
Medya: Arda
BALCANIN ANLATIMIYLA
Yaklaşık iki saattir evim sandığım zindandan biraz uzaklıkta olan sahilde oturuyordum. Telefonum durmadan Burak tarafından arandığı için telefonumu kapatmıştım.
O evdeyken gece on iki de evde olduğum sürece kimse beni takmazdı. O yüzden Burak’tan başka arayanım olmayacağını biliyordum.
Bu saatten sonra ne yapacağım diye düşünüyordum. Hem okuyup hem de akşamları ek iş yapabilirdim. Bir kaç ay beni idare edecek kadar param vardı.
Bana kalsa bu zamana kadar çoktan kendi düzenimi kurup o evden ayrılırdım zaten. Fakat şerefsiz Murat her seferinde yaptığı pisliklerin belgeleri ile beni tehdit etti.
Çevremde kimse yoktu umurumda değildi aslında ama bana ''Annene söylerim birazcık bile seviyorsa artık hiç sevmez.'' diyordu. Benim yaşadıklarımı yaşamayan birisi için saçma gelebilirdi evet.
Ama annem belki birgün beni sever diye yıllardır susuyordum. Dışardan güçlü yıkılmaz ve soğuk durduğum doğruydu ama çocukluğumu yaşayamadığım için hiç büyüyememiştim aslında...
Paramı ve değerli eşyalarımı onlara bırakmamaya karar verip oturduğum banktan kalktım. Eşyalarımı alıp siktir olup gidecektim o evden.
Yaklaşık on beş dakika sonra sokağa vardığımda bizim kapının önünde ki son model arabalar dikkatimi çekmişti. Evimiz iki katlı müstakil bir evdi. Sokakta çoğu yer boştu, başkasına gelmiş olsalar oraya park ederlerdi.
Bir an aklıma aralarında konuşurken bahsettikleri patron denen diğer şerefsiz geldi ve adımlarımı hızlandırdım.
Evin kapısına ulaştığımda girişte ki erkek topluluğunda gözümü kestirdikten sonra bugün evlerine gittiğim kadını gördüm.
Hiç kimseye görünmeden buradan ayrılmayı düşünürken Murat'ın ''Ben bir şey bilmiyorum Balca bizim kızımız.'' dediğini duyduğum için sinirlerim tepeme çıktı.
Dayanamadığım için yanlarına ilerleyip alayla gülerek ''Emin misin sevgili babacığım bir daha düşün istersen?'' dedim. Önümde ki bütün yüzler bana dönünce gerginlikten yumruklarımı sıkmaya başladım.
İç sesimin ''Bunlar akrabaların olabilir gerizekalı hepsi taş gibi şunlara bak.'' demesiyle kendime göz devirerek boş boş suratlarına baktım ve yanlarına doğru yürüdüm.
Sinem ve Murat olacak pislikleri gözlerinin içine baktım ve ''Sizi duydum'' dedim.
Sinem ''Ne duydun kızım saçmalama hadi gel içeri geçelim konuşalım'' dediğinde güldüm.
''Kızım mı? Yıllarca bu kelimeyi söyle diye gözlerinin içine baktım senin şimdi tutuşunca kızın oldum demek.”
Dikkatle bana bakan adamların aralarında büyük olana dönüp ''Bunları tartışırken duydum. Patron diye bahsettikleri birisinden para almışlar bana bakmak için. Anlayacağınız sizin kızınızsam kandırıldık.” dedim.
Adamın bana olan bakışları çok farklıydı. Gözlerimin içine derin bir şekilde baktıktan sonra söylediklerimi idrak edip kendine geldi.
Murat'ın üzerine yürüyeceği sırada biraz ilerisinde duran korkutucu tipli aralarında çocuk ondan hızlı adımlarla gelerek Murat'a yumruk attı.
Sinem ve sanırım öz annem olan kadın çığlık atarken Murat çoktan yere devrilmişti. Olduğum yerden sadece izledim.
