Yaman, duyduğu sesin etkisinden uzun süre kurtulamadı. Koridorun ortasında hareketsiz durmuş, az önce işittiği kelimeleri zihninde tekrar tekrar duyuyordu.
"Geç kaldın..."
Bu ses gerçekten kendisine aitti.
Çocukluğundan beri kendi sesini yüzlerce kez duymuştu. Bir insan kendi sesini karıştırmazdı.
Yutkundu ve el fenerini daha sıkı kavradı.
"Kim var orada?" diye bağırdı.
Cevap gelmedi.
Sadece eski binanın gıcırdayan duvarları ve dışarıdaki yağmurun sesi vardı.
Yaman merdivenlere yöneldi. Her adımında ahşap basamaklar inliyordu. Sanki bina yıllardır kimsenin gelmesini bekliyormuş gibi sessizdi.
İkinci kata ulaştığında duvarda asılı eski bir fotoğraf gördü.
Fotoğrafın camı kırılmıştı.
Yaklaşıp dikkatlice baktı.
Fotoğrafta yaklaşık yirmi çocuk vardı.
Hepsi sıraya dizilmişti.
Yaman'ın gözleri yavaşça fotoğrafın ortasına kaydı.
Orada duran küçük bir çocuk yüzünden kanı dondu.
Çünkü çocuk ona benziyordu.
Aynı gözler.
Aynı yüz.
Aynı ifade.
Fotoğrafın altındaki tarih ise daha da korkunçtu.
2008.
Yaman'ın doğumundan yıllar önce.
Birkaç saniye boyunca nefes almayı unuttu.
Bu mümkün değildi.
Tam fotoğrafı incelerken arkasından ayak sesi duydu.
Hızla döndü.
Koridorun sonunda siyah bir siluet duruyordu.
İnsan şeklindeydi ama yüzü görünmüyordu.
Yaman el fenerini üzerine tuttuğu anda siluet koşmaya başladı.
"Dur!"
Yaman da peşinden koştu.
Koridor boyunca ilerlediler.
Siluet en son eski bir odanın içine girdi.
Yaman kapıya ulaşıp içeri baktığında odanın boş olduğunu gördü.
Ama yerde bir defter duruyordu.
Tozların arasında tek başına.
Yavaşça eğilip defteri aldı.
Kapağında yalnızca bir sayı yazıyordu:
17
Yaman'ın kalbi yeniden hızlandı.
Defteri açtı.
İlk sayfalarda çocukların isimleri vardı.
Fakat isimlerin çoğunun üzeri çizilmişti.
Son sayfaya geldiğinde el yazısıyla yazılmış kısa bir not gördü.
"Denek 17 başarılı oldu."
"Anıları silindi."
"Siyah Göz aktif."
Yaman'ın elleri titremeye başladı.
Denek mi?
Anıları silinmiş mi?
Bir anda çocukluğuna dair hatırlayamadığı yıllar gözünün önüne geldi.
Bazı boşluklar vardı.
Her zaman olduğunu düşündüğü boşluklar...
Belki de tesadüf değildi.
Tam o sırada defterin arasından eski bir fotoğraf düştü.
Yaman fotoğrafı yerden aldı.
Bu kez fotoğrafta yalnızca iki kişi vardı.
Küçük bir çocuk...
Ve yanında yüzü karalanmış uzun boylu bir adam.
Fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:
"Baban hâlâ yaşıyor."
Yaman'ın gözleri büyüdü.
Babası yıllar önce ölmüştü.
En azından ona söylenen buydu.
Fakat o anda yetimhanenin en üst katından ağır bir kapının açılma sesi geldi.
Ardından bir erkek sesi duyuldu.
Derin ve soğuk bir ses.
"Sonunda geldin, Yaman."
Yaman donup kaldı.
Çünkü bu ses...
Hayatında hiç duymadığı kadar yabancıydı.
Ama nedense ona çok tanıdık geliyordu.