تخطٍ إلى المحتوى

Border

الفصل 9 · قراءة 3 دقيقة

Border

الفصل 9

Asıl Başlangıç

Herkesin atlatamadığı veya unutamadığı bir şey var mıdır bu hayatta?

Yoksa acılar insanın bir anlık üzülüp sonrasında unuttukları mıdır?

Acıları küçük ya da büyük olarak nitelendirebilir miyiz? Acının küçük veya büyük olduğu nereden çıkarılmış sanki? Sonuçta her acı insanın canını yakmaz mı?

Acılar yarıştırılmaz. Herkesin mutluluğu nasıl kendineyse acısı da kendinedir. Asıl hatalardır büyük ya da küçük olan. Büyüklüğü veya küçüklüğüdür insanı insan yapan. Bunlardan ders çıkarındır akıllı olan.

Acılar sadece şükretmek içindir. Şükredip haline minnet duymak içindir. Acılar gerçek hayatı tanımak için gereklidir.

Oysa ne çok çabalamıştım gerçek hayatı tanımamak için. Ne çok görmezden gelmiştim içimde biriktirdiklerimi. Sırf asıl hayat canımı yakmasın diye. Sırf daha fazla canım yanmasın diye.

Kaçtıklarımdan soru sorulunca ne de kan ağlardı içim. Görmezden geldiklerim ben mutlu yaşamak için gayret ettikçe sürekli karşıma çıkıp kaç kere dizlerimin üstünde olmaya zorlamıştı beni.

Halbuki gayemdi başarılarıma sevinebilmek, geleceğimi dilediğimce yönlendirebilmek. Bu bile bana fazla görülmeseydi eğer.

Gerçekten bazı şeyler çok ağrıma gidiyordu. Bazı anlar öyle şeyler söyleniyordu ki dilim felç geçiriyordu. 'Sözün bittiği yer cümlesi' bu demekti benim hayatımda.

Geçmişte takılı kalmaktı insanı zamanla güçsüzleştiren. Karanlığa alışıp aydınlığı bir gün görebileceği inancını taşımaktı umut. Bende bu umudu besleyenlerdendim. Belki bir gün gerçekten yaşamayı severdim.

Hayır bu canımdan sevdiğim dostlarımlada ilgili değil. Bu geçmişimle benim aramda. Bu benim kendi ölümüme, kendime açtığım bir savaş. Yaşamaya çalışmakla ilgili.

Karanlığın aydınlığı derler ya, böyle bir saçmalık yoktur. Karanlık saf acının, gözyaşlarıyla karışmış halidir. Gülmekte aydınlıktan gelir. Çünkü aydınlık saf mutluluğun huzurla harmanlanmış halidir. Siz hiç acı çekerken güler misiniz? Gülmek mutluluk demekse acı çekerken gülen insan mutlu mu oluyor o halde? Acı çekerken mutlu musunuz? Sanmıyorum.

Hyunjin...Onun acısını çekerken güldüm. Gülmek az kalır. Kahkaha attım. İşte bu an beni karanlıkta bi' aydınlık olduğuna kısa süreli inandıran tek an oldu. Düşüncelerimle davranışlarım çelişir hep. Dedim ya, bu savaşım kendimle.

Karanlığımda parlayan tek anı olabilirdi Hyunjin. Ama yalancı bir parlaklık. Zira sonrasında o da siyahlara gömüldü.

Unutmak için en çok uğraş verdiğim bir anı olan sen, Hyunjin, neden ısrarla gömülü olduğun yerden çıkıp karşıma dikiliyorsun?

Keşke bunu şimdi onun gözlerine bakarkende söyleyebilseydim. Ama yuttum tüm kelimeleri, yine. Çünkü benim acım kendimeydi. Bunu görmek isteyen beni hissetmeliydi.

Hyunjin beni belimden tutup dizlerimin üstünden kaldırdığında bütün ağırlığımı ona verdim.

" Güzelim, burada ne işin var? Niye yerdeydin? Düştün mü? Yaralandın mı? Dizlerin acıyor mu? Arkadaşlarınla mı tartıştın? "

" Hyunjin. "

Cılız çıkan sesimle dudaklarım kabullenmişlikle kıvrıldı. Ben buydum işte, cılız, zayıf, korkak.

Hyunjin adını söyleyişimle bocaladı bir an.

Cevap vermesine fırsat vermeden kollarım boynuna dolandı, başım göğsüne gömüldü. Böyle bir şey yapmayacaktım. Çünkü acımı deşmek gibi bir niyetim yoktu. Ama ruhum sanırım farklı düşünüyordu.

Eli eski bi' aşinalıkla anında belimi daha sıkı sararken diğer eliyse saçlarımı okşamaya başladı.

Sanırım ihtiyacım olan şey buydu. Ruhumun ihtiyacı buydu. Geçmişe ikinci şansı vermek aptallıktı ama geçmişin zifiri karanlığında kısa süreli de olsa parlayan bir anıya ikinci şansı vermek yaşamak için çırpınmaktı.

Hyunjin, belki de ikinci şansı verebileceğim bir anıydı. Tekrar düşürür müydü beni dizlerimin üzerine? Sonra tekrar belimden tutup dipten çıkarır mıydı beni? Hyunjin, yapar mıydın bunu yine bana, bize?

" Senle ben Jungkook, çölün ortasında yaşama tutunup açan sonra susuzluk misali birbirimize kör olup solan bir çiçeğiz. Ama o çiçek hâlâ yaşama tutunabilir. Daha güçlü köklenebilir kuru toprakta. Sen yeterki o çiçeğe olan umudunu yitirme. Bize sırtını dönme. "

Bu sözlerin ardından duyulan 5 el silah sesinden sonra zaman yavaşlamıştı sanki. Beni sımsıkı tutan bedenin sıcaklığı yokluğunun soğukluğuna bıraktı ruhumu.

Yerde kanlar içinde bi' beden, bu kanlı bedenin sebebi olan siyah takım elbiseli, esmer tenli bi' adam...

5 kurşun...Biri mezara biri cezaevine...5 kurşunun üzerinden geçen 5 ay...Sevdiklerinin kendisi için döktükleri gözyaşları...Yine yutulan sözler...

Bu 5 aya kadar ki tüm acılarım bomboşmuş meğersem. Bu 5 aydaki acılarımdan, açtığı yaralardan daha beteri olamazdı.

Oysa nereden bilebilirdim asıl acılarımın bundan sonra başlayacağını?

--------------------------------------------------

Düzyazı 1 bölümden fazla yazmam diye düşünüyordum yavvv

Umarım beğenmişsinizdir ;)

BEN KAÇARKİNEEE ✧(。•̀ᴗ-)✧

نهاية الفصل

1 تعليق