Diğer kişiler koşarak kafa atan adamı kolundan tutup uzaklaştırmaya çalıştı. Babaları olan adam bağırarak ''Bu burada bitmedi, DNA testi yaptırıp size dava açacağım. Eğer bunlar doğruysa sonunuz benim elimden olacak.” dedi ve bana döndü. ''Gidip bir yerlerde konuşalım kızım.”
Murat'ın yaptıklarını biraz olsun ödemesi amacı ile dava mantıklı gelmişti. Bu yüzden konuşmaya karar verdim ve sadece kafamı salladım.
Bu hareketimden sonra Sinem bağırarak ''Sana yazıklar olsun yıllarca senin orospu olduğunu bile bile seni besledim, yatacak yer verdim.'' dedi.
Arkamdaki kadın ve adam ''Düzgün konuş!” diye bağırırken ifadesizdim.
Sakince yanına yaklaşıp kulağına eğildim ve ''Bu evden yıllardır kurtulmak için yapmadığım bok kalmadı ama sübyancı kocan buna izin vermedi. Sana tavsiyem yıllardır seni aldatan adamı siktir et ve hayatını düzelt. Bunu da beni beslediğin için yaptığım kıyak olarak düşün.'' dedim ve geri çekildim.
''Şimdi kenara çekil eşyalarımı alacağım.”
Uzun zaman sonra ağlamamak için direnirken yukarı çıkıp sırt çantamın içine sakladığım paralarımı değerli olan eşyalarım ve bir parça eşofman takım alıp son kez nefret ettiğim odaya bakarak aşağı indim.
Sinem'in mosmor olan suratına bakıp sırtımı döndüm ve karşımdakilere ''Gidebiliriz.'' dedim. Adam hâlâ yerde olan Murat'a ''Tekrar görüşeceğiz.'' diyerek yürümeye başladı.
Hep birlikte arabaların yanına geldiğimizde adam bana ''Sen bizim araba ile gel kızım, eve geçelim ve oturup konuşalım.'' dediğinde kızım demesi içimde bir yerlerde bir şeylerin parçalanmasına sebep oldu..
"Evde değil bir kafede oturup konuşalım.'' deyince arabalarına binmek üzere olan çocukların homurdandığı duyarak onlara dönerken kadın acele ile kapımı açtı.
''Tamam kızım sen nasıl istersen öyle yapalım, hadi hepiniz binin arabalara.''
Bu hareketini umursamadan açtığı kapıdan bindim. Herkes arabalara yerleşti ve yola çıktık. Yolda kadın bana isminin Aşkın olduğunu eşinin isminin ise Agah olduğunu söyledi.
"Bende Balca.'' diyerek kısa kestim ve yolda konuşmak istemediğim için camdan dışarıyı izledim. Dikiz aynasından adamın baktığını hissetsem bile hiç bakmadım.
Yaklaşık on dakika sonra sahilde ki bir kafenin önünde durduk. Arabaları park ettik ve beş erkek iki arabadan indiler.
Cümbür cemaat içeri girerken ”Başka gelen yok mu?'' diyen iç sesimi susturup oturdukları masaya yerleştim.
Masada ki yakışıklı ama katil tipli yumrukçu adamın kötü kötü bakışına bende kaşlarımı çatarak cevap verdim. Bir kıkırdama sesi gelince o tarafa döndüm. Kumral yakışıklı bir çocuk bembeyaz dişlerini göstererek gülüp ''Ups sesli oldu pardon.'' dedi.
Anne ve babalarına bakıp konuşmalarını bekledim.
En sonunda Agah bey ''Balca biz kendimizi tanıttık. Sana ailemizi tanıtayım.''dedi.
Bunların hepsi kardeş olamaz herhalde diye düşünürken Katil tipliyi gösterip ''Bu en büyük oğlum Azat 29 yaşında'' dedi. Bana kötü baktığı için selam vermeden Agah bey'e döndüm.
Beni çözmek ister gözlerimin içine dikkatlice bakan kişiyi gösterip '' Yanında ki ise Acar 27 yaşında'' dedi. Başımla hafifçe selam verince oda aynısını yaptı.
