تخطٍ إلى المحتوى

Baskın

الفصل 4 · قراءة 8 دقيقة

Baskın

الفصل 4

Teslimat

Bardan çıkıp eve gittiğimde dayımın bitmiş tükenmiş halini gördüm, evladının canı benim yüzümden tehlikedeydi her an ölüm haberini alacakmış korkusuyla yaşıyordu. "Dayı o iyi olacak." dediğimde umursamaz bakışları tekrar içkisine döndü. Odaya girip üzerime sade ince ipli bir elbise geçirdim, güneş batmak üzereydi. Bu saate gidilebilecek en güzel yeri biliyordum, o rakıyı bugün içecektim. Telefonumu çıkartıp Doğuş Komiserin numarasını tuşladım.

"Alo."

"Müsaitsen seni bir yere götürmek istiyorum."

"Müsaitim Hale hanım konum atarsanız orada olurum."

"Görüşmek üzere."

Hastanede olanlar içine şüphe düşürse de mantıklı bir planla şüphelerini yok edebilirdim. Konumu mesaj olarak gönderdikten sonra saçlarımı omuzlarımdan serbest bıraktım. Dayımın yanına uğrayıp küçük bir buse kondurduktan sonra evden çıktım. Arabayı çalıştırdığımda dikiz aynasından gördüğüm araba sinirlerimi bozarken arabadan indim. Siyah passatın yanında durup filmli camını tıklattım. Cam ağır ağır açılırken, "Evimin önünde, peşimde bir daha görürsem o patronuna söyle sizi vururum."dedim.Adam," Yenge kesin talimat-"demesine izin vermeden bacağımın üst kısmında saklı duran tabancamı çıkartıp anlına dayadım." Ben senin yengen değilim. Ölmek istemiyorsan patronunun yanına dön ve söylediklerimi ilet. " dedim. Etrafı kolaçan edip tabancamı yerine yerleştirip tekrar arabaya bindim. Plütonun numarasını tuşlayıp telefonu açmasını bekledim,

"Güneşim." dedi. Ses tonundan sarhoş olduğunu anlayabiliyordum.

"Güneşin filan değilim senin. Eğer ki kapımda köpeklerini görürsem hepsini vururum plüton."

"Hala plüton diyorsan o iş bitmemiş demektir güneşim hadi gel yanıma konuşalım." dedi. Bu sefer tuzağa düşmeyecektim. Bu iş bu sefer gerçekten bitecekti.

"Senin adın yasak benim dilime, söylediklerimi unutma plüton. Senden gelen tek bir sinek görürsem. Vururum." Telefonu kapattığımda mekana ulaşmıştım, komiser beni girişte karşılayınca deniz kenarına bulunan masalardan birine oturduk. Rakılarımız ve mezeler sofrayı donatırken, bardağımı doldurup masaya vurunca komiser gülümsedi, "Hangi şanslı kişi şerefine bardak çıtlattığın?" denizden gelen tuzlu su kokusu ciğerlerimde dans ederken bardağımı hafifçe kaldırıp içindeki sıvıyı izlemeye başladım. "Sevdiğim adamaydı, o bana öl dese ölürdüm."dedim derin bir nefes aldıktan sonra bu sefer bardağımı ona doğru uzatıp başıma diktim."Sonra içi dolu silahı şakaklarıma dayayan ellerini görünce vazgeçtim." diye ekledim. Etraftaki masalardan bir adam ayağa kalkıp bardağını kalabalığa uzattı,

"ilk imbiğe,
birinci yeniye,
beyaz peynire,
hüzünlendiren Neyzen'e,
sarma saran teyzene,
Yakup'a, Refik'e, Arap Şükrü'ye,
can eriğe,
beyaz leblebiye," arka masalardan başka bir kadın kalkıp devam etti, "Dönülmez akşamlara,
ışıldayan mehtaplara,
uçuşan martılara,
Veysel'lere,
Aşık'lara,
Asaf'lara,
sahaf'lara,
Veli'lere, Orhan'lara,
uzakta kalanlara,"

garsonlardan biri doldurduğu bardağıyla,

"Yakında bulunanlara,
olmazı olduranlara,
gözleri dolduranlara,
ulu çınarlara,
dev Nazım'lara,
ince kıyım salataya,
ince uzun galataya,
iki T'li Attila'ya,
tek Y'li Süreya'ya," dedi.

