تخطٍ إلى المحتوى

EHVENİŞER

الفصل 4 · قراءة 6 دقيقة

EHVENİŞER

الفصل 4

AHENK

BÖLÜM 3: AHENK

Birbirlerine tutunursa Gözler,

bir ceza değildir BU TUTUKLULUK,

HOŞ BİR ahenktir.

⛓️⛓️

🎶Yökş-Acelesi yok

°•°•

Hayatta insanın karşısına milyonlarca fırsat çıkardı. Kimisi yanından öylece süzülüp giderdi. Kimisi ise tam karşısına dikilir, gözlerini diker ve al alacağını,ben fırsatınım derdi.

Ezra gözlerini ona diken adamın, mavi gözlerinin kenarlarına damlamış ışıltıları izlerken yüreğinin kıpırdandığını, kalbinin hızlandığını hissetti.

Bakışlarındaki şaşkınlık karşısındaki adamın güzelliğindendi. Peki hızlanan kalbi?

-Hızmam..." Dedi nereye kaçtığını bilmediği fısıltılı sesiyle.

-Evet, şuan ayağımın altında." Dedi karşısındaki adam ukala bir tavırla.

Ezra daldığı büyüden bu cevapla çıktığında kirpiklerini kırpıştırdı:

-Alabilir miyim?"

-Tabii."

Ayakkabısının burnunu hafifçe kaldırdığında Ezra gururunun kırıldığını hissetti. Yine de bu durumu umursamadan elini ayakkabının altına uzattı ama ayakkabı tekrar aynı hızla zemine geri yaslanmıştı. Ezra sinirlendiğini hissederek doğruldu hızla yerden.

-Siz benimle oyun mu oynuyorsunuz?

Bakışları sinirle genç adama dikilirken bir yandan da onu inceliyordu. Genç adamın düzgün burnu, çıkık elmacık kemikleri, beyaz teni ve pırıldayan birer mercan gibi gözleri... İnsanın içini bir hoş eden yakışıklılığı göz kamaştırıyordu. Uzun boyu ve ince yapılı bedenini özgüveni bir kalkan işlevinde kullanıyordu.

-Aksine, güzelliğinize hayranlığımı dile getirmek için fırsat yaratıyordum. Adınızı öğrenebilir miyim?"

Ezra şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Genç adamın ayan beyan itirafı hoşuna gitmişti ancak Urfa küçük yerdi.

-Ne münasebet! Hızmamı verin gideyim."

-Hızmanız mı?"

-Evet." Dedi Ezra hırsla soluyarak.

-Demek sizin hızmanız." Yere eğilip ayakkabının altindaki hızmayı eline alıp genç kıza doğru tuttu:

-Peki o zaman neden benim elimde?"

Genç adamın yüzündeki haylaz pırıltılar Ezra'nın gözünden kaçmamıştı ama biri görür endişesiyle acele ediyordu.

-Bakın son kez söylüyorum. Hızmamı verir misiniz?"

Genç adam, gözlerini Ezra'nın üzerinde gezdirirken beğeniyle kıvrılan dudağını saklama gereği duymamıştı. Bembeyaz teni üzerinde parıldayan gözleri, elbisesinin gözler önüne serdiği kıvrımlarıyla oldukça hoştu. Yine de oyununa devam etmek niyetindeydi.

-Üzgünüm hanımefendi, biraz daha ısrar ederseniz taciz edildiğimi ihbar edeceğim.

"

Ezra sinirden kısa bir kahakaha attığında dudaklarını hırsla araladı:

-Sizinle uğraşamacağım. Hızma sizde kalabilir. " Her ne kadar içi gitse de hırsla çıkan cümlesinden geri adım atamazdı. Ardını dönüp uzaklaştığında arkasından bağıran adamla ilerlemeye devam etti:

-Benim için önemli bir kadına vereceğimden emin olabilirsiniz."

Hırslı adımları kuzeni Gülfen'in soruttuğu kaldırımlara gelince sinirini kuzeninden çıkardı:

-Ne diye yardıma gelmiyorsun! Adam burnumdan getirdi."

