تخطٍ إلى المحتوى

......

الفصل 1 · قراءة 5 دقيقة

......

الفصل 1

-1-

Taht Savaşları

2 kardeş 1 taç vardı

20 varis 1 hükümdar

83 kalp 1 ölü kalp vardı

Kazanan in kalbi olmazdı

Kaybedenlerin ruhları olmazdı

Artık 20 dost

20 düşman olmuştu

Tek değişmeyen kanlı taçtı

Ama oda bir bez ile silinirdi

Geriye sadece yaşanmışlıklar kalırdı...

Bu hikaye 20 varisin hükümdarlık yarışı degil savaşıydı ve akıllı seçenler bu savaşta önlerine çıkan tüm canlıları yok edeceklerdi.

Kalplerini seçenler ise gözlerini bile kırpmadan yok edilecekti

Giriş

Genç Prenses kız kardeşinin korkularını alırcasına elini tutuyordu taht odasına kadar sadık muhafızları eşliğinde el ele yürürüdüler taht odasının kapısına varlıklarına birbirlerine belkide son kez gülümsediler ama ikisi içinde bu durumu sorun etmiyorlar sonuçta en fazla bir kaç hafta sonra biri diğerinin belkide boğazına bir urgan geçirip boğacaktı yada Kim bilir gırtlaklarına saplanan bir hançerle ruhu bedeninde ayrılacaktı açıkcası ölümleri diğerinin ruh haline bağlıydı ikisininde oldukça yaratıcı fikirleri olduğu oldukça aşikardı

Ve büyük taht odasının kapıları sonuna kadar açıldı artık ikiside maskelerini takmış donuk bakışlarla etrafa bakıyordu emin adımlarla sevgili babalarının kral alex in önünde küçük bir referans ta bulundular ve salonda ardı kesilmeyen uğultular başladı herkes kralın kararını merak ediyordu hangi varisin seçileceği büyük bir muammaydı.

Kralın boğazını temizlemesi ile derin bir sessizlik oluştu o an herkez nefesini tutmuş kralın iki dudağının arasından çıkacak sözleri büyük bir heyecanla bekliyordu.

İki prenseste aldıkları binlerce eğitime rağmen kalp atışları hızlanmıştı ikiside maskelerini çoktan takmıştı kimse fark edemesede ikisi de zor ayakta duruyordu oysa ikiside biliyordu bu anın geleceğini ikiside biliyordu birisi ihtişamlı bir taç iken diyeri tacın gölgesi olacaktı ve kralın gür sesi tüm salonu doldurdu .

Artık sadece sarayın bahçesinde olan halkın neşe dolu sesleri geliyordu ve belkide herkes in tüm hayatını değiştirecek o karar duyuldu

“Sevgili Valencia halkı sonunda beklediğiniz gün geldi bu gün onurlu krallığımız dan seçtiğim varisimin ve diğer on yedi krallığında değerli varislerinin katılacağı İmparatorluk yarışı bir ay sonra başlıyor ve bu hususta onurlu Valencia krallığının varisi değerli kızım prenses Vanora Valencia İmparatorluk yarışına katılacaktır” . Ve derin bir nefes alıp devam etti “Onurlu Valencia halkı önderliğimiz daim olsun atalarımızın toprakları daima bizim olsun “ baş muhafızımızın verdiği kadehi havaya kaldırdı “Onurlu varisim prenses Vanora Valencia için sonsuz galibiyeti için” kralın sözüyle büyük bir alkış tufanı koptu vanora kardeşine baktığında onun yüzünde tehlikeli bir gülümseme belirdi ve birbirlerine sanki bu yalan bile olsa son gülümsemeleriydi Vanora ‘nın gözleri üvey abisine takıldı yüzünde büyük ve gerçek bir gülümseme ile bakıyordu henüz hiçbirsey den haberi olmayan narsis ellerini çarpıyordu tatlı kahkahası alkış seslerine karışıyordu .

