1.BÖLÜM
KAPILAR KİLİTLİ
(BU BÖLÜM AZRA’NIN ANLATIMIYLA YAZILMIŞTIR)
-Yıl 2024-
'DINDIDIRIM RIRIRI RIRI... PAT ÇAT '
AZRA-AAAAAAAAA-YAV ALARM SENIN BEN... Her neyse'
Bu günde alarmı kapatayım derken yere yapışmıştım sabahın köründe okula gitmek zorun da mıyız? Tamam eğitim şart ama sabahın köründe değil… Bizimkileri bekletmemek için hızlıca giyinip çıktım.
Oğuz-Oo sonunda lider usumuz geldi hoş geldin reis
Efe-Sanki padişah geldi
Oğuz-Merak etme Karabasan sana da derim kıskanma
Efe-OĞUZ!
Özge-Ay yeter kavga etmeyin okula gidelim
Oğuz-Tamam aşkoo
Arada esprilerle okula gelmiştik. Kapıdaki süs köpeklerini yani Gökçe ve diğerlerini görünce herkes ciddileşti(bende).
Gökçe-Oo siz mi geldiniz?
Özge-Yok anan geldi
Gökçe-Çok komiksin
Efe-Evet öyledir
Ateş-Hadi gidelim. Seviyelerine inmeye gerek yok
Deyip gittiler. Sınıfa çıktık yerlerimize oturduk ve sohbet etmeye başladık. Oğuz bir an;
Oğuz-Ders ney
Özge-Tarih
Oğuz-Sonraki
Özge-Matematik
Oğuz-Sonraki
Ders programına baktı mı bu? Yoksa Özgeyi sinir etmek için mi yapıyor?
Azra-Ders programına baktın mı sen?
Oğuz-Ee şey hayır
Arda-Salak
Oğuz-Ayıp oluyor ama
Efe-Daha dün kendinin mal olduğunu kabul eden kimdi
Oğuz-Hiç sevmedim bu zekiyi dediklerimi hatırlıyor
Azra-Hadi kantine inelim
Arda-Sen ne dersen reis hadi
Hepimiz kantine indik. Boş bir masa bulup oturduk. Gökçe ve diğerleri yanımıza geldi. Ne istiyorlardı bunlar. Onları kaç kere rezil ettik yetmedi galiba.
Azra-Ne istiyorsunuz
Özge-Sizi defalarca rezil ettik hayla akıllanmadınız mı siz?
Gökçe-Ya sizde ne kötüsünüz merhaba diyelim diye geldik hemen yanlış anladınız
Merhabamı bunlar bizden nefret ediyor kesin bir halt yiyecekler. Alper müdürün üvey oğlu olmasaydı tasmalarını çekerdim.
Arda-Planınız ne
Ateş-Ne saçmalıyorsun sen be
Arda-Bu da bizi rezil etme planlarınızdan birimi, saçma bize sökmez
Gökçe sinirli bir şekilde arkasını dönüp gitti. O sırada zil çaldı sınıfa çıktık, çıkarken de Arda ile planlarının ne olduğunu konuştuk. Ne yapacak olabilirlerdi ki. Önemsemeyip derse döndüm aslında bu ders sıkıcı geliyordu ama dinlemek zorundaydım sınav notum kötü gelirse işte o zaman naneyi yerdim.
-…-
Okul bitince hoca bizi herkes den daha sonra çıkarttı bu ders bir şeyde yapmamıştık aslında garip. Neyse eşyalarımızı toplayıp tam okuldan çıkacakken kapının kilitli olduğunu fark ettik. Herkes çıkınca kilitlemişlerdir diye arka kapıya gittik ondan temizlik görevlileri, okul bitince öğretmenler falan çıkıyordu. Kapıya gidip zorladığımızda bu da açılmıyordu. Bunun açık olması lazımdı çünkü bu kapıdan hademeler okulu temizleyip çıkıyordu ve 1 okulu temizlemek o kadarda kolay değildi. Kapının ucunda bir not vardı içinde şunlar yazıyordu ‘’bu gün burada kalmak size dersinizi verir umarım.’’