Sandalyemi çekip ayağa kalktığımda komiser şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Bardağımı kalabalığa doğru uzatıp,

" özleyip gelenlere,
sabırla bekleyenlere,
çok sevenlere, "

Komiser de ayağa kalkıp," Çok sevilenlere."

dediğinde mekanda bulunan herkes bardaklarını tokuşturup,
"İçelim. " deyip bardaklarını diklemişlerdi. Nemlenen gözlerime aldırış etmeden ellerimi çeneme koyup Doğuş komiseri izlemeye başladım," Çok değişik bir kadınsın, seni ilk gördüğümde basit sıradan bir kadın olduğunu düşünmüştüm ama sen o kadar farklısın ki kelimelerle anlatamıyorum." Komiserin sözleri her zamanki gibi canımı sıkıyordu. "Hiçbir kadın basit değildir komiser." dedim. Dudağının sol kenarı hafifçe yukarı kıvrıldı. "Haklısın." dedi.

Sarhoş olmadan konuşmam gereken konuyu açmam gerekiyordu,

"Dışarıdan nasıl gözüküyor bilmiyorum. Fakat sana yardımcı olabilirim. Ben bir hukuk kadınıyım yasa dışı işlerden haz etmem. Poyraz iyi olduğunda intikam almak isteyeceklerdir. Kurulan planları sana anlatabilirim."dedim.

Şüpheli bakışları önce ellerime daha sonra yüzüme kilitlendiğinde ne yapmaya çalıştığını anlıyordum. Suçlu olup olmadığımı anlamak için tırnaklarımla oynayıp oynamadığıma, ve bakışlarımı kaçırıp kaçırmadığıma bakmak istiyordu.

Ellerini masanın üzerinde birleştirip, "Peki senin bu işten çıkarın ne olacak?" diye sordu. Saçlarımı kulağımın arkasına ittirip, "Çıkar yok komiser, bilirsin ben hukuk kadınıyım." Cevabım tatmin etmişçesine bardağını kaldırıp uzattı, bardağımı onun bardağına yaklaştırdığımda durdum, "Neye içiyoruz?" gülümseyip bardakların birbirine çarpmasına sebep oldu."Yeniden aşık olmaya." şerefe anlamında kaşlarımı kaldırdıktan sonra bardağı dikledim. Geçen zaman beni sarhoş etmeye yetmese de komiserin yavaş yavaş kafasının gittiğine işaret ediyordu.

Oturduğu sandalyeden kaldırıp bir kolunu omzuma atınca tökezleyerek arabaya ulaştık. Koltuğa oturduğunda emniyet kemerini bağlamak için uzandım. Burunlarımız birbirine değdiğinde yüzümün sağ tarafını eline yasladı, "Çok güzelsin." boğazımı temizledikten sonra geri çekilip sürücü koltuğuna geçtim. Daha önce geldiğim sokaklardan hızlıca geçerek evine ulaştığımda bu gecenin bitmesini istiyordum.

Cebinden aldığım anahtarlarla kapıyı açtıktan sonra komiseri kanepeye oturttum. Kapıyı kapatmak için gidip geldiğimde ise çoktan sızmıştı. Ayaklarının ucunda duran ince battaniyeyi üzerine örtüp sessizce evi incelemeye koyuldum. Yatak odasının kapısını sessizce araladıktan sonra dolabın hemen yanında duran küçük kasanın önünde diz çöktüm. Kasanın resmini çekip Salihe gönderdim. Yatağının yanında duran konsolun üzerindeki dosyayı açtığımda kendi resmimi gördüm. Hakkımda benim anlattıklarımdan başka hiçbir şey yoktu. Benim dosyamın hemen altında duran Plütonun dosyasını görünce kapağı açtım. Resmin üzerinde parmaklarımı dolaştırdım, telefonum titreyince dosyayı bırakıp mesajı açtım,

Gelen Mesaj: Salih
Şifreyi çözmek için kasanın yanında olmam gerek.

Gönderilen Mesaj:Salih
Şuan olmaz.

Eve başka bir şekilde girmenin yolunu bulmam gerekiyordu. Bu kasanın içerisinde her ne bulunuyorsa lehime kullanabilirdim. Banyoya yönelip düz zemini olan bir sabun aldım, kapının arkasından çıkardığım anahtarı sabuna bastırıp kalıbını çıkardım, son kez komisere bak tıktan sonra kapıyı usulca çekip çıktım. Sabunu özneli bir şekilde koyduktan sonra arabayı hastaneye sürdüm. Ölmek üzere olan kuzenim için ettiğim duanın haddi hesabı yoktu. Bir insanın ömrü küçücük bir kurşuna bakıyordu. Bütün arkadaşlarım, beni tanıyan herkes duygusuz, taş kalpli, vicdansız dedi kimse sormadı bu kız neden böyle oldu, annemle babamı acımasızca öldüren polisleri kimse sorgulamadı.

