تخطٍ إلى المحتوى

EREBUS-9

الفصل 2 · قراءة 3 دقيقة

EREBUS-9

الفصل 2

SEÇİLENLER

Arda o gece uyumadı.

Uyuyamadı değil—
uyumadı.

Yatağa uzandı, tavana baktı, gözlerini kapattı, tekrar açtı… ama zihni durmadı. Sürekli aynı cümle dönüp duruyordu:

“Seçildiniz.”

Bu kelime normalde insanı heyecanlandırmalıydı.
Ama Arda’da tam tersini yapıyordu.

İçini sıkıştırıyordu.

Sabah olduğunda şehir yine aynıydı.

Ama Arda aynı değildi.

Dışarı çıktığında ilk kez etrafa farklı baktı. İnsanları izledi. Yüzleri, yürüyüşleri, konuşmaları…

“Hiçbiri gitmiyor,” diye düşündü.

Bu insanlar burada kalacaktı.
Bu gri, ağır, yavaş ölen dünyada.

Ve o…

gidiyordu.

Binanın önünde siyah bir araç bekliyordu.

Kapısı zaten açıktı.

İçeride dün gece gelen iki kişi vardı.

Arda kısa bir an durdu.

Bu noktadan sonra geri dönmek mümkün müydü?

Sormadı.

Çünkü cevabı biliyordu.

Araca bindi.

Kapı kapandı.

Araç sessizce hareket etti.

Yol boyunca kimse konuşmadı.

Şehir geride kaldı. Beton binalar azaldı. Yerlerini daha geniş, daha steril alanlara bıraktı.

Yüksek duvarlar. Güvenlik noktaları. Kameralar.

Burası şehirden çok… bir tesis gibiydi.

Araç durdu.

Kapı açıldı.

“İndik,” dedi adam.

Arda dışarı adım attı.

Önünde devasa bir yapı vardı.

Pürüzsüz yüzeyli, gri, soğuk bir bina. Ne pencere vardı ne de dışarıya dönük bir detay. Sanki içeride olan her şey saklanmak isteniyordu.

İçeri girdiklerinde hava bile farklıydı.

Daha temiz.
Daha keskin.

Ve daha… kontrollü.

Uzun bir koridordan geçtiler.

Adımlar yankılanıyordu.

Sonunda büyük bir kapının önünde durdular.

Kadın kapıya dokundu.

Kapı sessizce açıldı.

İçeride geniş bir oda vardı.

Ortada uzun bir masa.

Ve masanın etrafında insanlar.

Arda içeri adım attığında herkes ona baktı.

Bir anlık sessizlik oldu.

Sanki herkes aynı şeyi düşünüyordu:

“Bu da kim?”

“Son kişi,” dedi arkadaki adam.

“Tamamlandık.”

Arda yavaşça ilerledi.

Masaya yaklaştı.

Boş bir sandalye vardı.

Ona ait olduğu belliydi.

Oturdu.

Kimse konuşmadı birkaç saniye.

Sonra masanın sol tarafında oturan biri arkasına yaslandı.

“Geç kaldın,” dedi.

Arda gözlerini ona çevirdi.

Kısa saçlı, sert bakışlı bir kadındı. Yüzünde alışkanlık haline gelmiş bir mesafe vardı.

“Yeni geldim,” dedi Arda.

Kadın omuz silkti.
“Bahane.”

Sağ taraftan biri güldü.

“Rahat ol,” dedi. “Buradaki herkes en az bir şeyden dolayı geç kaldı zaten.”

Konuşan kişi uzun boylu, hafif dağınık saçlı bir adamdı. Gözlerinde garip bir rahatlık vardı.

“Ben Kerem,” dedi elini uzatarak.

Arda tereddüt etti ama elini sıktı.
“Arda.”

“Demek sen de ‘uygun’ olanlardansın,” dedi Kerem hafif gülümseyerek.

Arda bu kelimeyi duyunca yüzü hafif gerildi.
“Sanırım.”

Masanın karşısında oturan biri konuştu:

“Sanırım değil. Öylesin.”

Bu sesi duyduğunda Arda istemsizce ona baktı.

Ve bir anlığına… her şey sustu.

Kahverengi saçlıydı. Omuz hizasında, düzgün kesilmiş.
Yüzü sakin ama dikkatliydi.
Gözleri… fazla netti.

İnsanın içinden geçenleri görüyormuş gibi.

“Ben Elif,” dedi.

Arda cevap vermekte gecikti.

“Arda.”

Elif hafifçe başını salladı.

Ama bakışlarını çekmedi.

O an Arda tuhaf bir şey hissetti.

Bu his tanıdık değildi.

Rahatsız edici de değildi.

Ama… kolay değildi.

“Tamam,” dedi masanın başındaki adam.

Herkes sustu.

Adam ayağa kalktı.

“Artık hepiniz buradasınız.”

Odadaki herkese tek tek baktı.

“10 kişi.”

Kısa bir duraklama.

“İnsanlık tarihinde ilk defa, başka bir gezegende yaşamı test edecek ekip.”

Kimse konuşmadı.

“Bu bir keşif görevi değil,” diye devam etti.

“Bu bir koloni değil.”

Gözleri sertleşti.

“Bu… bir adaptasyon deneyi.”

Arda’nın içi yine sıkıştı.

Deney kelimesi.

Hiç iyi hissettirmiyordu.

Kerem hafifçe öne eğildi.
“Yani biz… kobayız?”

Adam cevap vermedi.

Bu bile cevaptı.

O anda odadaki hava değişti.

Herkes aynı şeyi hissetti.

Bu bir fırsat değildi.

Bu… başka bir şeydi.

Arda istemsizce Elif’e baktı.

Elif zaten ona bakıyordu.

Ve o an, hiçbir şey söylenmeden aralarında bir şey geçti:

İkisi de aynı şeyi düşünüyordu.

“Bu işte bir sorun var.”

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.