Daha demin gülen çocuğu gösterip ''Senin yanında oturan ise Arda 24 yaşında'' dedi. Baş selamı verice bana ''Selam güzellik'' dedi.
İçimden ''Güzelin miyim gerçektenn?' diye geçirmedim değil.
Diğer suratsız olan kişiyi gösterip '' Ata 22 yaşında'' deyince baş selamı verdim. Selamımı almadan kafasını diğer tarafa çevirdi.
Sanki biz çok meraklıyız aq.
Ailedeki tek mavi gözlü olan kişiyi gösterip ''Ve seninle aynı yaşta olan Barın'' dedi.
Gözlerimin içine farklı bir ifadeyle bakıyordu.
Korku, kin hangisi bilemedim. Aynı yaştaysak ikiz miydik? Meraklı gibi görünmemek için sorgulamadım.
Buz gibi bakışlarını görünce selam vermedim. Aşkın hanıma bakıp içimden bu kadın nasıl bu kadar çocuk yaptı diye sorgulamayı bırakıp Agah beye döndüm.
Bana ''Evet Balca bir de olanları senden dinleyebilir miyiz?'' dedi.
Olayları bütün bildiğim şekilde anlattım. Konuşmam bitince hepsinin bu kadar olayı nasıl bu kadar sakin anlattığıma şaşırdığını görebiliyordum.
Agah bey sinirli bir şekilde ''Kim bu işin içindeyse hepsini bitireceğim. Kimin bu işi yaptığını bulacağım'' dedi.
Aşkın hanım gözleri dolu dolu bana bakarak ''Kızım benzerliğimiz ortada, bizim kızımız olduğun belli. Yine de hastaneye gidip DNA testi yapalım ama oradan sonra sende bizimle evimize gel olur mu?'' dedi.
Benim cevap vermemi beklemeden selamımı almayan suratsız Ata ''Anne ne belli kızınız olduğu, evimize bir yabancıyı mı sokacağız? Bunca yıl büyüttüğü annesi bile neler dedi. Kim bilir nasıl birisi!'' dedi.
Gözlerinin içine nasıl baktıysam gözlerini kaçırdı.
Agah beyin oğluna kızacağını anladığım zaman gayet sakin bir şekilde ''Büyük ihtimalle anne ve babanızın kızıyım. Aşırı benzememiz bir kanıt olmasa da öyle hissediyorum. Sonuç ne olursa olsun evinize gelmeyeceğim ayrıca merak etme. Ama insanların ne yaşadığını bilmeden ön yargıyla yaklaşmamanı öneririm. Dediğin gibi ben bir yabancıyım. Bu yüzden düzgün bir şekilde konuşursan sevinirim.'' dedim.
Kimse böyle bir tepki vereceğimi beklemiyor olacak ki hepsinin surat ifadesi değişti.
Cevap beklemeden Aşkın hanıma döndüm.
''Dna testini yaptırabiliriz, teklifiniz için teşekkür ederim fakat evinize gelmeyeceğim. Siz davanızı açın ve herkes kendi yollarına gitsin. Kızınız çıksam bile sizinle gelmeyi düşünmüyorum.''
Ben konuşmamı bitirince Aşkın hanım eşine sarılarak sessizce ağlamaya başladı.
Benim yaşlarım da olan maviş çocuk sinirli bir şekilde anne ve babasına dönüp ''Bakın o da istemiyor bizim ailemize katılmayı dava açılsın ve yollar ayrılsın bencede'' dedi.
Arda kardeşine sesini yükselterek '' Barın saçmalama istersen annem daha çok üzülüyor kes sesini! '' dedi.
Barın suratını asıp kafasını çevirdi.
Katil Azat ise ''O sesinin tonuna ve kim için kardeşine bağırdığına dikkat et Arda'' dedi.
Üzülmemem gerekiyordu evet ama içten içe belki bu sefer sevilirim demiştim. Agah bey ve Aşkın hanım ise suratıma özür diler gibi baktılar.
