تخطٍ إلى المحتوى

ARES

الفصل 1 · قراءة 5 دقيقة

ARES

الفصل 1

1. BÖLÜM ⌛

Aksu konağında yaygara kopuyordu resmen. Esra'nın dedesi ile babası bir konu hakkında bağırarak tartışıyordu. Esra annesinin mutfakta olduğunu görünce yanına gidip sormuştu.

- Anne babamla dedem niye tartışıyor?

Annesi Esra'nın gözlerinin içine baktı uzun uzun. Gözleri dolmuştu Feride Hanım'ın. Esra böyle olunca daha çok merak etmiş annesinden cevap gelmeyince mutfaktan çıkıp babasıyla dedesinin yanına salona gitmişti. Dedesi Hasan Ağa'nın babasına bağırdığını görmüştü.

- OLACAKTIR YAKUP! EVLENECEK ADAR AĞAYLA ESRA!

- BABA OLMAZ BEN BUNU YAPAMAM KIZIMA!

- ONU BANA DEĞİL HİÇ OLMAYACAK ARSLAN AŞİRETİNDEN KIZ KAÇIRAN OĞLUNA SÖYLEYECEN YAKUP AĞA!

Esra olduğu yerde kalmış şok etkisiyle konuşamamıştı. Abisi kan davalı oldukları Arslan aşiretinden kız mı kaçırmıştı? Feride hanım Esra'nın yanına gidip koluna girmişti. Zor olduğunu bilse de sakin olmasını istiyordu. Esra babasından "Hayır!" cevabını bekliyordu. Ama babası susmuş başını önüne eğmişti. Bunun üzerine Hasan Ağa:

- Ha şöyle aklını başına getir oğul. Olacak bu düğün!

- Tamam baba.

Esra'nın başından aşağı kaynar sular dökülmüştü adeta. Kendine engel olamayıp sinirden ağlamaya başlamıştı. Annesi kızının kolunu sıkı sıkı tutmuş bırakmıyordu.

Esra sinirle yanlarına gidip:

- Baba ne oluyor siz neyden bahsediyorsunuz?!

- Esra odana geç kızım.

- Bana açıklamak zorundasınız her şeyi!

Hasan Ağa sinirlenmiş Esra'ya bağırmıştı.

- SANA KARIŞMAK DÜŞMEZ! ODANA GİT!

- Burada benim hayatımdan bahsediyorsunuz ne demek sana karışmak düşmez! Ben kimseyle evlenmiyorum evlenmeyeceğim de!

Esra büyük bir hayal kırıklığıyla babasına dönüp:

- Bana bunu nasıl yaparsın baba? Kendi kızını nasıl ölüme sürüklersin!

Yakup Ağa sakin kalmaya çalışarak cevap vermişti Esra'ya.

- Esra hadi kızım odana git.

Ardından Feride hanıma dönerek:

- Feride al Esra'yı odasına götür konuş sakinleştir.

Feride hanım Esra'yı kolundan tutup merdivenlerden çıkardı. Esra bunu kaldıramazdı. Merdivenleri çıkarken babasına bağırmaya devam ediyordu.

- Baba yapma nolur!

Sonunda Feride hanım kızını odasına getirmişti. Esra annesinin kolundan kurtulup yatağına oturmuş ağlamaya devam ediyor bir yandan da yaptıklarının çok saçma olduğunu ne kadar kötü bir durum içinde olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Ama nafileydi çünkü annesi çoktan bu durumu kabullenmişti.

Esra:

- Anne böyle bir şey nasıl olabilir? Ben istemiyorum evlenmek filan!

- Kızım bilmiyorum inan hiçbir şey bilmiyorum. Ama bu saatten sonra yapacak bir şey yoktur.

Esra annesinin bu sakinliğine hem şaşırmış hem de sinirlenmişti. Bu durumu annesi nasıl hemen kabul edebilirdi?

Esra:

- Nasıl yok anne? Sen nasıl göz göre göre kızını ölüme sürüklersin!

- Ölüme değil kızım biraz sakin ol. Adar ağa iyidir anlaşırsınız.

- Bu durumda nasıl sakin kalabilirim anne? Ne iyisinden bahsediyorsun? Bilmiyor musun o adamın ne kadar katı sert birisi olduğunu! Hem iyi olsa ne olur ben sevmediğim adamla evlenmem anne!

Feride hanım susmuş Esra konuşmaya devam etmişti.

- Bak sende biliyorsun o adamın nasıl birisi olduğunu. Nasıl kabul edersiniz anne aklım almıyor!

Feride hanım sonunda sinirlenmiş ve kızına bağırmıştı.

- BANA DİYORSUN BENİM YAPACAĞIM BİR ŞEY Mİ VAR ESRA?! OLAN OLMUŞ RAZI GEL KADERİNE!

- Nasıl razı geleyim anne bu yaptığınız normal değil!

- Az sakinleş artık kabul et bu durumu. Birazdan akşam yemeğini hazırlayacağız. Kendini toplayıp yardıma gel.

