara paketinden bir dal alarak ona doğru uzattım. Çakmağın ucuyla yaktıktan sonra içmesini bekledim. Her bir dumanı içine çektikçe kendine geliyor sakinliyor gibiydi.
"Tedavi alıyor musun?" dedim saçlarına dudaklarımı bastırırken.
"Almıyorum."
"Almak ister misin?"
Başını göğsümden kaldırıp bana doğru döndü yüzünü. Bakışlarındaki çaresizliği görmemle ağlamamak için kendimi sıktım.
Çaresizdi.
"İyileşicez sevgilim."
"Turunç, ben iyileşmek istiyorum."
"İyileşicez."
Tekrar kendini göğsüme bırakarak iyice gömüldü. Ellerim saçlarındayken gözlerimi yumdum sıkıca.
Efken yaralıydı, bütün ruhu yara bere içindeydi. Benim yaralarımı görmüş sarmıştı. Her birini nefesiyle iyileştirmişti. Şimdi sıra bendeydi. Ruhundaki her bir yarayı dudaklarım paramparça olana kadar öperek iyileştirecektim.