Efe- Ne şimdi bu
Azra-Bu gün buradayız sanırım, hay ya
Oğuz-Ne oldu başkan
Azra-Annem meraktan ölür ve telefonlar çekmiyor
Özge-1. Katın camından atlasak
Efe-Bütün katların penceresin de çocuk kilidi var
Derin bir iç çekip sınıfa yürüdüm. Arda yanıma geldi muhtemelen mor el vermek içindi ama benim mutlu olacak bir halim yoktu. Kulağıma eğilip sessizce ‘’buradan çıkacağız merak etme’’ dedi. Bu bana biraz iyi gelmişti ama yine de mutsuzdum.
Yaklaşık 1 saattir sınıfta oturuyorduk. Birden Özge ayağa kalkıp konuştu sanırım bir fikir bulmuştu yani inşallah öyledir.
Özge- Ya kıçımız sıranın şeklini alana kadar burada mı duracağız kalkıp çıkış yolu bulalım
Evet, olabilir burada mı duracağız hep kalkıp çıkış yolu bulalım. Hem gerçekten bu kadar oturmaktan kalçamın ağrıdığını söyleyebilirim
Arda-Olaya karamsar yaklaşmak istemem ama okulu bizden daha iyi biliyorlar her yeri kapatmışlardır.
Bir şeyi de kursağımda bırakma be bir mutlu oldum hemen gelip tam ortasına tükürmesen olmuyor mu? Neyse denemekten zarar gelmez gidip aramalıyız.
Azra-Ama yine de denemekten zarar gelmez hadi arayalım
Oğuz-İşte aradığım enerji bu
Arda-Boş işler bunlar boş
Oğuz-Sen seversin
Arda-OĞUZ!
Oğuz-Bu grupta ismin neden hep sinirli söyleniyor yeto abi ya yeto, dimi ama aşko
Özge-Oğuz normal bir kızdan daha çok dişil enerji alıyorum senden
Biraz gülerek aramaya koyulduk yangın merdivenini bile kapatmışlar oha yani… Biraz daha dolaşınca Gökçelerin mal olmadığını anladık. Şu an tam ağlayacak durumdaydım. Diğerlerinin aileleri o kadar kızmazlardı belki ama benim ailem çok kızardı. Benim gözlerim dolunca bana sımsıkı sarıldılar. Biraz da olsa mutlu olmuştum aslında. Artık sabaha kadar burada olduğumuz garantiydi. Yatacak yer olarak en mantıklı yer revirdi.
Revirde sadece 3 yatak vardı. Normalde sadece 1 yatak vardı ama bizim beladan uzak olmayan tayfa sağ olsun 2 yatak daha eklediler. Biz kimle yaratacağımızı tartışıyorduk. Oğuzla yatmayı kimsenin istememesi ayrı bir ironiydi.
Özge-Ben Azra’mdan başkasıyla yatmam
Azra-Başka biriyle yatmayı mı düşünüyordun?
Oğuz-Kim benimle yatacak kadar şanslı bakalım?
Arda-Ben şansımı başka yerlerde kullanmayı tercih ediyorum
Efe-Bende
Oğuz-Kırdın
Artık kimlerin yatacağına karar verdiğimize göre bir oyun bulmaya koyulduk doğruluk mu cesaret mi oynamak saçma olurdu hepimiz hepimizin sırrını biliyoruz, kanlı para olabilir ama Özge elinin kanamasını sevmiyor ve zaten Efe de saçma buluyor o yüzden o da olmaz. Bulamadım bizimkiler bulmuş mudur acaba.
Azra-Bir fikri olan var mı gençler
Oğuz-Benim yok
Özge-Benimde yok
Arda-Benim var ama kabul eder misiniz bilemem
Azra-Ney?
Arda-Bu bir oyun değil ama söyleyeyim, müdürün odasını mı karıştırsak?
Aslında iyi fikirdi bizi buraya kitleyeler onlar karıştırabiliriz bence. Hemen müdürün odasına gittik. Dolaplarda birkaç belge vardı. Genellikle okulla alakalı belgeler vardı. Canım müdürümüz bilgisayarını burada unutmuş ve bize de karıştırmak düşer.
