“Seninle bir metro gişesinde karşılaşacağımı bilseydim yıllar boyu o metro gişesinde beklerdim seni…”
Ben tek sağ kalan, solumda var şarapnel..
.........
Berceste Lalin KORKMAZ;
Cem Özkan'ın çok sevdiğim ve hayatımı özetleyen bir şarkısı gibiydi yaşadıklarım. Annem ve babamın boşanmasının hemen ardından çok kötü günler geçirmiş ve o günlerin acısını çıkarmaya başlamıştım. Annem ile babamın boşanması çoğu okuduğum kitaplarda başrol kızın aile klişesi olabilirdi ama hayatta bu durumlar gerçekti. İkisinin evliliği boyunca babam tarafından birçok kez psikolojik şiddete maruz kalmıştım. Lakin o zaman kendimi bırakmaya niyetim yoktu. Derslerime ve kendimi geliştirmeye adadım kendimi. Bir sürü ortama girdim, birçok arkadaş edindim lise dönemimin aksine. Çeşitli hobiler ve amaçlar edindim. Açıktan ikinci üniversiteyi okumak ve roman yazmak gibi. Okuduğum üniversite Covid-19 dolayısıyla uzaktan eğitim verdiği için rahat ama bir o kadar huzursuzdum. Sosyal ortamımdan çıkmam demek kendi içime kapanmam demekti. Ayrıca üniversitemi ve yakın arkadaşlarımı çok özlemiştim. Evden çıkıp, kulaklığımı takıp otobüs durağına yürürken bu sokakların gerginliği sardı içimi. Babamın kendisi gelemese bile ailesini şuan ki oturduğumuz evin yakınına adeta ajan gibi yerleştirmişti. Yürürken etrafıma bakmamaya özen gösteriyordum. Bugün keyfimi kimsenin kaçırmasına izin vermeyecektim. Lise arkadaşımla buluşacaktık. Tabii ki hijyen kuralları çerçevesinde! Otobüsü beklerken "Tiktok" uygulamasına girip gezinmeye başladım. Sevdiğim kişiler de vardı ama ben onlar için görünmez gibiydim. Otobüs geldiğini görünce durağa yaklaşmasını bekleyip, bindim. Bakalım bugün bol aksiyonlu olacak mıydı?
Kaan Kuvars KORAL;
Bugün Özgür'ler ile çekim yaptıktan sonra arabayı onlara bırakıp metroya doğru yürümeye başladım. Nedense o an araba ile gitmek istememiştim. Son bir kaç aydır çıkan haberler ve yapılan shipler artık canımı sıkmaya başlamıştı. Hele o gördüğüm bazı shiplemelerde o kadar farklı karakterlere sokmuşlardı ki kendimden şüphe edip acaba ben böyle yapar mıydım dediğim olmuştu. Yaptığım işlerle anılmak çok hoşuma gidiyordu. İşimde iyi yerlere de geliyordum ama bu ship olayları sanki bütün bunlara bir gölge düşürüyordu. Buna bir çare bulmam gerekiyordu ama nasıl olacağını bilmiyordum. Yanımda getirdiğim metro kartını cebimde aradım ama bulamadım. Neredeydi ki bu kart? Evde unutmuştum, zaten son anda aklıma gelmişti metroyla gitmek. Tam geri dönecek iken birinin gövdeme çarpmasıyla refleks olarak düşmesin diye belinden sarıldım. Göz göze geldiğimiz anda bir an şaşkınlık ile duraksayıp sonra hemen kendini düzeltti.
"Kusura bakmayın sizi göremedim yanlışlıkla çarptım. Ama gerçek-Koral? Sen buradasın, bugün şanslı günümde olmalıyım. Günümün sıradan geçeceğini düşünüyordum bende. Benim yine çenem düştü özür dilerim. Nasılsın?"
Karşımda duran kıza hayretle baktım. O kadar hızlı ve nefes almadan nasıl konuşmuştu?
"İyiyim sen nasılsın?"
"Ben de iyiyim teşekkür ederim. Bu arada kartın yoksa senin için basabilirim boşuna taksiye para verme. Çok alıyorlar zaten. "
"Çok iyi olur gerçekten." Dedikten sonra önce bana basmıştı ama ben ona öncelik verip geçtiğinde mutlu olmuştu. Sonra kartı bana verdiğinde bende kendim için basıp geçecektim ki yetersiz bakiye uyarısı verdi. O an birbirimize bakıp aynı anda elimizle başımıza vurmuştuk. Önce ona adını sorup sonra kartına bakiye yüklemeliydim. Çünkü iyi niyetliydi ve kırılmasını istemiyordum. Belli ki o da KoralFC'dendi.
"Adın neydi?"
"Benim mi? Aa evet şey ben tabi doğru ya, başka kime soracaksın? Berceste ben." Berceste mi? Ne kadar değişik ama bir o kadar da naif bir isimdi böyle?
"Tamam Berceste, beni burada bekle 5 dakikaya geliyorum tamam mı?"