-Canım her zaman yakışıklı görmüyorsun ya! Yalnız bırakayım dedim."

-Aman ne düşünceli bir kuzen"

-Bak bana kinaye yapma! Anlamıyorum sonra."

-Neyi anladın ki şimdiye kadar."

Söylene söylene Revenk'in getireceği arabayı beklediler.

⛓️⛓️

Konağın önüne geldiklerinde Ezra hâlâ giden hızmanın hırsından ateş püskürüyordu. Öyle ki Gülfem'in sevinç çığlığını zor duymuştu:

-Anne!

Arabadan koşup hızla atılan Gülfem'in ardından bakan Ezra da oturduğu yerden doğrulduğunda Revenk'e kısa bir bakış attı ve arabadan indi.

-Amca, yenge! Geleceğinizden haberim yoktu." Neriman'a ve Ali'ye sımsıkı sarılıp içeriye geçtiklerinde ev neşe doluydu. Zerya Hanım ve Hamza Ağa torunları Mesut Erdem'i yanlarına çekmiş seviyorlardı.

-Gece gözlüm, hayırsız torunum, kurban olduğum." Mesut araya sıkıştırılan sevgi sözcüklerine eklenen kinayelere kahkaha atan Rezan'a ters bir bakış atarken içeriye giren Ezra'nın selamını aldı. Şehnaz Neriman'la hâl hatır konuşurken Naziye, babasının yanına oturmuştu:

-Yenge, Berfe ablam nerede?"

Şehnaz yüzüne yerleştirdiği tebessümle Naziye'ye kaçamak bir cevap verdi:

-Gelir şimdi."

Rezan'a gözleriyle çaktırmadan işaret ederek Berfe'yi çağırmasını istedi.

Evdeki herkes Berfe'nin huyunu bilirdi. Diğer insanların gözünde yabani gibi dursa da bu tür aile merasimlerini, misafir geçirme işlerinden gram haz etmezdi. Birkaç dakika sonra merdiven basamaklarından aşağıya inen Berfe, üzerine giydiği siyah dizüstü eteğini biraz daha aşağıya çekti. Üzerinde sıfırkol bir üst vardı. Saçlarının uçlarını örmüş, yüzünde isteksiz olduğu belli olan bir ifadeyle amcasının yanına gelip elini öptü. Yengesine sarılıp Naziye'nin yanına oturduğunda, evdeki kısa sessizliği Rezan bozmuştu:

-Tanıştırayım, bu da ablam turşu bidonu. Genelde yüzünde açıyor stantını." Berfe'nin göz devirmelerine diğerlerinin kahkahaları eşlik etmişti.

-Naziye, sen öbür tarafta otur yeğenim gelsin yanıma. N'apalım herkesin ayrı tabiatı var. Berfe de böyle."

Ali yeğeninin saçlarından öperken karşı da oturan Ezra'ya göz kırptı.

-Maşallah her sene güzelleşiyor bunlar. Bizim Naziye kaldı bi çirkin. Kime çektiyse."

-Baba! Bende istemezdim sana çekmeyi ama "

Naziye'ye gülen Neriman:

-Benim kızım dünya güzeli."

-Kargaların güzeli." Dedi Rezan sakallarını sıvazlarken.

-Rezan!"

-Ne? Bende iltifat edeyim dedim." Dedi ciddi bir tavırla

-Rezan sen iltifat etme, dediklerinden

senin gibi bir şeye benzemiyor." Berfe az önceki laflara bozulduğunu belli edercesine.

-Turşu stantı konuşabiliyormuş."

Naziye kahkaha attığında Berfe ona ters bir bakış attı.

-Sen kimin tarafındasın?"

-Komik olanın." Dedi Naziye.

-Bu hâlâ büyümemiş."dedi Berfe.

-Sen bir de bana sor." Dediğinde Mesut Erdem, Berfe gözlerini kısa süre onun yüzünde tuttu ama daha sonrasında çabucak çekti.

⛓️

Ortamda dönen hoş sohbet, akşam saatlerine dek sürmüştü. Berfe uzun süre kaldığı ortamdan fırsat bulduğu bir an kalkıp odasının yolunu tutmuştu. Boğazına oturan yumru gözlerinin dolmasına neden olduğunda eliyle boğazını okşadı.