Bilgisayarı açtığımızda şifresi vardı ve o geri kafalı kesin çok basit bir şey koymuştur. Arda beni biraz kenarı çekti ve bilgisayarı önüne aldı. Arda şifreye 1234 yazınca bilgisayar anında açıldı. İnsan düzgün bir şey koyar.
Bilgisayarı açınca Whatsapp’tan 3 mesaj olduğunu fark ettik. Hemen mesajlara baktık mesajda şunlar yazıyordu ‘’Aşkım akşam buluşuyoruz değil mi’’ diğerinde ‘’Aşkım karına fark ettirmeden gel’’ ve bunun gibi bir sürü mesaj vardı.
Müdür karısını mı aldatıyordu. Bunu tabi ki de bütün okula yayacaktık. Ben hayla şoktaydım. O adam karısını nasıl aldatırdı. Neyse bu benim sorunum değildi.
Biz sınıfa döndük ve sohbet etmeye başladık. Biraz sohbet ettikten sonra yatmaya gittik. Alarmları 06.30’a kurup uyuduk. Umarım yarın iyi geçerdi. Okuldan kaçmayı planlıyorduk. Okuldan kaçıp parka gidecektik. Edebiyat dersinden sonra paydos vaktiydi. Edebiyat dersine girmesek olmaz çünkü o derse Zeynep hoca giriyordu. O Dünya’nın en iyi hocasıydı. Dersleri hem eğlenceli hem de çok iyi anlıyorum. Böyle bir ders işleme şekli yok iyi ki edebiyat dersimize o giriyor. Yoksa aşırı nefret edebileceğim bir ders olurdu.
Sabah olduğunda hemen kalkıp sınıfa gittik. Maalesef edebiyat dersi öğlenden önce ilk iki dersti. Öğlen okuldan sonra kaçmak biraz daha kolay çünkü korumalarda yemeğe gidiyor yani bir kısmı. Bizde onlar yer değişirken hemen kaçıyorduk. Bu gün büyük ihtimalle okulda büyük bir kargaşa çıkacak çünkü dün müdürün karısına ve aldattığı kadını çağırdık. Büyük olay ama bizi buraya kilitleyip bırakanlar onlar yapmasalarmış.
Şimdi en sevmediğim ders başlıyordu biyoloji hocasını seviyorum Neva hoca iyi anlatıyor ama ben yine de anlamıyordum. Sanırım biraz malım çünkü sınıftaki herkesin biyoloji notu benden yüksek. Sorun bendemi yoksa bütün sınıf mı çok zeki hayla anlamış değilim. Neyse diğer derslerim yüksek olsa yeter. Biyoloji ile arama uzun bir duvar çektikten sonra bizimkilerle sohbete daldım.
2. Edebiyat dersine girmiştik. Canım hocam ya çok seviyorum bu kadını en sevdiğim hocam. Dersi anlatmaya başlayınca ona dikkatlice baktım gerçekten de aşırı iyi anlatıyordu aklımda kalıyor. Biraz ona boş boş bakınca kadınında garibe gitmiş olacak ki bana neden baktığımı sordu.
Edebiyatçı-Azracım âşık mı oldun yoksa hıyarın biri yüzüme bir şey mi yazmış?
Azra-Yok hocam çok güzel anlatıyorsunuz gözüm dalmış
Edebiyatçı-Seviyor musun kız beni
Arda-Seviliyorsunuz hocam
Oğuz-Seviyoruz sizi hocam rica ediyorum bizi siz mezun edin
Edebiyatçı-Yağcılık yapıyorsanız ciddiyim duvara posterinizi çıkartırım
Özge-Hocam ciddiyim sizi sevmeyen bir zahmet kendine adam demesin
Beşimiz hemen ayağı kalktık ve birleşip büyük bir kalp yaptık. Zeynep hocanın o gülümsemesini tekrar görmek için her şeyimi verebilirdim. Zeynep hocama hemen kocaman sarıldık. O kadın mutlu olmayı hak ediyor. Kocası bile onu hak etmiyor. Ona daha iyileri layık bizce.
Koçasıda bizim okulda hatta bizim matematik dersine giriyor. Valla karısından bir iki şey bile öğrenememiş adam. Kütük gibi duruyor, derste bir öksürsen seni disipline yollar. İkisi aynı evde nasıldır merak içindeyim doğrusu.
