Bölüm Şarkısı: Yeis Sensura, Sehabe - Beraber Olsaydık.
"Dengesiz andaval!" dedi Rüya sinirle söylenmeye devam ederken. Bir yandan da masalardaki boşları topluyordu. Bütün gün boyu yorulmuştuk. Şimdi son şeyleri de toparlayıp çıkış yapacaktık.
Dün gece olanları ona anlatınca şok olmuş aynı zamanda da sinirlenmişti. Efken'i ilk ve tek anlattığım kişi oydu. Hiç bir şeyden kaçmadan, en yalın hislerimi anlatmıştım ona.
"Madem siktir olup gidiyorsun, ne diye tekrar karşısına çıkıyorsun ki sen bu kızın!?"
"Denk gelmişiz öyle dedi."
Kahkaha atarak elindeki boşları bulaşık yerine bıraktı.
"Güleyim de boşa gitmesin en azından.," dedi gülmeye devam ederek.
Bıraktığı bulaşıkları düşünceli bir şekilde makineye yerleştirmeye başladım. Yüzü beter olmuş haldeydi o gece. Kavga etmiş olmalıydı birileriyle. Kalbim dün geceden beri ara ara tekliyordu. İçimde birisi sanki sürekli oraya bir şey batırıyor ve çıkarıyordu. Rüya düşünceli halimi fark etmiş olacak ki iki elini yüzüme doğru salladı.
"Leyla mısın kızım sen? Kendine gel biraz." dedi dalga geçerek.
"Sorma durum leyla." dedim bende dalgaya vuruyormuş gibi yaparak.
"Kuzum." diyerek ellerimi tuttu.
"Efendim."
"Ne hissettin dün onu görünce?"
Sorduğu soru ile afalladım. Çok şey hissetmiştim. Hatta bir çok zıt hissi aynı anda tek bir kişiye hissetmiştim. Acı, merhamet, öfke, kırgınlık. Sevgi? Kendimi kandıramazdım. Hâlâ içimde bir yerlerde ona ait çok derin bir yer vardı biliyordum. Kimsenin söküp çıkartamayacağı bir yerdeydi.
"Çok şey." dedim sandalyeye oturarak.
"Gelse şuan özür dilese senden affeder misin onu?"
Kaşlarımı çattım sorusuyla. Bu sorunun cevabını kendim bile düşünmekten kaçıyordum. Kaçtıklarım yakamı bırakmıyordu. Bir bir yakalıyordu sanki beni.
"Bir söz okumuştum bir yerde." dedim ve devam ettim konuşmaya.
"Tırnağı kırılsın istemem ama Rabbim bir daha yazmasın onu bana, diyordu."
Rüya kurduğum cümlenin ardından kendine çekerek sıkı sıkı sarıldı bana. O an cidden ihtiyacım olduğunu anladım. Birinin bana sarılmasına ihtiyacım varmış. Kollarımı bende ona dolayarak gözyaşlarımı serbest bıraktım. Kapının açılmasıyla hemen geri çekilip gözyaşlarımı sildim. Kapıdan dün geceki müzisyen çocuklar girmişti. Mekanı kapatmak üzereyken gelmelerine anlam veremeyerek baktım. Göz ucuyla Rüya'ya baktığımda ağzının kulaklarında olduğunu gördüm.
"Selam." dedi adının Ali olduğunu bildiğim çocuk.
"Selam." dedi Rüya da heyecanla.
Sinan da başıyla selam vererek yanımdaki sandaleyeyi çekip oturdu.
"Hazır mısınız?" dedi Ali, Rüya'ya göz kırparak.
"Hazırız!" diyerek ellerini birbirine çırptı Rüya.
Ne olduğunu anlamaya çalışarak bir Ali'ye bir de Rüya'ya bakıyordum. Sinan hiç konuşmadan beni inceliyordu. Bakışlarından rahatsız olunca hafifçe öksürdüm. Rüya sonunda bakışlarını bana çevirebilmişti.
"Yavrum ben sana söylemeyi unuttum." dedi eliyle başına vurarak.
"Neyi söylemeyi unuttun?"
"Ali aramıştı bugün beni, akşama dışarı çıkmayı teklif etti, dördümüz için, bende olur demiştim." dedi mahçup bir ifadeyle.
Normalde olsa asla kabul etmez üstüne bir de sinirlenirdim. Ama konu Rüya olunca kırmak istemiyor ve ona ayak uydurmaya çalışıyordum.
"Tamam çantamı alıp geliyorum." dememle çığlık attı. Sevindiğini görünce gülümseyerek çantamı aldım.
Rüya da iki dakika makyaj tazeledikten sonra kafeyi kapatarak çıktık. Rüya ile Ali biraz daha önden yürüyor gülüşüyorlardı aralarında. Sinan ile ben ise hiç konuşmadan arkalarından ilerliyorduk. Nereye gittiğimiz hakkında bile en ufak bir fikrim yoktu. Kendimi Rüya'ya teslim etmiştim.
