Okulun en sessiz köşesi, kütüphanenin en arka rafıydı. Yade orayı hep severdi - ne kalabalık olurdu, ne de kimse farkederdi orada saatlerce kalmasını. Tozlu kitapların arasında, kendi sessizliğine saklanırdı. O gün, elini rasgele bir kitaba uzattığında sayfaların arasından sararmış bir mektup yere düştü. Kâğıdın kenarları yıpranmıştı, mürekkep nerdeyse silinmişti ama kelimeler hâlâ fısıldıyordu.
“ Beni bulduysan, demek ki hâlâ zamanımız var.”
Yade’nin kalbi bir anlığına durdu. Mektubun devamında tarih yazıyordu : 12 Kasım 1983.
Ama okul 1999’ da yapılmıştı…
“ Bu nasıl olur¿” diye mırıldandı kendi kendine. Bir anda pencerenin arkasında ki rüzgar sertçe esti, kitap sayfaları birbirine çarptı. Ve Yade bir anlığına, rüzgarın arkasından sanki bir ses duyarmış gibi oldu:
“Seni bekliyordum…”
Yade geri çekildi, kalbi hızla atıyordu.
Ama merakı korkusundan daha güçlüydü.
Mektubu çantasına koydu ve okuldan çıkarken tek bir cümle düşündü:
“ Belki de bazı sırlar bulunmak için yazılmıştır.”