-…-
Artık paydos vaktiydi. Korumaların yer değişmesini bekliyorduk. Aha gidiyorlar hemen duvardan yardımlaşma eşliği ile kaçtık. Korumaların yer değişmesi en fazla 20 saniye oluyor. Bu 20 saniyede kaçtın kaçtın kaçamadın 2 ihtimal var 1. Kaçamayacağını anlayıp oradan uzaklaşmak 2. Duvardan atlayamadığını anlamak ama yine de zorlamak ve sonucu yakalınsın ve müdür olayları falan. Biz bu işte uzman olduğumuz için sadece 1 kere yakalandık ondada hepimiz geçtik ama Efe gitmek istemedi Efe’yi ikna etmeye çalışıyorduk ondada acemilik işte ne yapabilirsin.
Biz bizim orda ki parka doğru giderken. Yolda kedileri görünce durdum. Evet, tam bir kedi aşığıyım. Evde 3 kedim var yetmezmiş gibi sokakta baktığım 10-15 kedi daha var. Herkes bana kedi manyağı diyor ve bundan gurur duyuyorum. Biz parka geldiğimizde çok dolu değildi sadece birkaç velet vardı o kadar. Biz bir banka oturup. Sohbet ediyorduk birden Oğuz ayağı kalktı.
Oğuz-Şu an tek acıkan ben olamam değil mi?
Özge-Bende acıktım aslında
Arda-Bende
Efe-Herkesin ‘Bende acıktım aslında’ açıklamasını dinlemek istemiyorum hadi markete gidelim
Oğuz-Bu çocuğu seviyorum sen zekisin
Özge-Tamam hepimiz onun ultra zeki olduğunu biliyoruz hadi acıktık markete gidelim
Hızlıca markete doğru adımladık. Markete geldiğimizde elimize ne gelirse sepete attık diyebilirim. Yerde bir kâğıt vardı aslında az önce Arda düşürmüştü söyleyecektim ama bu çizim defterinden 1 sayfaydı asla çizdiklerini bize göstermiyor. Kâğıt top halindeydi açtım. LAN BU BEN DEĞİL MİYİM? Hızlıca kâğıdı cebime attım. Niye beni çizmiş olabilir ki ben ne yaptım da beni çizdi. Ben bunları düşünürken kafama çarpan sert şeyle yere yapıştım.
Azra-Ah o duvarı oraya kim koydu
Oğuz-Ah canım kafasını çapınca sadece bedeni değil beyni de yere düşmüş
Arda-OĞUZ!
Oğuz-Öf tamam be
Arda-İyi misin?
Arda bana elini uzatıp beni yerden kaldırdı. Bu çocuğun ne zamandan beri 3 kafası var. Oğuz haklı galiba beynimde yere düşmüş olmalı mal gibi etrafa bakıyordum gördüğüm tek şey sallanan nesneler ve bana bakan 4 çift göz.
Azra-İyiyim sadece başım zonkluyor ve galiba Oğuz’un yaptığı yorumun doğruluk payı var
Efe-Oğuz şu kızı da bozdun ya sana helal olsun
Alacaklarımızı alıp dışarı çıktık. Artık nesneler sallanmıyordu ve en önemlisi Arda’nın 1 kafası varmış. Ben ve Özge önde diğerleri arkada yürüyerek parka geldik. Oğuz paketleri açar açmaz hemen yemeye başladı. Allah aşkına kim aç bıraktı bu çocuğu kıtıktan çıkmış gibi yiyor. Ailesi ile şahsi konuşmam gereken konular var.
Azra-Oğuzcum canım ev de seni besliyorlar mı?
Oğuz-Evet ne oldu ki?
Azra-He iyi o zaman ben bir anda kıtlıktan çıkmış gibi yiyince biraderimi aç bırakıyorlar sandım
Efe-Azra ayıp ediyorsun kıtlık bundan çıkmış lütfen
Hepimiz gülüyorduk Oğuz dışında hayır alınmamıştı sadece ağzı yemekle doluydu. Biz biraz daha sohbet ettikten sonra okulun çıkış saatinin geldiğini fark ettik. Hemen toparlanıp. Benim eve gittik. Anneme durumu anlatmam için onlar lazımdı onlar olmazsa annemler bana hayatta inanmaz.