"Nereye?"
"Geliyorum bekle beni burada."
"Tamam Kuvars! Bekliyorum." Bir dakika o bana Kuvars mı dedi?
Gidip hemen kartına bakiye yükledikten sonra kartı basıp yanına geçtim.
"Sen bana daha demin Kuvars mı dedin?"
"Evet ne olmuş ki?"
"Bir daha söyleme, hadi gidelim metroya binene kadar eşlik edeyim sana." Dediğinde irkildim biraz.
"Hayır gerek yok gelmene teşekkür ederim. Ben kendim de giderim." Sıkıntı ile nefes verip gözlerini devirdi.
"Berceste aynı yere gidiyoruz zaten." Dediğinde usulca başımı salladım.
"Ay o da doğru! Bugün kafam allak bullak bir de karşıma sen çıkınca iyice afalladım. Hadi gidelim madem." Bu kız ne kadar değişikti. Zaten doğrusu beni bulmazdı ki.
Metroya inerken sessizdi, ama arada bir bana bakıp duruyordu. İnanamıyordu herhalde. Yürüyen merdivenlerden indikten sonra bekleme salonuna giderken bana sorduğu soru ile tekrar sinirlendim.
"Koral sen gerçekten Sude ile beraber misin? Ve bu dönen dedikodulardan rahatsız olmuyor musun?" dediğinde ne kadar çok konuşuyor bu kız dedim kendi kendime.
"Berceste haddini aşma istersen." Dedim o hışımla. Ben öyle birden bağırınca korktu.
"Ben özür dilerim. Boşboğazlık yaptım." Deyip sustu. Sanırım bu biraz fazla ağır olmuştu. Ama yapabileceğim bir şey yoktu bam telime basmıştı. Sustum. Metro gelene kadar konuşmamıştık. Ne bekliyordun ki Kaan Kuvars Koral! İşinden çok shiplerinle gündemdesin bu aralar! Kesinlikle bu ship olaylarına bir son vermeliydim. Metro gelince beraber bindik. Sanırım şuan onunla oturmam daha sağlıklı olacaktı çünkü ona kızmamdan sonra bayağı morali bozulmuş gibiydi. Ne olursa olsun ona bu şekilde tepki vermemem gerekirdi. O da diğerleri gibi olayların dışındaydı. Gidip yanına oturdum.
Berceste🍁;
Haklı bir azardan sonra susma kararı almıştım. Sonuçta onun dediği gibi haddimi aşmamam gerekirdi. Ama konu o olunca kendimi durduramıyordum işte. Ödüm kopuyordu başkasına aşkla bakacak diye. Bana uzak oluşu bir yana Sude ile beraber iseler kendimi toparlayamamaktan korkuyordum. Gözyaşlarımın akmamasına dikkat ettim. Ben ne olursa olsun güçlü biriydim. Beni kimse kolay kolay yıkamazdı. Kuvars'ım hariç. Metro geldiğinde içeri girip kendime boş yer bulup oturdum. Zaten gelip oturmazdı yanımda rahat rahat kendime sövebilirdim. Ah salak Berceste! Ne diye gidip adama özel hayatıyla ilgili soru sorarsın!? Nasıl kendini tutmazsın!? Çocuk seninle ilk defa karşılaşıyor ne umuyorsun ki!? Sanki o kadar tanıyorsun da çocuğu? 2 sene önce bırakmayıp devam etseydim tiktoka şimdi bu soruyu sorduğum zaman en azından böyle azar işitmezdin! Salaksın kızım salak! Böyle zamanlarda istemsizce elim hep alnıma giderdi sertçe. Bu da babamın bana yaşattığı tramvalardan biriydi. Bıraktığı izleri üzerimden silmek zaman alacaktı. Elimle alnıma vuracağım sırada elimde hissettiğim baskı ile başımı elimi tutan kişiye çevirdim. Allah kahretsin! Zalım felek! Şansa bak yahu!
"Sanırım biraz fazla tepki verdim sana." Dedi Kuvars. Daha deminden beri fırtınalar estiren çocuk benden özür mü diliyordu?
"Hayır anlıyorum seni, ben haddimi aştım özür dilerim tekrardan. Yani senin kadar uygulamanın içinde değilim o yüzden bu şekilde davrandım." Dedim ben de ciddiyetimi bozmadan.
"Senin gibi yüzlercesi tiktokta bu şekilde soruyor. Son yayımı izlediysen görmüş olmalısın zaten. Neyse böyle işte ben özür dilerim senden verdiğim tepki için."
"Önemli değil, hem alışkınım zaten bu şekilde tepkilere maruz kalmaya, daha beterlerini gördüm. Bu hiçbir şey ." O an aklıma 2 ay önce yaşadığım olaylar ve kalbimdeki kapanmayan yaram gelmiş ve bir daha kanamıştı.
Metronun içindeki ekrana baktığımda ineceğim durağa yaklaşmıştım. Suratımdaki ifadeyi düzeltip gülümsedim Kuvars'a. Ekrandaki uyarı ile oturduğum yerden kalktım ve Kuvars'a döndüm.