"O gece için kusura bakma." dedim Sinan'a mahçup bir ifadeyle.
"Sorun değil, ben sadece sana yardımcı olmak istemiştim. Asıl sen kusura bakma."
Tebessüm ederek yürümeye devam ettim. Bir mekanın önünde durmaları ile bakışlarımı mekana çevirdim. Bar. Bara mı getirmişlerdi bizi? Tereddüt ettim girip girmemek arasında. Tamam alkol kullanan biriydim ama bu ortamlardan pek de hoşlanan biri değildim. Rüya tereddüt ettiğimi anlayınca gelip koluma girdi.
"Eğlenicez işte kızım ya! Sende kafanı dağıtırsın biraz!" dedi.
Başımı sallayarak içeriye doğru adımladım. Müzik sesi çok fazla yüksek olduğundan kulaklarım çıkacak gibi hissetmiştim. Üzerimdeki kot pantolon ve salaş krem kazağımla asla buraya uygun durmuyordum. Rüya'ya göz değdirince üzerinde çok tatlı pembe bir elbise olduğunu gördüm. Rüya genelde işe de böyle geldiği için iş çıkışı üstünü değiştirmesine bile gerek duymamıştı. Keşke ben değiştirseymişim diye geçirdim içimden.
İnsanlar deli gibi dans ediyorlardı. Kimseye çarpmamaya dikkat ederek Ali'nin gösterdiği masaya doğru ilerledik. Masaya ulaştığımızda derin bir nefes aldım. Kalabalık ortamlardan nefret ederdim. Ben sakinliği ve yalnızlığı seviyordum. Burası ise tam tersi olarak oldukça kalabalık ve gürültülüydü.
"Ne içersiniz?" dedi Sinan yüksek sesle konuşarak.
"Çilekli süt yok mudur burda?" dedi Rüya üzgün bir ifadeyle.
Ali ilk baş dalga geçtiğini düşünerek gülmeye başladığında Rüya'nın ciddi ifadesini görünce hayretle kaşlarını kaldırdı. Çantamda daima Rüya için taşıdığım çilekli sütlerden birini çıkartarak ona uzattım. Ellerini birbirine çırparak yanağıma bir öpücük kondurdu. Ali ve Sinan şok olmuş bir şekilde bir Rüya'ya bir de elindeki çilekli süte bakıyordu. Sinan kafasını iki yana sallayarak bana doğru döndü.
"Sen umarım içiyorsundur." dedi şüpheli bir şekilde.
"Korkmayın ben içiyorum." dedim bende gülerek.
"Ne içersin peki?"
"Fark etmez sen getir bir şeyler."
Ali'ye de sorduktan sonra bar kısmına doğru ilerledi. Ali de hala çilekli süte bakarak dalga geçiyordu Rüya ile.
Bir kaç dakika sonra elinde bir tepsiyle döndü Sinan. Bir kaç küçük bardaklarda ve birkaç uzun bira şişesi almıştı.
"Oyun oynayalım." dedi Ali, bir yandan da Rüya'nın elinden çilekli sütü almaya çalışıyordu.
"Ne oyunu?" dedim merak ederek.
"Sorular sorucaz cevap veremeyen tekte diker kafasına." dedi pis pis sırıtarak.
Hiç tanımadığımız çocuklarla böyle bir yerde böyle bir oyun oynamak oldukça rahatsız edici gelmişti.
"Olur oynayalım!" dedi Rüya heyecanla.
"Sen içki kullanmıyorsun." dedim ona bakarak.
"Tatmış olurum."
"Rüya emin misin?"
"Eminim yavrum, rahat ol."
Derin bir iç çekerek kabul etmiştim bende.
"İlk ben soruyorum." dedi Ali.
Gözlerini kısarak üçümüzün üzerinde gezdirdi bir süre. Sonra Rüya da durdu gözleri.
"Seni seçtim çilek kız."
"Gönder gelsin." dedi Rüya kendinden emin bir şekilde.
"Beni çekici buluyor musun?" dedi göz kırparak.
Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Rüya kıpkırmızı kesilmişti. Utanınca böyle pembemsi olan yanakları çok tatlı gözüküyordu.
"Evet." dedi bakışlarını kaçırarak.
Ali arkasına doğru yaslanıp muzipçe gülümsedi.
"Sıra bende." dedi Rüya hemen konuyu değiştirerek. "Sinan sana soruyorum."
"Sor bakalım." dedi Sinan oturuşunu dikleştirerek.
"İz hakkında ne düşünüyorsun? Yani güzel buluyor musun?" demesiyle kaşlarım havalandı. Böyle bir soru sormasını beklemiyordum. İçimden Sinan'ın yanlış anlamaması için dua ettim. Rüya'ya kaş göz yapsam da pek umrunda değildi. Sinan bakışlarını bana çevirdi uzun bir süre üzerimde tutarak.