Eve geldiğimizde derin bir nefes alıp zili çaldım. Kapıda endişeli bir yüz ifadesiyle beni annem karşıladı. Biraz suratıma baktı sonra ‘’Sen neredesin kızım seni çok merak ettik.’’ deyip sarıldı. Bu beklenmedik tepkiye şaşırmıştım. Şaşkınlığımı at tıktıktan sonra bende yavaşça sarıldım. Normalde benim annemin ben gelir gelmez beni azarlayarak salona getirmesi ve neden geç geldiğimi sorması lazım. Nedenini söyleyince de inanmayıp tekrar azarlaması ve ‘’Çık odana gözüm görmesin seni’’ demesi lazım. Annem bizi eve davet etti ve neden eve gelmediğimizi sordu. Hemen kısa ve özetleyişi bir şekilde anlattık.
Annem hepimize sımsıkı sarılıp ‘’Bir daha olmasın endişelendim’’ dedi. Annem bizimkileri tabi ki de evden aç göndermedi hemen sofraya oturmamızı istedi. O benim annem Emine Güney tabi ki de insanları evden aç göndermez. Benim annem beni çok sevdiği ve bir şey olmasından korktuğu için ben şuraya gittim, ben şuradayım gibi haber verme olaylarında baya katıdır. Normalde benim annemin katılık kavramı yoktur. Dediğim gibi otizmli kardeşimle beni aşırı önemser bu nedenle haber vermek annem için aşırı önemli.
Biz benim odama çıktık. Biraz elektrogitar çalmak istiyordum onlarda beni dinlerlerdi. Ben gitarı elime aldığım gibi herkes pür dikkat bana bakıyordu. Hemen kafadan bir şarkı çalmaya başladım. Arda da sözlerini söylüyordu. Biz ben sesli bir şekilde gitar çaldığım için etrafımızda çok komşu olmayan 2 katlı bir evde kalıyorduk. Bizi en yakın evi olan Oğuz ve Özge’ydi. Bazen Özgelerde kalıyordum. Bazen 5imiz bir adada rastgele birinin evinde kalıyorduk. Ailelerimiz arkadaştı bizde ortaokul 5. Sınıfta tanışmıştık. O zamandan beri çok iyi arkadaşız.
Ben son bitişe yakın annem odama daldı. İşi çıktığını ve akşam geç geleceği için kardeşimle Özgelerde kalmam gerektiğini söyleyip çıktı. Ben tek kalsam daha iyi olurdu çünkü yanımdaki ruh hastası kardeşim biraz kafadan kontaktı. Annem yalnız kaldığımı kardeşimi almadığımı öğrenirse işte o zaman nane beni yerdi. Aslında kardeşim Emir Özge’nin abisi Çınar ile iyi anlaşıyordu Emir’i ona emanet etsek bende o sırada Özge ile sabahlasam iyi olurdu uzun zamandır birlikte sabahlamıyorduk. Ben bunları düşünürken gözümün önünde olan el ile dikkatim dağıldı.
Özge-Azra ya kardeşin var ne yapacağız biz şimdi
Azra-Abin evde mi?
Özgeye yönelttiğim soru ile şaşırmış olsa da biraz sonra kafasını sallayarak beni onayladı. Yarım ağız sırıtarak ona planımı anlattım o da mantıklı buldu. O sırada bize mal gibi bakan 3lü erkek grubuna baktık. Şu erkekler bizi birazcık anlasalar iyi olacak. Biz Özge ile çantamı hazırlarken bizim 3lü telefonlara gömülmüştü bile hemen birinin telefonu u alıp ne oynadıklarına baktım. Bir savaş oyunuydu ismini bilmiyorum. Genellikle bu oyunu oyuyorlardı onu biliyorum.
Azra-Aa hadi ama sürekli bu oyunu oynuyorsunuz sıkılmadınız mı?
