"Eşlik ettigin için teşekkürler Mikasa. Armin büyükbabasına yardım ettiği için benimle gelemedi."
Siyah saçlı kız ona gülümsedi. Eren ile birlikte caddede yürürken fark etmeden yukarı kıvrılan dudaklarına bir türlü engel olamıyordu. Eren ondan nefret ettiğini söylese bile tüm gün gülümsemeye devam edebilirdi.
"Sorun değil, zaten Sasha bugün izinli olduğumu söylemişti."
Büyük bir yalandı. Eren birlikte sinemaya gitmeyi teklif ettiğinde bundan Sasha nın haberi bile yoktu. Filmin yönetmeni Eren nin en sevdiği aktördü ve bugün film gösterimden kalkıyordu. Fazladan bir bileti olunca ve yalnız izlemek istemeyince Mikasa ya sormuştu. Mikasa teklifini kafenin girişinde hemen kabul etmiş ve ıçeri girdiğinde Sasha ya izin vermesi için yalvarmıştı. Neyseki Sasha Eren e karşı olan hislerini biliyordu. Bu yüzden pazar da tam gün çalışması karşılığında serbest bıraktı. Mikasa çok mutluydu çünkü bu sekiz yıldır Eren nin onunla birlikte yapmak istediği ilk etkinlikti. Sadece o ve Mikasa. Armin olmadan... Armin i severdi ama Eren e aşıkken her şeyi üçünün birlikte yapması oğlana açılmasını çok zorlaştırıyordu.
"Neden filmi ilk çıktığı gün izlemeye gitmedin?" sordu Mikasa.
"Sinema salonları fazla kalabalık oluyor." Eren yüzünü buruşturdu. "Ikinci gün gitmeyi düşündüm ama bütün aksilikler bütün hafta üst üste geldi. Sınavlar, aile meseleleri, günlük işler vesaire vesaire... Umarım yine bir aksilik çıkmaz. Sen neler yapıyorsun?"
Dün Kenny nin ülkeye soktuğu kaçak silahları yer altı deposuna saklamasına yardım ettim.
"Bildiğin gibi." Mikasa omuz silkti. "Kafe ev, ev kafe."
"Keşke benim ailelerim de seninkiler gibi olsa." somurttu Eren. " Sadece abin ve baban olduğu için çok şanslısın."
Mikasa nın gülümsemesi bir parça düştü. Çeketinin altında duran atkıyı çenesine kadar çekti.
Her ne kadar Kenny ve Levi ın yanında yaşayan Mikasa olsa da Eren nin ondan daha hareketli bir hayata sahip olduğunu biliyordu. Eren nin annesi Carla Jeager, babasının ikinci karısıydı. Bu nedenle iki aileye sahip sayılırdı. Hala eski eşi Dina ile görüşmeye devam ettiği için bazı zamanlar aile içi tartışmalar çıkabiliyordu.
Fakat Eren bilmiyordu ki Mikasa böyle bir aileye sahip olmak için her şeyini verirdi. Kendi anne ve babasını kaybettiğinde onları hatırlayabilecek yaştaydı. Bu da her geçen gün onları daha fazla özlemesine sebep oluyordu.
Yani eskiden öyleydi. Artık Kenny ve Levi ile yaşamaya alışmıştı. Zaten şikayet etme hakkı olduğunu düşünmüyordu. Kenny ona sahip çıkmıştı. Levi ise ne zaman başı sıkışsa yanındaydı.
"Böyle söyleme." dedi Mikasa. "Eminim hepsi seni çok seviyordur."
Eren "En azından daha sakin bir hayatımın olmasını isterdim." iç çekti. "Ya da onlarsız daha heyecanlı bir hayat."
"Heyecanlı?"
"Evet, heyecanlı!" dedi Eren hevesle.
"Bilmiyorum... Belki ajan olabilirim. Tıpkı o filmdeki gibi. Kötü adamları yakalardım! Ya da belki de aranan usta bir suçlu... En azından silahım olurdu. Robin Hood gibi zenginlerdem çalıp olmayanlara verirdim. Peşimde silahlı adamlar olurdu."
Mikasa ne söylese bilemedi. Yapabildiği tek şey gergin gergin gülmek oldu. "Emin ol bunu istemezdin."