Tecavüzcülere 2 ay ceza verip serbest bırakan hakimi kimse sorgulamadı. İşte o an büyüdüm, herkesin kendi adaletini sağladığı bu dünyada merhamet aramak büyük aptallık olurdu.

Tabancamı arabada bırakıp indim, hastane önünde sigara içen insanlar kimi yeni doğum yapan karısı için buradaydı, kimi ise kardeşi için. Yoğun bakım ünitesinin önünde durdum. Tüm kötü şeyler en hazırlıksız zamanda gerçekleşiyordu. Hemen yanıma düşen siyah gölgenin yansımasına baktım, "Çok geçmiş olsun Hale hanım." ruhumun yorgunluğu yoğun bir şekilde bedenimi ele geçiriyordu. Gökay Aslan'ın uzattığı eli sıktım. "EyvAllah, Poyraz vurulunca sizinle görüşme fırsatımız olmadı maalesef. İsterseniz bara geçelim." dediğimde elini göğsüne vurdu, "Estağfurullah böyle bir zamanda iş konuşmak olmaz, sizinle ticaret yapmak her zaman öngördüğümüz bir şey." gülümseyip başımı salladıktan sonra tekrar cama döndüm, ruhu bedeninden çıkmış gibi yatan kuzenime baktıkça suçluluk duygusu hissediyordum. "Kimin yaptığını bulabildiniz mi?" diye sordu Gökay. Kimin yaptığını bilmek istemesem de biliyordum. "Biliyorum cezası kesildi." Gökay bey elini omzuma atıp kulağıma yaklaştı, "Sizin gibi bir kadın eşim olsun isterdim. Güçlü, asil ve zeki." Elini bedenimden uzaklaştırıp tiksinircesine yüzüne baktım. "Karınızın çok zeki ve asil olduğuna inanıyorum aynı şekilde çocuklarınızın da. Fakat dilerim ki çocuklarınız size benzemez." cevabını aldıktan sonra adamlarıyla birlikte hastaneyi terk etti, arkasından bolca sövdükten sonra sandalyeye oturdum, telefonumun ekranı aydınlandığında ekranı açtım,

Gelen Mesaj: Plüton
Komiserle flörtleşmek güzel miydi?

Mesajı görmezden gelip, başımı duvara yasladım. Telefon bir kez daha titrediğinde sabır çekip ekranı açtım.

Gelen Mesaj:Plüton
Mesajıma cevap ver, yanına gelmek zorunda kalmayayım.

Gönderilen Mesaj:Plüton
Güzeldi.

Telefonuma düşen banka bildirimine tıkladığımda ise gözlerim kocaman açıldı. Hesabınıza Gökay Aslan tarafından 1.000.000 tl para girişi yapıldı.Ardından gelen mesaja tıkladım,

Gelen Mesaj: Gökay Aslan
Önce para sonra teslimat, özellikle pompalı tüfek istiyorum.

Elimde olsa dünyada nefes alan bütün tecavüzcüleri, karısını aldatan şerefsizleri ve ölmeyi hak eden bütün canileri öldürürdüm. Dışarıda duran kamelyalardan birine oturup sigara yaktım, duman kokusu yanında tanıdığım parfüm kokusu ciğerlerimi doldurduğunda derin bir nefes aldım. "Git deme bana Hale, çocukluğumsun sen benim. Yanında olmama izin ver." dedi. Gözlerine uzun uzun baktıktan sonra bir yaş süzülüp dudaklarımla buluştu, elini uzattığında geri çekilip kendi gözyaşımı sildim. "Aşıktım sana, o küçücük sümüklü halinle bile aşıktım. Sonra büyüdük adam öldürdün cesedi birlikte gömdük, pis işler yaptım yanımdaydın. Bir kere olsun diyemedim ki bu adam benim sevgilim." Burnumu çekip devam ettim, "Olmadın çünkü, dedim ki tamam olmasın ama yanımda olsun beni bırakmasın. Sen bana silah doğrulttun, olduğum mekanı silahlı adamlarınla bastırdın, kuzenimi vurdu adamların. Bana sıkılan kurşunun önüne atladı Poyraz. Vur emrini sen verdin plüton. İhanetinin en acısı buydu." sigaramı çöpe atıp döndüm,"Yüzünü görmek istemiyorum." arabaya binip kafamı direksiyona yasladım, derin bir iç çektim, "Anne keşke yanımda olsaydın. Saçlarımı okşayıp her şey geçecek kızım deseydin." Yanımdan geçip giden arabasına baktım, güneşliğin kenarına sıkıştırdığım çocukluk resmimizi çıkartıp uzun uzun baktım.