Oğuz-Ee hayır. Gel bacım sende oyna
Oğuz’un kafasına yavaşça vurduğumda hemen drama yapmaya başladı. Bu çocuktan aşırı bir dişil enerji alıyorum her konuda bazen ciddi olduğu konular var ama o da 2 saniye sürüyor. Kim ne derse desin Oğuz grubumuzun 3. Kız üyesi tartışma bitmiştir. Ben çantamı hazırlayınca Özge ile kol kola girip hoplaya zıplaya yürüyorduk. Yandan bizle hoplayan Oğuz’u görünce Özge ile gülme krizine girdik.
Ben salondan odama tekrar koşup 2 minik toka aldım özellikle pembe aldım Oğuz’a aşırı yakışır bence. Hemen Oğuz’u bir sandalyeye oturtup saçlarını iki yandan bağladım aşırı şirin oldu. Herkes Oğuz’ un haline gülerken Oğuz Dilan Polat-Enerji söyleyerek dans ediyordu.
Hepimizin gülmesi bittiğinde biz Özge’nin evine doğru yürümeye başladık. Özge benim gözlerimi kapatarak yürüyordu. Nedenini sorduğumda “Evime gidiş yolu toplam 15 dakika ama eğer senle yürüyorsam 1 saat, yolda gördüğün her kediyi penaltıya koşan kaleci gibi… Yani uzun lafın kısası senin kedi sevme merasimini bekleyemem ben yürü” dedi. Aslında kız haklı yolda gördüğüm her kediyi seviyordum. Çok tatlı olmaları benim suçum değil.
Azra-Grupta tek evcil hayvanı olan benim beni anlamıyorsunuz
Arda-Bende seni anlıyorum benimde hayvanım var
Özge-Nasıl lan sen insandan nefret ediyorsun nasıl hayvan bakıyorsun
Arda-Aha bu öküzü kim besliyor
Dedikten sonra Oğuz’u gösterdi. Gariban dediklerimizden habersiz masumca Arda’nın ona aldığı dondurmayı yiyordu. Bize ne oldu der gibi baktığında hepimiz kahkahalara boğulduk. Biraz malsın biraz balsın ama iyi ki varsın be Oğuz. Biz yolun ortasındayken durdum sanki bir şeyimi unutmuş gibiydim hım ne olabilir.
Azra-Lan dönün bizim veletti almadık
Efe-Ana unuttuk çocuğu
Azra-Efe Allah aşkına ben ne dedim aynı şeyler hadi koşun şu akıl hastasını alıp geri gelelim
Biz tekrar eve döndük Emir tabletinde oyun oynuyordu tableti elinden alınca bana baktı sonra elini ver alamın da uzattı. Hemen tableti çantanın içine koydum ve Arda’ya sırtına almasını istedim.
Tekrar yola koyulduk yoldan geçenler bize öcü gibi bakıyordu. Tabi bende o insanlardan biri olsam garipserdim. Biri bir çocuğun üzerinde “İmdat” diyerek debelenmesi mi dersin yoksa iki salağın 2 saat önceki şakaya şimdi anlayıp Allah ne verdiyse anırmasına Efe’nin yandan “Rezil oluyoruz susun” diyerek dövmesi mi dersin… Garip bir durumdaydık.
İnsanlara bir şey açıkla açıklayabiliyorsan. Ne diyebiliriz ki adamlara kalkıp şunları mı diyeceksin “Ya pardon şurada gördüğünüz otistik varlıklar var ya, he onlar kafadan kontak siz onlara aldanmayın siz yolunuza biz yolumuza hadi” bunu mu diyeceksin adamlara çok rezil bir durumdaydık.
Özgelerin evine geldiğimizde derin bir oh çekmiştik. Hayla Özge ile Oğuz 2 saat önce yapılan şakaya gülüyordu. Gerçekten salak bunlar, bu sefer Efe de iki deliyi serbest bırakmıştı. Akşam olunca Özge ile gıybet yapacaktık ve evde atıştırmalık yokmuş ve bizim markete gitmemiz için dışarı çıkmamız lazımdı. Ben bu akşam kafayı yiyeceğim bu kesin. Aslında dışardan pizza falan söylesek iyi olurdu uzun zamandır yemiyordum.
Azra-Özge pizza mı söylesek?