Çocuklarının yaptığı şey için utanması gereken kişiler anne ve babası değildi.
Agah bey konuyu dağıtmak ister gibi üzgün bir şekilde ''Kızım evet 18 yaşından büyüksün mahkeme yoluyla seni alamıyoruz, zaten seni zorlamakta istemiyorum ama biz hep bir kız çocuğumuz olsun istedik. Lütfen bizi kırma en azından aile olmayı deneyelim? dedi.
''Sizin bir aileniz var zaten, gördüğünüz gibi çocuklarınız da beni istemiyor. Huzursuzluk vermek istemiyorum. DNA testi yapalım sonuçlanınca konuşuruz'' dedim ve ayaklandım.
Yazarın Anlatımıyla
Abiler ve babası Balca'yı ilk gördüğü an annelerine olan benzerliği karşısında şok olmuştu. Kendilerine gelince şaşırdıkları belli olmasın diye surat ifadelerini hemen düzelttiler.
Arda hariç diğerleri soğuk bir surat ifadesine büründü. Seren yüzünden kızlara güvenleri kalmamıştı.
Öz kardeşi bile olsa ailelerinin tekrar dağılmasını istemiyorlardı ama kız kardeşlerinin kendilerinden çok daha derin yaraları olduğunu bilmiyorlardı.
Zamanı gelince anlayacaklardı fakat bazıları için çok geç olacaktı.
Azat kapıda konuşulanlardan dolayı sinirlenip Murat'a kafa attı. Kardeşleri zorlukla abilerini ayırıp uzaklaştırdılar.
Abisinin sinir krizi geçirmesini istemiyorlardı.
Kardeşler Sinem'in kıza hakaret etmesine rağmen ve ailesi tarafından kandırıldığını öğrenmesine rağmen Balca'nın nasıl bu şekilde duygusuz göründüğünü sorguladı içten içe.
Aşkın hanımın kızına baktıkça bakası geliyordu. Seren'e karşı hiç böyle hissetmemişti.
Agah bey ise kızının eşine olan benzerliğini görüp kız babası olmak için çoktan heveslenmişti.
Cafeye geçtikten sonra babalarının kendilerini tanıtmak istemesi üzerine Arda ve Acar hariç hepsi ne gerek var sanki diye düşündü.
Acar birisini ilk gördüğü an nasıl birisi olduğunu çözerdi ama Balca'yı ne kadar incelerse incelesin bu kızı çözememişti.
Gözleri çok duygusuz bakıyordu. Gördüğü ilk andan beri bir tepki verdiğini görmemişti. Ne yaşadı acaba diye düşündü. İncelemeye devam edecekti.
Aşkın hanım kızlarının gelmek istemeyeceğinin farkındaydı ve çok üzülüyordu. Yine de bir ümit teklif ettiler.
Ata Balca'nın konuşmasına izin vermeden sırf Balca'nın canını acıtmak düşünmeden konuştu.
Balca istenmemesine şaşırmamıştı ama söylediği sözleri yutacak değildi. Balca gözlerinin içine bakınca Ata o gözlerde acı görünce saniyelik pişman oldu ve gözlerini kaçırdı.
Annesi oğlunun kurduğu cümleden sonra oğluna hayal kırıklığı ile baktı.
Agah bey tam oğluna kızacağı sırada Balca babasının konuşmasına izin vermeden sınırını aşmadan cevabını verdi.
Herkes içten içe kızın olgun bir şekilde cevap vermesine çok şaşırdı.
Abiler Seren ile aralarında çok fark var gibi görünebilir ama bizi kandırıyorda olabilir diyorlardı.
Anne ve babaları çocuklarının Seren yüzünden böyle yaptını biliyordu. Fakat her insan aynı olmaz diye düşünüyordu.
Kızlarını ikna etmek için konuştular fakat güzel bir dille reddetti.
Barın ise belli etmese bile aralarında en duygusal olandı. Kimseye anlatmasa bile Seren bir yıl boyunca seni benim yerime aldılar, sen benim yedeğimsin diye psikolojik baskı uyguluyordu.
