°SONUNU DÜŞÜNMEMEK°
Ailenin üstüne düşen nedir aslında bir ailenin asıl
sorumluluğu evi geçindirmekmidir?
Bence değil bir ailenin asıl sorumluluğu evlatlarına iyi bir anne iyi bir baba olmaktır önce kendilerine saygıları ve sevgilerini yitirmemelidirler sonra iyi bir ebeveyn olmaktır.
Hayat çok acımasız öyle değilmi asla istediğimiz şeyleri bize vermez nerde kötü nerde saçma umutlar varsa bize düşündürtür.
Her zaman iyi olana odaklanmayı seçtim kötüye yormamayı, böyle devam etmek benim hayatımda seçtiğim en iyi karardı.
Ailemin bu durum da olması benim suçum değil di ama şuan toplanamamaları ve ayrı olmaları benim suçumdu.
Annem ve babam aslın da mükemmel hayatları olan iki yabancıydılar.
Bu durumu şöyle anlatabilirim annem ve babam bir savaşın içindeler ama annem bu savaşı kaybetmek için elinden geleni yapıyor babamsa çok uzun bir süre kazanmak için uğraşmış bir yerden sonra oda vazgeçmiş.
Neticede tek taraflı bir ilişki yaşanmaz...
Hayat bir şeyleri sorgulamak ve üzülmek için çok kısa annem ve babamın ayrı olmalarına hep üzüldüm ama asla yansıtmadım iyi ki de yapmışım.
🕳️
Emir abi anlattıktan sonra ona döndüm ve gülümsedim "Keşke tanışmasaydık diyen oldumu emir abi?"
dedim hüzünlü bir sesle.
Emir abi biraz konuşmadı , sessiz kaldı sonun da bana döndü "oldu güzelim ama inan şu an bunları konuşmak senin hayatına bir şey katmayacak yada değiştirmiyecek sen kendine odaklan".
Emir abi yine haklıydı ama doğru olan da buydu "kendine odaklan demişken emir abi sürebileceğim araba varmı biraz dolaşsam?"
Emir abi bana döndü "İntanbulu bilmiyorsun kaza yapabilirsin doğacım"
Hafif bir gülümsemeyle güldüm "Öğretirsin o zaman emir abi"
👀
Başını iki yana sallayıp olmaz dedi "Lütfen sen gelmezsen bende kendim giderim" deyip ayağa kalktım.
"Tamam tamam sen kazandın hadi gidelim" deyip masada duran arabanın anahtarını aldı "Benim arabayla gidiyoruz"
gülümsedim "Senin arabanla gidecek olmamamız benim sürmeyeceğim anlamına gelmiyor emir abi".
"Başımın belasısın doğa" Anahtarı bana attı yakalayıp arabaya doğru yürüdük arabanın yanına geldiğimiz de "aman Allahım son model a4 mü o " bayılacak gibi oldum resmen lütfen araba aşkımı kimse sorgulamasın.
Hemen sürücü koltuğuna oturdum emir abide yanıma oturdu "Sürebileceğin den eminmisin doğacım?"
Bu soru daha da gülmeme neden olmuştu "izle ve gör emir abi".
Arabayı çalıştırıp villadan çıktım emir abi beni izliyordu. " Bir şeyler içmeye gidebiliriz istersen doğa?" emir abiye döndüm "gidelim tabi emir abi nereye?"
"Galata kulesinin yanında güzel bir kahveci var"
Gülümsedim. " Babamla ordan kahve almıştık galiba adı neydi beyoğlu kahvecisimi?"
"Evet orası bak şimdi burdan sola dönüceksin" güldüm
"Tamamdır patron" emir abi daha çok gülmeye başladı.
Buraya gelirken her şey daha da kötüleşecekmiş gibi hissediyordum ama nereden bilebilirdim emir abinin burda olacağını o olmasa bu kadar eğlenemezdim açıkçası.
Emir abi benim hiç olmayan ailem gibiydi çocukken benimle oyunlar oynarken hep güldürürdü beni ve şimdi onunla vakit geçirmek gerçekten çok güzeldi.
Önce sola sonra da biraz düz gittikten sonra kahveciye geldik arabayı park edip kahvelerimizi aldık hemen arka kısmında denize bakan oturulacak yerler vardı hemen gidip oturduk.
Denizin güzel görüntüsü güneşin gülümsemesiyle buluşuyordu.
Keşke hayat hep böyle hissettirseydi başka bir şey isteyeceğimi sanmıyordum.
Emir abiyle sohbete dalmıştık o kadar keyifli sohbet ediyorduk ki saati bile fark etmemiştik.
Emir abi bir şey daha anlatıyordu ki telefonum çalmaya başladı telefona baktım arayan babamdı telefonu açtım.
"Alo efendim baba" gülümsedim.
"Neredesin sen doğa" babamın sesi resmen bağırıyormuş gibi çıkıyordu şaşırarak cevap verdim.