"Koral seninle karşılaşmak güzeldi. Umarım bu kaos ortamından bir an önce çıkarsın, her şey gönlünce olsun. Görüşürüz, yani umarım."
"Berceste tiktok hesabının adını verir misin?" Bismillah! Ne oluyor yahu? Neden istiyor tiktok hesabımı?
"Yani vereyim ama öyle çok takipçim falan yok." Dedim sakin kalmaya ve heyecanımı yenmeye çalışarak.
"Olsun sen ver yine de." İnşallah takip ederdi beni!
"Tamam, o zaman telefonunu alayım?" deyince şaşırarak baktı bana. Konuşmama devam ettim; "Telefonundan uygulamayı açıp bana verir misin? Kullanıcı adımı gireceğim." Diyerek elimi ona doğru uzattım. Sonradan anladığını belli edercesine;
"Hee tamam anladım." El çabukluğu ile hemen kullanıcı adımı yazıp telefonu eline verdim.
"Benim gitmem gerekiyor sana iyi günler." Dediğimde bu kez gülümsedi bana. Ah Kalbim!
"Tanıştığıma sevindim. Dikkat et kendine."
Gülümseyerek, "olur, sende dikkat et🤗" dedim ve durakta indim. Kızların yanına giderken hala metrodaki olayın etkisinde idim. Kötü günlerimin yerine böyle tatlı tebessümler aldıkça yarına karşı olan umutlarım çoğalıyordu. Geri kalan günüm kızlarla görüşüp oradan eve geçmekle sonlanmıştı ya da ben öyle sanıyordum ta ki akşam tiktoktan bir mesaj alana kadar...
Kaan Kuvars KORAL;
O indikten sonra arkasından bende indim. Metro çıkışında Özgür'ü arayıp beni almaya gelmesini söyledim. Beklerken Berceste'nin tiktok hesabına bakındım. Çektiği videolar dikkat çekiciydi. O da benim gibi nokta atışları yapıyordu ama biraz profesyonel yardıma ihtiyacı var gibiydi. Korna sesiyle kafamı kaldırıp arabaya bindim. Özgür'le birlikte eve doğru giderken metroda tanıştığım kızı anlatıyordum. Yolda eve gidince ona tiktoktan mesaj atmalıyım diye aklımın bir kenarına not ettim. Yolun geri kalanı arabada çekilen Instagram storyleri, Özgür'le gülüştüğümüz anlar ile geçti. Arabadan indiğimde kapıda beni bekleyen KoralFC kızlarıma gülümseyerek baktım. İşte bu yüzden tiktok çekilir hale geliyordu. Çünkü ailemden sonra kızlarım beni hayatta tutuyordu. Onlarla biraz vakit geçirdikten sonra eve çıktım. Elimi yüzümü yıkayıp koltuğa oturdum ve telefondan tiktok keşfetime girdim. Keşfetimi ship sayfaları kaplamıştı resmen! Bu ship muhabbetini nasıl bitirecektim hala aklımda soru işaretiydi? Aklıma bugün tanıştığım kız gelince sayfasına girip ona mesaj attım.
"Selam Berceste, eve gittin mi ?" Diye yazıp yolladım. Çalan kapıya gidip sipariş ettiğim yemekleri aldım. Doğru düzgün yemek yiyemiyordum son zamanlarda. Anam kadını görmeye çok ihtiyacım vardı bu aralar. Yemek yedikten sonra video atıp canlı yayın için hazırlanmaya başladım. Ve yayın için hazırdım. Bu gece çok şey değişecekti.
Berceste🍁;
Allah'ım çıldırıyorum Koral mesaj atmıştı sahiden! Bu nasıl iştir dost! Heyecan tavan yemin ederim! Allah'ım sen yardım et! Ben ne yazacağım bu ultra yakışıklı Kuvars’ıma! Kendime gelmeliyim! Yayın açmıştı, o yayındayken yazsam daha iyi olacaktı galiba.
"Merhaba Kaan, evet evdeyim açtığın yayını izliyorum." yazıp yolladım. Allah'ım hayatımın en güzel günü olabilirdi galiba bugün. Ben yayını izlemeye devam ederken telefonumdan gelen bildirim sesiyle kızlar yazmıştır diye baktım. Mesaj yine Kuvars’tandı. Heyecanla hemen girip baktım.
"O zaman şimdilik iyi seyirler. Yayından sonra görüşürüz." Bende gülüp,
"Tamam, ben yayına kaçtım." yazdım.
Bu yayın sanki bir şeyler olacak gibime geliyordu ya hadi hayırlısı. Yayını eğlenceli beklerken birden suratı asık bir Kuvarsla karşılaştım. Neler oluyordu böyle? Sanırım ciddi bir konuda açıklama yapacaktı. Yayını izlemeye başladım. Bakalım neler çıkacaktı bugün ortaya?
*******
Velhasıl herkese merhaba :)