"Neden?" dedi Eren, hafifçe kaşlarını çattı. " Hayatın boyunca gerçekten Sasha nın sıkıcı dondurma dükkanında mı çalışmak istiyorsun? Hayatta görülmeye ve yapılmaya değer bu kadar çok şey varken kendi küçük dünyandan yaşaman mantıksız. At gözlüğünü çıkar Mikasa."
" O kadar da sıkıcı sayılmaz." dedi Mikasa, Eren e o lanet olası hayata sahip olduğunu, hicbir ilgi çekici yanının olmadığını ve onunkiyle seve seve değişmek için her şeyi yapabileceğini söylemek istedi. Tabii ki ağzını açamadı. " Dondurma dükkanın da her gün yeni insanlarla tanışıyorum."
Eren ellerini ceketimin cebine soktu. Gozlerini devirdi. " Yeni şeyler aramak için çaba sarf etmiyorsun. Böyle nasıl monoton yaşayabildiğini anlayamıyorum. Gerçekten hayattan istediğin bir şey yok mu?"
Sadece seni istiyorum.
Mikasa kendine çok kızdı. Polislerden kaçmaktan, silah kullanmaktan, insan öldürmekten korkmuyordu ama Eren Jeager a duygularını itiraf etmek için en ufak cesareti yoktu. Tam bir faciaydı.
" Sadece... mutlu olmak istiyorum." dedi Mikasa sessizce.
Sinemadan içeri girdiklerinde seansın başlamasına daha on beş dakika vardı. Eren mısır almayı teklif edince birlikte sıraya girdiler. Ona filmin posteri hakkında bir seyler anlatıp duruyordu fakat Mikasa dinlemiyordu. Sadece başını sallayıp ilgi gösteren sesler çıkarıyordu çünkü kafasında başka düşünceler dönüyordu.
Acaba Eren onu sıkıcı mı buluyordu?
Eğer ona gizli hayatından bahsetse belki...
Saçmalama!
Sırf Eren i elde etmek için Kenny ve Levi ın hayatını riske atamazdı. Ackermanlar ın gerçek kimliğinden kimsenin haberi olamazdı. Ayrıca Eren kim olduğunu öğrenirse Kenny ve Levi önce Eren i, daha sonra Mikasa yı öldürüp cesetlerinin üzerinde dans ederlerdi. Bunu istemeden hayal eden Mikasa yüzünü buruşturdu.
Eren yaptığı garip yüz ifadesini yanlış anladı. Kaşları büzüldü. " Yoksa sen de aksiyon sahnelerinin kötü olduğunu mu düşünüyorsun?"
" Yo hayır!" itiraz etti Mikasa. "Sadece, eee, sanırım lavaboya gitmem gerekiyor."
Eren "Öyleyse acele et." dedi. Saatini kontrol etti. "On dakika sonra başlayacak. Ben mısırları alırım."
Mikasa ona teşekkür edip sıradan çıktı. Hemen kendini kadınlar tuvaletinden içeri attı. Ancak o zaman rahat bir nefes verebildi. Eren nin yanında neden bu kadar gerildiğini bir türlü anlamıyordu. Sekiz yıldır birbirlerini tanıyorlardı. Alt tarafı birlikte film izleyeceklerdi.
Sanırım onu geren kısım da buydu. Başbaşa izleyeceklerdi. Onunla sohbet etmek zorundaydı. Bu kez susup Armin ve Eren i dinleyemezdi.
Musluğu açıp yüzünü suyla yıkadı. Bu biraz olsun hararetini azaltmıştı. Başını çeşmeden geri kaldırırken tuvalet kabininden çıkan bir kadının neşeli sesini duydu.
"Hey! Sen o dondurma dükkanında çalışan kızsın."
Mikasa şaşkınlığına engel olamadı. Evet, bu günler önce çilekli dondurma almaya gelen o kadındı. Mikasa yüzünü kurulamak için birkaç peçete çekti. Gözlerini hemen yansımadan alıp kadına cevirdi.
"Telefonunuzu iki gün önce bizim kafede unuttunuz." dedi Mikasa. "Size ulaşmaya çalıştım ama bir türlü bulamadım. Kayıp eşya kutusundan da almadınız."