"Emir abiyle kahve almaya geldik sorun ne?"
"Benden izin almadan nasıl dışarı çıkarsın!"
Ne saçmalıyordu bu adam ya! emir abi durumu anlamış gibi telefonu ona vermemi istedi telefonu verdim emir abi benden uzak bir yere gitti.
Aradan çok geçmeden emir abi geldi telefonumu verdi.
"Hadi artık gidelim canım geç oldu".
Şaşkın bir ifadeyle emir abiye baktım bir açıklama bekliyordum.
"Baban haber vermedik diye endişelenmiş sorun yok ama hallettik".
Sorgulamak istemedim "tamam gidelim" arabanın anahtarını emir abiye verip arabaya bindim.
Eve giden yolda pek konuşmayı düşünmüyordum emir abide konuşmak istiyor gibi görünmüyordu.
Benden bir şey saklanmasından nefret ediyordum emir abi babamla bir şey konuştu ama bana söylemek bile istemedi.
İçimde fırtınalar vardı hayal kırıklıkları yarım kalmışlık hissi ve daha bir sürü farklı karmaşık duygu. Her zaman yaptığımı yaptım arkama yaslandım ve gözlerimi kapattım.
Bu da benim kendimi avutma şeklimdi avutmak denirmi pek bilemiyorum böyle yaptığım da insanlardan çevremdekilerden soyutlanıyordum eni iyi çözüm yolumdu...
BEŞ DAKİKA SONRA
Eve gelmiştik aklım hala babamın neden kızdığındaydı eve akşam gelicekti ve emir abiyle ne konuşmuşlardı?
Kafam da ki sorulara yeter dedikten sonra arabadan inip eve yürüdüm kapının önün de aras ve zeynep hanım vardı.
Beni gördüklerin de zeynep hanım yanıma geldi.
"Nereye gittin doğa?" sorusuyla karşı karşıya kaldım.
Derdi neydi bunların sanki kaçmışım gibi muamele yapıyorlardı. Derin bir iç çektim.
"Kahve almaya gittim emir abiyle zeynep hanım bir sorun mu var?"
Kaşlarımı çatarak konuşuyordum.
"Hayır bir sorun yok ama haber vermeden dışarı çıkman yanlış bir davranış". Daha çok kaşlarımı çattım
"Anlayamadım size mi haber vermek zorundaydım?" Resmen kavga edicektim ne bu kendini beğenmişlik bu kadar!
Emir abi kolumdan tuttu "Tamam doğa hadi içeri geçelim biz" deyip zeynep hanıma gülümsedi.
Emir abiye tamam dedikten sonra eve yürüdük sinirden deliye dönecektim neredeyse.
"Ben kendim bir şeyler yapmak istediğim de izin mi alacağım bu evde!" sesim çok şiddetli çıkmaya başladı.
Kapının önün de aras bekliyordu bana dikkatlice bakıyordu
çok sinirliydim arasa dönüp "Sen neye bakıyorsun acaba?" dedim aras şaşkın bir tavırla bir şey söyleyemeden emir abi kolum dan tutup eve götürdü.
"Doğa tamam sinirlisin ama insanları kırıyorsun farkında değilmisin?"
"İnsanları kırdığımın farkındayım beni de çok kırıyorlar kimin umrunda emir abi?" sinirden güldüm.
"Hiç kimsenin" deyip merdivenlerden çıkıp odama gittim.
Telefonumu masanın üstüne koyup yatağa oturdum.
Ağlamayacaktım ne olursa olsun ağlamayacaktım derin bir nefes aldım almamla telefonumun çalması bir oldu telefonu elime aldım arayan annemdi tekrar nefes alıp telefonu açtım.
"Alo efendim anne" gülümsemeye çalıştım
"Alo kızım nasılsın?" beni özlemişsçesine bir iç çekti
"iyiyim anne sen nasılsın?" sesim de burukluk oluştu.
"iyiyim canım sesini duymak istemiştim"
"iyi yapmışsın anne ama şu an yerleştirmem gereken eşyalarım var seni sonra arayayım mı?"
"Tamam canım görüşürüz"
"Görüşürüz"
Aslın da bir işim yoktu kötü olduğumu anneme belli etmek istemiyordum.
Telefonu kapattım ama hala sakinleşmemiştim.
Babam benim hayatım da varla yok arasındaydı birden onun yanın da yaşamaya başlamış olmam hayatıma dair kararlar alabileceği anlamına gelmiyordu.
Derdi neydi bu adamın Allah aşkına..
Madem endişelendi neden beni aradığında kızarmış gibi konuştu yada emir abiyle ne konuşmuşlardı cidden aklımda bin türlü soru vardı.
Sorular aklımı kemirmeye başlamıştı....
KEYİFLİ OKUMALAR CANLARIMMMMMM
ÖPÜYORUM SİZİİİİ💋💋