Annesinin bu durumu nasıl bu kadar çabuk kabul ettiğini anlayamamıştı Esra. Feride hanım odadan çıkınca kapıyı kapamış tekrar yatağına oturmuştu. Kimse Esra'yı düşünmüyor muydu? Neden bunlar başına gelmişti Esra'nın? Düşüncelere dalmış giderken aklına Adar ağayla alakalı söylentiler gelmişti. Anlatılana göre o tam bir sinir hastasıydı. Esra onun gibi bir adamla nasıl evlenebilirdi? Bu olamazdı bunu kabul edemezdi. Ne yapması gerektiğini bilmiyordu. Bir süre daha yatakta oturduktan sonra kardeşi Ayça'nın kapıya vurup çağırmasıyla ayağa kalkmıştı. Kardeşine birazdan geleceğini söyleyip banyoya girmişti. Elini yüzünü yıkayıp derin bir nefes almış ve odasından çıkmıştı. Mutfakta annesi hizmetlilerle beraber yemek yapıyordu. Esra hiçbir şey söylemeden onlara yardım etmeye başlamıştı. Ama aklı yerinde değil gibiydi.Salata sebzelerini doğrarken parmağını kesmiş Feride hanım görmüş paniklemişti.

- Biraz dikkatli olsana kızım. Dur yara bandı getireyim.

Esra sert bir tavırla:

- Sanki çok umurundayım ya ben kendim alırım yara bandını!

Demişti.

Feride hanım bir şey dememiş önüne dönmüştü. Esra yara bandını yapıştırdıktan sonra salata hazırlamaya devam etmişti. Yemek hazır olunca herkes sofraya oturmuş ama Esra oturmamıştı. Bu olanlar normal değildi ve Esra'nın hemen kabullenmesi beklenemezdi. Kimseye bir şey demeden odasına çıkıp kapısını kilitlemişti. Feride hanım arkasından seslenmişti.

- Esra anneciğim gel yemeğini yesene.

Cevap gelmeyince kafasını kaldırıp bir süre kocasına bakmıştı. Kocası kafasını öne eğmiş tabağını izliyordu.

Hasan Ağa:

- Bırak yemesin bir şey olmaz , demiş yemeğine devam etmişti.

Hasan Ağa'nın bu sözünden sonra kimse konuşmamış sessizce yemeğini yemişti.

------------------------

Arslan konağında herkes odaklanmış Adar ağayı dinliyordu.

Adar Ağa:

- O KOSKOCA KONAKTAN NASIL DİLAN'I KAÇIRMIŞ DEDE!

- Oğul sakinleş. Dilan kendi isteğiyle kaçmış ona.

- OLMAZ DEDE OLAMAZ! DİLAN ÖYLE ŞEY YAPMAZ!

Dayısı Kerim Ağa araya girmişti.

- Yapmış oğlum yapmış. Seviyormuş onu çok. Hele sen sakinleş.

Adar'ın siniri asla dinmiyordu.

- NASIL SAKİNLEŞEYİM DAYI! DİLAN NASIL BÖYLE BİR ŞEY YAPAR?!

Dedesi:

- Oğul haklısın ama yapacak bir şey yoktur bu saatten sonra. Kan dökülmemesi için berdel olacak mecbur Esrayla evleneceksin.

- Dede o Esra kimdir nedir tanımıyorum etmiyorum! Beni nasıl sevmediğim bir kadınla ölüme yollarsınız!

Teyzelerinden biri Adar'a:

- Ölüm değil oğul öyle deme. Esra'yı biliriz biz iyi hoş birisidir. Emin ol iyi anlaşacaksınız.

- Teyze sevmediğim kadınla niye evleniyorum diyorum bana iyi anlaşacaksınız diyorsun! İstemiyorum ben evlenmek!

Dedesi araya girip:

- Yapacak bir şey yok Adar teyzenin de dediği gibi zamanla alışırsınız , demişti.

Adar sinirlenmiş yumruğunu sıkmıştı.

Bunu gören yengesi:

- Kız kardeşinin ve onun sevdiğinin ölmemesini istiyorsan kabul etmek zorundasın Adar.

Kerim dayısı karısına zaten sinirli daha da sinirlendirme der gibi kaş göz işareti yapmıştı.

Adar:

- Nasıl bir coğrafya nasıl bir kader bu! ALLAH KAHRETSİN!

Eline aldığı eşyayı duvara fırlatmıştı. Sinirini atamıyordu bir türlü. Teyzeleri yanına yaklaşmaya çalışsa da Adar istemediğini bariz bir şekilde belli ediyordu. Korumaları bağırarak yanına çağırmıştı.

- SAMET DİĞERLERİNİ DE AL GEL BURAYA ÇABUK!

Korumalar büyük bir korkuyla yanlarına koşmuş Adar'ı dinlemeye başlamıştı.

- SİZ NASIL KORUMASINIZ LAN! NASIL GÖRMEZSİNİZ KAÇTIKLARINI!

Korumalardan kimse cevap vermemiş başını önüne eğmişti.

Adar'ın dayılarından biri kolunu tutmuş:

- Sinirine hakim ol biraz Adar oğlum. Sen kırk düğümle bağlasan da onlar yine kaçarlardı emin ol. Sevmişler birbirlerini işte. Sevda bu...

- Hay ben öyle sevdanın!

Adar daha fazla konuşmadan kapıyı kırarcasına kapatıp çıkmıştı konaktan. Adar'ın en yakın koruması Samet peşinden gitmeye çalışmış ama Adar kapıyı çarpıp çıkınca olduğu yerde kalmıştı. Hemen kapıyı açıp o da konaktan çıkmış Adar'ı takip etmeye başlamıştı. Konuşmaya çalışıyordu ama Adar cevap vermiyordu. En son yapabildiği tek şey arkasından bağırmak olmuştu.

- Ağam haklısın benim hatam. Azıcık dinlesen beni ağam açıkl-

Adar dinlemeden arabaya binip gaza basmıştı. Yaşananları unutmaya çalışarak son gazla otobanda ilerliyordu. Gideceği yer belliydi. Annesiyle babasının yanına. Mezarlığa...

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.