تخطٍ إلى المحتوى

ESCAPE

الفصل 2 · قراءة 2 دقيقة

ESCAPE

الفصل 2

Av Başlıyor

Ormanda geçirdiğim o ilk günler adeta cennet gibiydi. Uzun zamandan sonra ilk kez çok mutlu ve huzurluydum. Bir sürü hayvanla dost oldum, bitkileri birbirinden ayırt etmeyi öğrendim, doğayla bütünleşip onun hakkında birçok bilgi edindim. Fakat biliyordum; burada sonsuza dek saklanamazdım. Eninde sonunda beni bulmak için arkamdan birilerini göndereceklerdi. Ben sadece, o kaçınılmaz an gelene kadar biraz olsun huzur içinde yaşamak istiyordum.

Tabii bu huzur çok uzun sürmedi...

O sırada, bu karanlık örgütün başındaki adam, hedefi için ülkedeki en tehlikeli suçluları devreye sokmaya hazırlanıyordu.

Makam arabası, yüksek duvarlarla çevrili devasa hapishanenin önünde durdu. Siyah Yılan’ın sağ kolu camdan dışarı bakarak konuştu:

"Efendim, hapishaneye geldik."

Siyah Yılan, pencereden görünen soğuk demir parmaklıklara bakıp sinsice gülümsedi:

"Demek o meşhur suçlular bu delikte tutuluyor, ha?"

"Evet efendim, en tehlikelileri burada."

Arabadan indiler ve ağır adımlarla hapishaneye doğru ilerlediler. Onları kapıda, bu yüksek güvenlikli hapishanenin sorumlusu olan Bay Bentley karşıladı. Eğilerek saygıyla selam verdi:

"Aaa, Siyah Yılan efendim! Hoş geldiniz. Arzu ettiğiniz gibi, özel odalardaki suçluları sizin için hazırlattım."

Siyah Yılan sadece başını sallamakla yetindi. Birlikte binaya girip özel bir asansöre bindiler. Bay Bentley, üzerinde hiçbir işaret olmayan siyah bir tuşa bastı. Asansör büyük bir hızla yerin altına, en karanlık bodrum katına doğru inmeye başladı. Katı bir sessizliğin ardından kapılar açıldı. Bay Bentley önden yürüyerek Siyah Yılan’a yolu açtı.

Geldikleri yer, özel korumalı devasa bir hücreydi. İçeride, yaşları genç görünen beş tehlikeli çocuk duruyordu.

Siyah Yılan, çocukları yukarıdan aşağı süzdü ve hayal kırıklığına uğramış bir sesle sordu:

"Bu beş cılız çocuk mu benim kaçan faremi yakalayacak?"

Bay Bentley hafifçe gülerek öne atıldı:

"Ah efendim, hiç olur mu? Ben size sıradan bir avuç çocuk verir miyim? Bunlar, göründüklerinden çok daha fazlası... Hepsinin özel, mistik yetenekleri var ve inanamayacağınız kadar tehlikeliler. İzninizle onları size tanıtayım."

Bay Bentley hücrenin ilk köşesindeki çocuğu işaret etti:

"Bu Opus. Lakabı gibi, ışığıyla göz kamaştırır. Tabii bu dünyada kim göründüğü gibidir ki? Gücünün henüz sadece minik bir kısmını biliyoruz ama fazlasıyla ölümcül."

Ardından yanındaki kızı gösterdi:

"Bu Natura. Kendisi doğayı tamamen yönetebilme yeteneğine sahip. Ve inanılmaz derecede cesurdur."

Hücrenin diğer tarafındaki ikizlere doğru döndü:

"Bu ise Ignis, saf alev gücüne sahip. Hemen yanındaki ikiz kardeşi Maye ise suya hükmedebiliyor. Ateş ve suyun kusursuz uyumu..."

Son olarak, hücrenin en karanlık köşesinde, tek başına oturan figüre doğru baktı. Sesi biraz alçalmıştı:

"Ve son olarak, en gizemlisi... Damnatus. Henüz gücünün sınırlarını ve ne olduğunu tam olarak çözebilmiş değiliz. Ama pek de iyi bir şey olduğunu sanmıyorum. Siz ne düşünüyorsunuz efendim?"

Siyah Yılan, karşısındaki bu dehşet verici ekibe bakarken gözleri parladı. Yüzünde karanlık, tatmin olmuş bir gülümseme belirdi:

"İşte bu... Aradığım şey tam olarak bu!"

نهاية الفصل

9 تعليق