"Abi hangi amcamı daha çok seviyorsun?

"Ali Amcamı tabii ki.

"Niye ki? İlker Amcam gibi şeker getirmiyor o bize.

"Getirmesin, bana hep sen kaymakam olacaksın diyor. Biliyor ya benim büyük adam olacağımı.

Titreyen eli boğazından ayrıldığında duvara tutunmuştu. Göz yaşlarından biri bal rengi havzadan kayıp pürüzsüz tenine kaydığında kendini hıçkırıklarını bastırmaya çalışırken buldu.

"Abi gözlerindeki gök mü deniz mi?

"Bence deniz ama sen deniz görmediğin için gök bil.

"Gördüm ben deniz.

"Ama her zaman görmüyorsun o yüzden her göğe baktığında aklına ben geleyim.

"O zaman ... Sende güneşe baktıkça aklına ben geleyim.

Dayanamayıp kendini düşecek gibi hissettiğinde dirseğinden tutup onu doğrultan Mesut Erdem'e baktı. Genç adam şaşkınlıkla ona bakıyordu. Diğer elinde tuttuğu telefondan ona seslenen kadının yüzüne kapattığı telefonu cebine soktuğunda diğer elini de genç kızın beline yerleştirmişti.

-İyi misin? Bir şey mi oldu?

Berfe gözlerini yere diktiğinde diğer eliyle alnını ovaladı:

-Başım döndü sadece.

-Ağlıyorsun ama."

-Ağlamıyorum.

-Dediğin gibi olsun. Annene haber vereyim mi?"

-Hayır geçti zaten."

Dirseğini çektiğinde Mesut Erdem de belindeki elini boşluğa bıraktı. Genç kızın odasına ilerleyen silüetini izlerken ardından seslendi:

-Sende hiç büyümemişsin. Aynı inatçı Berfe'sin."

Kapının kulpunu açacakken karşısındaki adamın lacivert gözlerine dikti sert bakışlarını. Üzerindeki siyah gömlek yapılı bedenine çok yakışmıştı.

Kapıyı açıp içeri girdi Berfe. Yatağına uzanıp gözlerini yine tavana diktiğinde penceresinden gelen sesleri umursamadı başta ama bakışları oraya kaydığında geçen günkü güvercini görmeyi beklemiyordu. Göz yaşları tekrar akmaya başladığında doğrulup pencere pervazına ilerledi ve camı usulca açtı ve kuşu avuçları arasına aldı.

-Boş gelmeseydin keşke. Abimi de getirseydin." Dedi titreyen sesiyle. Kendine şaşkın şaşkın bakan kuşun başını burnuyla okşadı usul usul.

"Abi Rezan güvercin besleyecekmiş.

"Bakamaz o güvercinlere. Kendi midesini doyurmaktan hayvanlara vakit bulamaz.

"Deme öyle, annem dedi ki Rezan'ın midesi bizimkinden daha büyükmüş o yüzden o kadar yiyormuş

"Orası kesin de. Hayvanlara yazık olur.

"Biz besleriz o zaman. Besler miyiz?

-Besleriz bal. Güvercinlerden daha güzel hayvan bulana kadar besleriz.

Titreyen nefesini havaya bıraktığında eş zamanlı olarak kuşu avuçlarından saldı göğe. Gözleri gökte süzülen kuşu izlerken siyahlaşan bulutların üzerinde tahtına kurulmuş güneşe kaydı.

-Sen de yalnızsın ama güzelsin. Bende yalnızım ama ay gibi delik deşiğim."

⛓️⛓️

Çok heyecanlanıyorumyjbicrnykvdk

İlerleyen bölümlerden buraya geldikçe diyorum daha size neleeeer neler olacak diyorum

Okuyup oylayın lütfen.

Berfe'nin hüzünlü halleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bölüm baya kısa oldu ama idare edin. Diğer bölüm ve bu biraz geçiş bölümü o yüzden o da bu ayar olabilir

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.