Baturalp Bozoğlu'ndan
Askeriyenin koridorunda sert adımlar ile ilerliyordum, bugün yeni görev yerim belli olacaktı. Yeni bir tim kuruluyordu, it avlamak için. Atalarımızın canını dişine takarak kazandığı bu toprakları alabileceklerini sanıyordu götünü siktiklerim.
Cafer albayın odasının önüne geldiğimde kapısını tıklayıp içeri girdim.
"Gel yüzbaşı"
Masasının önünde hazır ola geçtim.
"Ateş timinin komutanı olacaksın, Van'a gidiyorsun. Görevini hakkıyla yapacağından gram şüphem yok"
"Sizi hayal kırıklığına uğratmayacağım komutanım, vatanıma milletime göz diken herkesin gözünü oyacak şanlı bayrağımızın dalgalanması için gerekirse canımı feda edeceğim!"
"Sana güvenim tam yüzbaşı, şimdi git eşyalarını topla"
"Emredersiniz komutanım!" baş selamı vererek odasından çıktım.
Yatakhaneye geldiğimde buradaki görev arkadaşlarım ile vedalaştım.
Sabah yedi buçukta uçağım vardı.
Gidiyordum bu şehirden, bu şehiri hem seviyordum hemde nefret ediyordum.
"Vay be kardeşim gidiyorsun ha" dedi Gökhan.
"Dram yapma lan!"
"Emredersiniz komutanım"
"Salak herif" diyerek söylendim.
İnsan bazen hayatında büyük değişiklikler yapmalıydı bana göre. Yeni insanlar tanımalı zaman zaman ortam değiştirmeliydik. Ben heryere çok çabuk uyum sağlayan aynı zamanda da çok çabuk soğuyabilen bir adamım.
Saçma bir şekilde bu değişikliklerden yorulmuştum. Otuz üç yaşındaydım ve babam yerine koyduğum adam yani Cafer albay evlenip düzenimi kurmamı istiyordu lakin ben buna hazır değildim. Bir kadına kendimi açamazdım bu konuda son derece beceriksizimdir.
Uyumak istemiyordum, dağlara çıkıp hiç inmemek istiyordum. Van'da uzun bir görev alsak çok iyi olacaktı.
Arya Karaaslan'dan
Babam yine gelmemişti. İşi çıkmıştı büyük ihtimalle, yeni bir tim kuruyorlarmış ve askerler ile ilgileniyormuş. Çalışma masama geçip önümdeki kağıtlara baktım, proje ödevlerini okumam gerekiyordu lakin fena halde üşenmiştim, bir saat daha bir saat daha diye diye saat gece on iki olmuştu!
Ailem ile yaşıyordum daha doğrusu onlar benimde yaşıyordu, ben üniversiteyi Ankara'da okumuştum ve orada yaşıyorduk. Benim tayinim buraya çıkmıştı, ne şans ki bir ay sonra babamda buraya tayin istedi.
Ben kara kara düşünürken annem içeri girdi.
"Hala okumadın demi"nasıl da tanıyor beni kurban olduğum.
"Evet, hepsine yüz vermeyi düşünüyorum hiç okuyamam"hem çocuklar mutlu olur hemde benim işime gelirdi.
"Bak yarın tim toplanıyormuş bende çocuklara poğaça börek falan yaptım götür yesinler tamam mı?" ne olurdu yani babam sabah çıkarken götürseydi?
"Dersim var anne"
"Yarın öğleden önce dersin var sadece öğleden sonra götür çocuklara yesinler"
"Ay tamam götürürüm"
"Kızım yok mu birileri artık evlensen"
Anne benim gibi bi düzensizi kim sevsin? Diyemedim. Evet gelmiş geçmiş en düzensiz ve üşengeç insan olabilirdim, bazen okula eşofmanla giderdim ve bu yüzden müdürle kavga ederdim. Eşofman giymeye tenezzül ettiğim için şüktermeliydi halbuki, pjamalarım ile de gelebilirdim.
Fazla makyaj yapmazdım zaten, özel günlerde biraz abartarak yapardım sadece. Onun haricinde yüzümde on kilo makyajla gezmezdim çünkü rahatsız olurdum.
"Bu odanın hali ne kızım? Sen ne zaman tertipli düzenli olacaksın?" hiçbir zaman.
"Görücüye geliyorlar diyemiyorum benim kız beceriksiz diye"
"Ne görücüsü anne ya? Taş devrinde miyiz evlenmem ben"
"Evlilikle taş devrinin ne alakası var?"
"Evlenmek istesem ben şimdiye evlenmiş üstüne çocuk bile yapmıştım ama istemiyorum!"annem kahkaha attı evet şakasız kahkaha attı.
"Benim adım da Neslihan ise sen bu dediklerini tövbe yapamazsın" yine beni manipüle etmeye çalışıyordu. Bana yapamazsın diyerek istediğini yaptırmaya çalışıyordu!
"Yo yaparım ama istemiyorum"
"Yapamam diyemiyorda" dedi eğlenerek. Eğer biraz daha susmazsa yarın askeriyeye gider bana aşık olan Tahir ile nikah kıyardım!
"Anne yarın askeriyeden birini bulur evleniyorum dersem görürsün!"
"Askeriyeden olmaz kızım, çocukların başı yanar"
"Sus o zaman anne"
"Ay ne abarttın, o kadar görücü geliyor adamların yüzüne tükürmediğin kaldı be kızım"
"Hepsi salak salak herifler anne, hem babam o adamları görse bunlar çok pısırık der vermezdi beni"
"Ay tamam hadi gir şu çocukların notlarını"
"Anne çocuklar senin kadar dert etmiyor"
"Olsun gir sen"
Annem odadan çıkınca hızlıca notları girdim. Bu mesleği neden seçtiğim hakkında en ufak bir fikrim yok lakin benim için em uygun olanı buydu. Mesela beni öldürseler diş hekimi olamazdım.