Laflarıyla o kadar aklına girdi ki o gelince anne ve babam beni eskisi gibi sevmeyecek diye düşünüyordu.
Seren amacına ulaşmıştı ve bunun cezası Balca'ya kesiliyordu.
Ailesinin ısrarı ve Balca'nın istemediğini görünce sevinip gelmemesi adına düşünmeden söylediklerine abisi Arda kızınca ''Abim şimdiden bana onun yüzünden bağırmaya başladı'' diye üzüldü.
Serenin en zarar verdiği kişi Azat olmuştu. Azat en çok kız kardeşi olsun isteyen kişiydi.
Seren ilk geldiğinde çok sevindi fakat Seren Azat'a hiç acımadan hayatı ile oynadı.
Serenden kurtulduktan sonra ailesine yabancı kabul etmemeye kararlıydı ve Arda'nın salak bir kız yüzünden kardeşine bağırmasına çok sinirlendi.
Bu yüzden Arda'ya kızarken Balca'nın yabancı olduğunu belirtti. İlerde çok pişman olacaktı.
Balca dışardan belli etmese bile içten içe aile olmak için tekrar umutları filizlenmeye başlamıştı. Azat'ın söylediği karşısında kalbi kırıldı fakat duygularını kimseye belli etmemeye kararlıydı.
Ancak Acar Balca'nın gözlerinde kısa sürede olsa hayal kırıklığı görmüştü.
Agah bey ve Aşkın hanım kızlarını ikna etmek için uğraşırken oğullarının davranışlarından utanıp Balca'ya üzgün bir şekilde baktılar.
Agah bey ikna etmek için tekrar konuştu fakat balca kendini o aileden saymamaya ve gitmemeye kararlıydı.
Balca ayaklandıktan sonra hep birlikte Özel Özer Hastanesine gittiler. Balca hastanenin önündeyken staj yaptığı hastaneye gelince şaşırdı.
Arda kızın şaşkın bakışlarını görünce yanına gelerek ''Ben burda doktorluk yapıyorum balım, hadi gel girelim'' deyince kafasını sallayarak içeri geçtiler.
Arda gerekli kişiler ile konuştu ve Dna testi için Agah bey ve Balca'dan kan alındı. Sonuçlar normalde bir haftada çıkıyordu fakat Balca bilmese bile Agah bey hastanenin sahibiydi.
Bu yüzden işlemlerin hızlandırılmasını istedi. Arda bizzat ilgilenilmesi için laboratuvara gitti.
Sonuçların bir saat sonra çıkacağını öğrenen aile kantinde oturdular.
Bu süreçte Anne ve babaları kızları hakkında bilgi almak için devamlı sorular sordu.
Oğulları ise Acar hariç diğerleri hiç konuşmuyor ve onu umursamıyor gibi telefona veya etrafa bakınıyordu.
Balca daha yeni tanıdığı insanların kendisini bu kadar merak etmesine çok şaşırmıştı fakat her soruya sıkılmadan cevap verdi.
Bir saatin sonunda Arda ailesini odasına çağırdı.
Kapıdan ailesi girince Balca'ya bakıp sıcacık bir gülümseme gönderdi. Sonucu öğrenmişti fakat hiç konuşmadan zarfı babasına uzattı.
Agah bey oğlunun dolmak üzere olan gözlerini görüp zarfı açmaya başladı.
İçinden okuyup öylece donup kalınca Aşkın hanım heyecanla ''Ver şunu'' deyip zarfı eşinin elinden aldı ve yüksek sesle okumaya başladı.
''Kan lekelerinden DNA profilleri tespit edildi. Elde edilen sonuçlara göre Agah Özer'in %99.99 ihtimalle Balca Aksu'nun BİYOLOJİK BABASI OLABİLECEĞİ tespit edildi.''
***************
Olayların tam başladığı yerde kestiğim için üzgünüm arkadaşlar :)
Azat hakkında ne düşünüyorsunuz?
En sevdiğiniz abi kim? :)
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, sizi seviyorum :))