Özge-Olur hatta aşırı iyi olur zeki arkadaşım benim
Özge bana sarılıp hemen pizza söyledi sonra marketten çekirdek falan alırdık sıkıntı yok. Bende markete gitmek için çantamı aldım. Özge ile erkeklere evi patlatmaları konusunda uyardık. Kardeşim neyse de bizim çocuklar ortalığın ağzına tükürürlerdi. Benim 10 yaşındaki kardeşim onlardan daha az çocuksu gerçekten. Ben canımın içiyle markete girdiğimizde içerde maskeli adamlar vardı. Hırsız değillerdir inşallah diyerek içeri girdik. Zaten bize zarar verme gibi bir harekette bulunursa kendini yerde bulur. Siyah kuşağım var kimse bana dokunamaz. Bazen kardeşim beni sinir ettiğinde ona uçan tekme atmayı deniyorum ama uzun rakiplere alışmışım Emir çok kısa ve çok çevik hemen elimden kaçıyor.
Bizim maskeliler ceplerine baya baya reyonu boşaltırken ben Özge’ye kaş göz hareketiyle çalışanı işaret ettim çalışan hemen yapması gerekenleri yaptı. Adamlar kapıya doğru yürüyünce kafasına tekmeyle 1 tane geçirdim. Adam yerde kıvranırken. Ben cebine doldurduğu ürünleri çıkartıyordum. Olaya polis dâhil olunca bize teşekkür edip gittiler. Bizimde olaysız günümüz geçmiyor. Biz alacağımızı alıp eve doğru yürüdük. Eve doğru yürürken 1 günümüzün olaysız geçmediğini konuşuyorduk. Biz acaba istemeden “olay” kelimesini satın mı aldık acaba? Bunu bir bizimkilerle tartışsak iyi olurdu.
Biz eve geldiğimizde salondan inanılmaz yüksek bir ses geliyordu. Sanırım korktuğumuz başımıza gelmişti. Bizimkiler yastıklardan kale yapmış ve Emir’in evden getirdiği silahlarla savaş oyunu oynuyorlardı. Hemen hepsinin teker teker kulağından tutup kanepeye oturttum. Özge ile bizimkileri azarlıyorduk ve en son şu karara vardık bu 4ü evi bal dök yala yapacaklar bizde Özge ile onlar evi temizlerken onları izleyeceğiz. Aslında hak etmişlerdi biz onlara evi dağıtmayın diye uyarıda bulunmuştuk.
Evi temizlemeleri bittiğinde saat 18.46yı gösteriyordu. Erkekleri evlerine şutlayıp benim otistik kardeşimi de Özge’nin abisine teslim ettikten sonra pijamalarımızı giyip yatağa oturduk. Dikkat et Türkiye dedikodunun içinden geçeceğiz. Biz bizim sınıftan başlayıp sonra yan sınıflar sonra bütün okul sonra bizim mahalle sonra… Öyle dedikodunun şiddetini arttırarak bütün Dünya’nın içinden geçtiğimizde odaya yüzü boya kaleminden gözükmeyen bir mutant girdi. Pardon bu Özge’nin abisi Çınar’mış benim kardeşim Çınar’ın yüzünü minicik çok az kalemle çizmiş.
Çınar-Lan alın şu Picasso’yu ne yaparsanız yapın ama benden uzak tutun
Özge-Abi yüzün biraz çizilmiş ama birazcık çok az
Çınar-ÖZGE!
Özge-Ay yine ne var çizim defteri
Çınar-Allah’ım benim günahım neydi de bana böyle bir kardeş verdin
Özge-Günahın benim canım
Çınar arkasını dönüp odasına doğru yürüdü ve kapıyı sertçe çarptı. Biz Çınar’ın haline anıra anıra gülerken kapıdan bu sefer o mutantın annesi çıktı. Yatmamız gerektiğini çünkü yarın okul gezisi için erken kalkmamız gerektiğini söyleyip gitti. Yarın okul bir kamp düzenlemişti onun için erken kalkmamız lazımdı çünkü daha sabah kalkıp evden bavulumu alacaktım. Kamp ders çalışma kampıydı ama bizi götürecek hocalar ders çalışmamıza izin vereceklerini sanmıyordum. Çünkü bizi Zeynep hoca kocası ve Neva hoca götürüyordu. Matematikçi Aslan Bey ders çalıştırırdı ama karısı çocukları rahat bırakalım diye onu sustururdu.