Ne ben o küçük masum kız çocuğuydum, ne o küçük bir çocuk merhametliydi. Geçip giden zaman ikimizden çok şey alıp götürmüştü. Fotoğrafı katlayıp yerine koyduktan sonra silah deposuna doğru yola çıktım. Telefonun asla bitmek bilmeyen bildirim sesi bir kere daha çalınca mesaja tıkladım,

Gelen Mesaj: Barış
Haberi gördün mü?
'Saygı değer iş adamı Ateş Tekinoğlu, Tuğçe Dizgin ile dünya evine giriyor.!'

Gönderilen Mesaj: Barış
Gece gece bu haber manşet mi olmuş.

Verilen cevaba bakamdan arabadan indim, masum bir ev gibi gözüken silah depoma adım attım. Yatak odasına girip dolabın şifresini girdim sandıkları özellikle kendim hazırlayacaktım saçlarımı tepeden toplayıp kum torbalarının içerisine tüfekleri yerleştirdim. Kilolarca ağır olan kutuları tek tek garajda duran kamyonun arkasına yükledikten sonra telefonumu çıkartıp Gökay Aslanı aradım,

"Gece gece hayır olsun Hale hanım."

"Telsimat şehir içi mi?." diye sordum bu pislikle olan ticaretin hemen bitmesini istiyordum.

"Şehir içi, benim çocukları göndereyim isterseniz."

"Adres göndermeniz yeterli Gökay bey teslimat hazır." konuşmasını beklemeden telefonu yüzüne kapattım. Kar maskelerinden birini yüzüme geçirip kamyonu çalıştırdım. Dağlık alanda olan adrese sandıkları tek tek indirdim. İçimde biriken acıyı, öfkeyi, nefreti ancak bu şekilde atabiliyordum. Eve dönüp soğuk suyla duş aldıktan sonra tekrar yola çıktım, arabayı barın önünde durdurup tabancamı belimde ki yerine yerleştirdim. Odaya girdikten hemen sonra Barış yanıma gelip oturdu.
"Plüton ile aran mı bozuk senin."diye sorduğunda güldüm. Rakı bardağını çıkarıp masaya koydum,tek kaşı havada beni izlerken,"İçecek misin içmeyecek misin? " diye sorduğumda içerim anlamında başını salladı."İyi değilsin Hale, plüton da iyi değil saçma işler yapıyor. "dedi.

Bardağımızı tokuşturduktan sonra dikledim.

"Aramızda hiçbir zaman olmayan şeyler bitti." dediğimde küçük bir kahkaha attı. "Siz birbirinizden kopamazsınız." bu tür konuşmalar artık canımı sıkıyordu. "Tam şu koltukta." deyip bardağımı uzattım, "Şakaklarıma silah dayadı." dedim. "Takıldığın şey bu mu, bana da silah dayadığı çok zaman oldu." dedi. "İnsanın kardeşinin silah dayaması nasıl bir duygu Barış?" diye sordum. Efkarlı bir şekilde iç çekip bardağından bir yudum aldı, "Onun yeri yurdu sendin, bana senin için silah dayadığında ne kadar aşık olduğunu anlamıştım. Ama şimdi yaptığı hareket saçma ve çocukça."

Şişeyi alıp bardağımı doldurdum, masamın üzerinde duran çerçeveyi Barışa çevirdim.

"Benim hayatımda artık aşk yok, onların gösterdiği yolda yürümek var. Acı var kan var ama artık aşk yok."

Çerçeveyi tekrar kendime çevirdiğimde annemle babamın birbirine kenetli ellerine baktım. İçimden bir kere daha yemin ettim. Ne pahasına olursa olsun bu işi sürdürecek annemin adını sonsuza kadar yaşatacaktım.

BÖLÜM SONU

نهاية الفصل

4 تعليق