"Güzel, çok güzel." dedi.
Göz devirerek Rüya'ya bakıyordum. Rüya bana göz kırpıp, "Sıra sende Sinan." dedi
"Rüya'ya soruyorum." demesiyle sabır diledim içimden.
"Buyur." dedim ona doğru dönerek.
"Aşık olduğun biri var mı?"
Sorduğu soru ile duraksadım. Kendimle bile konuşmadığını bir konuyu bu masada asla konuşmazdım içkilerde birini alarak kafama diktim. Rüya ve Ali şaşırmış gibi değişik sesler çıkarmaya başlamıştı.
Oyunun bir süre daha böyle devam etmesinin ardından kendimi artık iyice bitmiş halde hissediyordum. Gözlerimi bile açık tutmaya gücüm kalmamış gibiydi. Rüya ve Ali beş dakika önce çıkmışlardı. Ali Rüya'yı eve bırakmak istemişti. Müsaade etmek istemesem de konuşmaya bile gücüm kalmamıştı. Sinan gayet iyi gözüküyor bakışlarını benden çekmiyordu.
"Hadi gel seni evine bırakalım turuncu kafa." demesiyle ağlamaya başlamam bir oldu.
Şok olmuş bakışlarla bana bakıyordu.
"Yanlış bir şey mi dedim?" dedi telaşlı bir sesle.
"Turuncu kafa falan deme bana."
"Ama turuncusun."
"Sadece onun turuncusuyum ben."
Alkol beynimi ele geçirdiği için kelimeler ağzımdan şuursuzca çıkıyordu.
"Anladım." diyerek kolumu omzuna attırıp kaldırdı beni olduğum yerden.
Mekandan çıktığımızda temiz havayı içime çekerek gözlerimi yumdum.
"Eve gitmek istemiyorum ben." dedim gözlerim kapalıyken.
"Nereye gitmek istiyorsun?"
"Şuraya sahile kumlara bırak beni "
"Olmaz öyle." dedi yürümeye devam ederken.
"Bırak dedim sana." desem de gücüm kalmadığı için hamle bile yapamıyordum.
Yaslandığım Sinan'ın birden yanımdan yok olmasıyla yere düştüm. Gözlerimi açtığımda Sinan'ın da yerde olduğunu kanayan burnunu tuttuğunu gördüm. Bakışlarım yukarıdan bana doğru bakan adama kaydı.
Yabancı.
"Ne yapıyorsun lan sen!?" dedim kalkmaya çalışarak. Kalkamadığımı fark edince bir anda bacaklarımın altından dolanan kolları ile havalandım.
"Gebertirim seni, indir beni yere!"
Sinan da yerden kalkarak Efken'e doğru adımladı. Kucağında ben olduğum için vuramıyordu anladığım kadarıyla.
"Bırak lan kızı!"
"Sen kimsin lan sik kırığı." diyen Efken'in kafasına vurdum hafifçe.
"Asıl sen kimsin ikidir karşımıza çıkıyorsun?" dedi Sinan bir yandan burnunu tutarak.
"Sevgilisiyim!" demesiyle kahkaha atmam bir oldu.
"Eski sevgilim." dedim gülmeye devam ederek.
"Sorun yok Sinan." dedim gitmesini belli ederek.
"Emin misin?"
"Lan yarrak kafalı sorun yok diyor işte duymadın mı!?" dedi Efken.
Sinan son kez bana bakarak yanımızdan uzaklaştı. Daha fazla gücüm kalmadığı için tek bir kelime bile etmeyerek başımı göğsüne doğru yatırdım.
"Ne işin var senin bu siktiğimin herifiyle?"
"Yabancı."
Yutkunma sesini bile duymuştum o kelimeyi söylememle.
"Hmm?"
"Bana şarkı söylesene." dedim dejavu yaşayarak.
"Hangi şarkıyı istersin bakalım." dedi kucağında benle ilerlemeye devam ederken. Anladığım kadarıyla arabasına doğru ilerliyorduk.
"Beraber olsaydık." dedim aklıma gelen ilk şarkı ile.
"Merhaba kadın, sana bu şarkı." dedi şarkıyı söylemeye başlayarak.
"Keşke martı olsaydın beraber uçardık."
Sarhoşluğumu dibine kadar kullanarak başımı dahada boynuna doğru gömdüm. Ayıldığımda büyük ihtimalle kendime nefret yağmurları yağdıracaktım. Evim dediğim kokusunu içime içime çektim.
"Yokluğunu anlatır bana bu sahil, 'hoşçakal' dediğin bana mı sahi?"
İşte yine tüm hücrelerimle bir şarkının ortasında bir yabancıya yenilmiştim.