"Ah, öyle mi yapmışım?" dedi kadın şaşkın şaşkın. Bir şeyleri hatırlamaya çalışıyormuş gibi kaşlarını çattı. "O kişisel telefonum olmalı. Iş için kullandığım telefon hiç susmak bilmediği için yokluğunun farkına bile varmamışım. Bir ara kafeye uğrar alırım. Uyardığın için sağ ol canım." kadın ellerini yıkamak için lavaboya eğilmeden önce ona göz kırptı. " Bu kez çikolatalı sos hazır olsun ama."
Mikasa gülümsedi. Başını olumlu anlamda salladı.
"Sen de Aşk ve Katliam ı izlemeye geldin yoksa?" diye aniden sordu kadın." Güzel filmdir. O kadar beğendim ki bu hafta iki kez izlemeye geldim."
"Hayır, ben Alevli Yumruk 2 nin seansına gireceğim." dedi Mikasa, sesinin isteksiz çıkmasına engel olamadı.
Kadın, aynanın yansımasından halden anlayan bir bakış attı. " Ah, anlıyorum... Sen film izlemek icin değil, sevgilisi yüzünden uyduruk aksiyon filmlerine katlanan o kızlardansın."
Mikasa nın yanakları kızardı. " Sadece arkadaşız."
Kadın güldü, çeşmeyi kapattı. Ellerini silmek için Mikasa gibi birkaç peçete çekti. " Yerinde olsam sadece arkadaşın için iki saatlik o eziyete katlanmazdım. Hadi ama, görsel efektleri berbat değil mi? Gel gör ki ergenler bayılıyor."
Mikasa kadının açık sözlülüğüne hayran kaldı. Hatta hoşuna bile gitti.
" Arkadaşım bu söylediğinizi duysaydı hiç hoş şeyler söylemezdi."
"Emin ol, yüzüne bile söyleyebilirim canım." dedi kadin tasasızca. "Filmlere karşı özel bir hassasiyettim vardır."
Birlikte sohbet ederek tuvaletten ayrıldılar. Koridordan henüz çıkmışlardı ki kadın elini alnına vurdu.
"Bu unutkanlık bir gün beni öldürecek! Çantamı tuvalette unutmuşum. Sana iyi eziyet- pardon, eğlenceler."
Mikasa güldü. Ona hoşçakal dedi. Geri dönmek için arkasına döndü fakat aniden güçlü bir el sertce ağzına kapandı. Mikasa nın tüyleri diken diken oldu, hemen savaşçı kişiliğı baş gösterdi. Kolu ustaca kavrayıp bükmeye çalıştı fakat adamın tutuşu öyle kuvverliydi ki buna yapmasına izin vermedi, onu yaka paça erkek tuvaletinin olduğu koridora sürükledi. Sırtı duvara yapıştığında Mikasa onu zorla alıkoyanın kim olduğunu yakındam gördü.
"Levi?" dehşet içinde soludu.
"Şşttt! Sessiz olsana." diye tısladı adam. " Burada ne halt ediyorsun sen?"
" Eren ile sinemaya geldim." dedi Mikasa, kaşlarını çattı. " Asıl sen ne yapıyo-"
" O kadını nereden tanıyorsun?" Levi onu duymazdan geldi. Çok kızgın görünüyordu.
" Dondurma dükkanına gelen bir müşteriydi." dedi Mikasa. Levi yı üzerinden itti. "Telefonunu orada unutmuştu. Ben de karşılaşmışken uyarmak istedim. Ne var bunda? Kadını neden takip ediyorsun?"
" Çünkü sabahtan beri peşine düştüğüm lanet olası kurban o!" dedi Levi kızgın kızgın. " Sürekli bir yerlere girip çıkıyor. Önce hayvanat bahçesine gitti, daha sonra iki saat sanki lanet olası yüzü düzelebilirmiş gibi kuaförde bekledi. Şimdi de sinemada iki saatlik saçma sapan bir filmi onun yüzünden katlanmak zorunda kaldım. Eğer sen olmasaydın tuvalette işini bitirecektim! Öldüreceğin insanlarla iletişim kuramazsın Mikasa. Bu senin benim fark etmez. Eğer biri seni onunla konuşurken gördüyse lanet kadını öldürdükten sonra bu hepimizi tehlike altına sokar."
