Rose Davis
" Partneri ben olacağım." Cümlesiyle tokalaşmak için kalkan elim bile havada kalmıştı.
Bu adam ne saçlamıyordu böyle? Ona sorduğumda reddedip bir anda kabul etmesinde ki amaç neydi? Daisy Hanım anlamaz gözlerle bir bana bir de Matthew e bakıyordu.
Haklıydı. Ben de onun yerinde olsaydım onun gibi tepki verirdim.
Aradaki ölüm sessizliğini artık partnerim olamayacak adam böldü.
" Nasıl yani? Bana öyle bir şey denmedi?" Matthew sert bir şekilde cevap verdi.
" Artık denilmiş oldu. Partneri benim bu kadar." Bu adam benle taşşak mı geçiyordu?! Artık sinirlenmeye başlamıştım.
" Biz müsaadenizle Matthew ile konuşup geliyoruz." Matthew yerinden bile oynamamıştı
" Bir şey konuşacaksak burada konuşabiliriz Rose." Başlıcam bunun buradasına!
" Seni herkes içinde rezil etmek istemiyorum. O yüzden çık şimdi bu odadan konuşucağız."
En sonunda pes edip kalkmıştı. Odadan çıkar çıkmaz sinirimi boşaltmaya başladım.
" Bana bak lan gevşek herif! Sen benimle taşşak mı geçiyorsun ne bu tavırlar?! Madem kabul edecektin niye önceden reddettin gerizekalı heri-"
" Nefes al kızıl kelebek nefes al." Lafımı bölmüştü. O diyene kadar nefes almadığımı farketmemiştim bile.
" İlk başta reddetim ama sonradan bir ay boyunca birlikte olmamız gerektiğini hatırladım ve kabul ettim."
Mantıklıydı ama inandırıcı gelmiyordu. O adama olan bakışları farklıydı. Nefret dolu.
Ve bu yüzden inandırıcı gelmiyordu ama üstelemedim. Yalan söylüyorsa ortaya çıkardı.
Daisy Hanıma partnerimin o olduğunu söyledim ve oradan ayrıldık. Hazırlanmam gerekiyordu vaktim azdı.
Yolda Matthew ile ilerken aklıma bir soru takıldı. Matthew beni neden öldürmek istiyordu?
Ona bir gün soracaktım. Şimdi değil.
............
Eve vardığımızda ablam girişte sinir ve telaşla bize bakıyordu. Bu bakış bizi azarlayacağını gösteriyordu.
" Nerdeydiniz? Bana haber vermeden neden çıktınız?!"
" Abla sadece dans kursuna gittik o kadar bu kadar kızacak bir şey yok. Abi denen o piç sana bir şey yapmadı değil mi?!" Ardından o geldi.
" Tabii ki de hayır güzel kardeşim. Ben öyle bir insan mıyım?" Aklımca benimle alay ediyordu şerefsiz.
" Evet. Sen tam olarak öyle bir insan olduğun için ablama böyle bir soru soruyordum." Gülen ifadesi yavaş yavaş silinmişti.
" Seni herkes içinde sikmemi mi istiyorsun abic-" Cümlesi bitmeden Matthew boğazına yapışmıştı.
" Bana bak lan sik kırığı! Bir daha öyle bir cümle kurarsan seni kimse öldürmeden ben seni parçalara ayırarak öldürürüm!"
Sanırım içimdeki ses doğruydu. O benim koruyucumdu. Beni koruyordu.
.....................
22.15 .
Saat 22.30 da dans yarışmasının bulunduğu bara gitmeliydik. Hazırlanmam bitmek üzereydi.
Altımda kırmızı saten bir elbise ve siyak topuklu vardı. Makyaj olarak sadece rimel , eyeliner ve kırmızı ruj sür sürmüştüm. Neredeyse hazır sayılırdım.
Son olarak ucunda zümrüt yeşili bir kristal olan gümüş bir kolye taktım. Parfümü de sıktıktan sonra çantamı alıp arabaya doğru ilerledim.
Matthew arabada bekliyordu. Gözleri bana doğru döndü.
Elbiseye baktı. Ardından makyaja.
Matthew Garcia
Dakikalardır kızıl kelebeği bekliyordum. Nerede kalmıştı ? Kadınların hazırlanmasının bu kadar uzun süreceğini bilmiyordum.
Topuklu sesleri duyunca bakışlarım oraya döndü. Saten kırmızı elbisesi kıvrımlarını sarmış , makyajıyla da baya bir uyuşmuştu.
" Siktir." Diye mırıldandım. Çok güzeldi.
Ona doğru ilerlemeye başladım. Rose alayla konuştu.
" Noldu çok mu güzel olmuşum?"
" Çok evet. Zarif bir kelebek gibisin. Kızıl renkli. "
Bunu beklemediğine emindim. Hiç umursamıyormuş gibi davranmasına rağmen gözlerinde o mutluluğu görüyordum.
Rose sevgisini göstermekten korkuyor gibiydi. Kırılmasını istemiyordu. Aynı benim gibi.
........................
Rose Davis
Bara varmıştık.
Dance Bar.
Burada ki barın adıydı. Dans birazdan başlayacaktı. İçeriye girdikten sonra görevli garson bizi masamıza götürdü.
İki kişilik bir masaydı. Yuvarlak şekilde olan masaya oturduk.
" Dans etmeyi biliyor musun?" Diye sordum. Muhtemelen biliyordu ama ben yine de sormuştum.
" Evet küçükken kardeşim ile hep dans ederdik." Umarım kardeşini kaybetmemişti.
Kürsüye çıkan Daisy Hanımla bakışlarımız ona doğru döndü. Ve konuşmaya başladı.
" Sevgili dans hocalarım ve dansçılarım. Bu festivalin kuruluşunda bulunan destekleriniz size minnetle teşekkür ediyorum. Dans yarışmamızda en iyi dans yapan çiftimize ödül olarak plaket verilecektir. Şimdiden başarılar."
Ve herkes sırayla dans etmeye başladı. Biz en son sıradaydık. Herkesin dansında bir yamukluk vardı.
Kimi ritme geç kalıyor , kimi unutuyor , kimiyse adımları uyuşmuyordu.
Matthew e döndü bakışlarım. Herkesi ifadesizce izlemişti. Ona tam soru sorma vaktiydi. Tam soracaktım ki sıra bize gelmişti.
El ele tutuşup piste doğru ilerledik. Bir elimle omuzunu kavradım. Diğer elimle de elini kavradım. Oda bir eliyle belimi diğer eliyle de elimi.
Dans başlayınca dans etmeye başladık. Adımlarımız birbiriyle sağ ve sol gibi uyumluydu. Dans eden bedenlerimiz ruhlarımı bir günaha davet eder gibi dans etmeye çağrıyordu.
Ve dans ettik.
Beni iki tur döndürdükten sonra sırtlarımız birleşti. Ve beni havaya kaldırdı. Bir tur da öyle döndükten sonra elimi kavradı ve beni kendine çekti.
Bacaklarımı beline sarıp geriye yaslandım ve bir elimi bedenimde gezdirdim. Matthew kararmış gözleriyle bana bakıyordu.
Kucağından indim ve geriye gittim. Ardından birbirimize ilerledik. Ellerimizi birleştirdik. Matthew belimi ben de onun boştaki elini kavradım. Ben onun elini göğsüme tam kalbimin üstüne koydum . O da beni kendine çekti.
Ve dans bitti.
Bizde gözlerimizin önünde bittik.