Mikasa nın gözleri fal taşı gibi açıldı.
" B-ben bilmiyordum-"
" Mikasa?"
Mikasa, Eren nin elindeki mısırlarla yanlarına doğru yürüdüğünü görümce organları yer değiştirdi. Bir bu eksikti, diye söylendi. Neden her şey bu kadar üst üste gelmek zorundaydı? Sadece Eren ile lanet olası bir film izlemek istemişti!
Bir film!
" Eren." dedi Mikasa. " Burada ne işin var? Film başlamadı mı?"
" Sen lavabodan dönmeyince iyi olup olmadığını merak ettim." dedi Eren, yüzündeki sabırsızlığı gizleyemedi elbette. Ardından Mikasa nın yanında duran Levi ya şaşkın bir bakış attı.
" Bu kim?"
" Sana bahsetmiştim, erkek kardeşim Levi." dedi Mikasa, yüzünü buruşturan Levi ya bozmaması için yalvarış dolu bir bakış attı. Levi sadece gözlerini devirdi. "Telefonumun şarjı bitince nerede olduğumu merak etmiş."
" Oh." Eren başını salladı. " Mikasa sizden çok bahsetti ama hiç tanışmamıştık. Ben Eren."
Levi, Eren nin uzattığı eli sıkmaya tenezzül bile etmedi." Biliyorum. Lanet olası adını her gün duyuyorum-"
Mikasa sertçe koluna dirseğini geçirdi.
Eren elini geri indirdi. Mikasa ya yanlış bir şey mi yaptım bakışı attı. Kızın yapabildiği tek şey gergin gergin gülümsemek oldu.
" Şarjın bittiyse sinemada olduğumuzu nereden öğrendi?" diye sordu Eren.
"Ee..."
Levi tek kaşını kaldırdı." En azından sandığım kadar salak değilmişsin."
Eren " Ne-"
" Eren??"
Mikasa durum daha ne kadar karışabilir diye düşünürken bir kez daha şom ağızlılığı yüzünden kendine kızdı. Tuvaletten çıkan kadının Eren e el salladığını gördüler. Levi ya telaşlı bir bakış attı fakat adam ondan daha beter görünüyordu. Yüzü kireç gibi olmuştu.
" Hange? Burada ne arıyorsun?" dedi Eren şaşkınca.
" Dünyada film izlemeye gelen tek kişi sen değilsin." Hange kıkırdadı.
" S-siz tanışıyor musunuz?" dedi Mikasa giderek küçülen bir sesle.
" Ah, evet." dedi Eren, ensesini kaşıdı. "Hange işi yüzünden babamın çalıştığı hastaneye sık uğruyor. Adli yaralanmalarda Hange nin tavsiyesini alırlar."
" Yoksa bahsettiğin o arkadaşın Eren miydi?" Hange hemen Mikasa ya döndü. Keyifli bir kahkaha attı. Ahaha! Dünya çok küçük bir yer. Peki siz kim oluyorsunuz?"
Çoktan koridordan çıkmak için arkasını dönen Levi, kadının onunla konuştuğunun farkına varınca durdu, içinden küfretti. Ifadesiz bir suratla topuğu üzerinde geriye döndü. Belki lanet Eren veledi ağzını açmasaydı sıvışması daha kolay olacaktı.
"Mikasa nın ağabeyi Levi."
"Oh, tanıştığıma memnun oldum." Hange tanışmak için elini uzattı. Neyseki o, Levi ın elini tutmak istemediğini daha çabuk anlamıştı. Bu hareketini sorun etmiş görünmedi.
"Siz de mi onlarla film izlemeye geldiniz?"
Levi bu kez cevap vermek zorunda kaldı. Kadınla göz teması kurmamaya çalışırken " Hayır." diye homurdandı. Ardından hemen Mikasa ya döndü. "Işin bitince oyalanmadan eve dön."
Levi, Mikasa nın cevap vermesini beklemeden hızlı hızlı sinemayı terk etti. Mikasa o filmi asla Eren ile birlikte izleyemeyeceğini anladı.
......................................................................
Devam Edecek...
Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın ❤
Sonunda o beklenen tanışma :)
Umarım beğenmişsinizdir.
Kalplerinizi adayın ve güvende kalın!