Prenses Maya ise nefret dolu gözlerle sadece genişçe gülümseyip kardeşinin önünde küçük bir referans ta bulunup sadece Vanora'nın duyabileceği bir sesle “galibiyetin uzun sürmeyecek ben varken olmaz kardeşim ben varken sen mutlu olamazsın kardeşim neyin varsa elinden teker teker alacağım “ Bu Prenses Mayan ‘nın kardeşine söylediği son sözdü daha sonrasında kalabalığa karışıp gözden kayboldu .

Vanora bir süre kız kardeşinin arkasından baktı içinden onun ne kadar da aptal olduğunu geçirmeden edemedi o böyle yaptıkça ölümü daha da acılı olacaktı .

Üvey kız kardeşin in kanını içmeden rahatlayamazdı onlara cehennemi yaşatmak istiyordu Vanora herkese karşı bitmek bilmeyen bir öfke duyuyordu ama rolünden çıkamazdı henüz sadece bir Prenses ti soğuk kanlı olmalıydı acımasız olmalıydı ama zekice hareket etmeliydi ,herkese en acılı ölümü tatırmalıydı ama yakalanmamalıydı o bir gölge olmak zorundaydı aynı zaman da da bitmek bilmeyen parlak bir ışık olmalıydı.

O acıyı dibine kadar tatmıştı yaşayan her canlı da tatmalıydı .

O bunları düşünürken diğer kardeşlerine baktı aslında diğer üvey kardeşleri masumdu ama onlarda ölmeliydi sonuçta vanora nın annesi ‘nin oturması gereken yerde değildi topraktaydı .

Kraliçe Eva nın 3 çocuğu vardı en büyükleri Alex,Maya ve en küçükleri narsis .

Maya haricinde üvey abisi ve küçük kız kardeşi Vanorayı ölümüne severdi bunun için çok fazla uğramıştı herşeyi en ayrıntı şekilde düşünmüştü ve artık savaş başlıyordu.

Hazırlık

( VANORA)

Gözlerim ayna’daki yansımama takılmıştı üstümde nefes kesen mavi elbisem ve güneş gibi parlayan tacımla kusursuz görünüyordum.

Kimse ne olduğumu bilmemeliydi artık daha da göz önündeydim

Odamın geniş ahşap kapısı tıklatılınca kapımın yanında duran hizmetkarı başımla onayladım verdim.

Kapılar açıldığında sarı elbisesini savurarak gelen sevgili kardeşime baktım ve hizmetkarı başımla gitmesi için kapıyı gösterdim büyük bir hızla kapıdan çıkan hizmetkarı kapıyı öptüğünde ikimizde bir süre boyunca birbirimizi inceledik o parlak sarı saçlarını dağınık bir topuz yapmıştı üstünde şık sarı elbisesi ve inci küpesiyle nefes kesici duruyordu.

Bu durum beni güldürmüştü çünkü başında tacı yoktu artık İmparatorluk yarışına sevildiğinden beri sadece krallıkta ben babam ve çok sevgili üvey annem ve üvey abim takabiliyordu sonuçta onun artık bir rütbesi yoktu o artık sadece benim yediğimdi artık çok sevgili tacını ya ben ölünce tadabilirsiniz yada başka bir krallıktan ikinci prensipleri evlenebilirse tadabilirsiniz.

Gerçek manada gülünçtü ve yüzüne sinir bozucu bir gülümsemeyle baktım o ise mecburen geleceğin İmparatoriçesine küçük bir referans ta bulundu. Tamam dürüst olmam gerekirse gerçektende kahkaha atmamak için zor duruyordum. Çok geçmeden konuşmaya başladı

“Vanora sevgili kardeşim ne kadar da aptalsın gerçek tende gülünç durumdasın bu çok acınası gerçekten ‘de inanabiliyor musun senin gibi basit birinin kazanabileceğine bir İmparatoriçe olabileceğine?” alaylı bir şekilde gülerken unuttuğu bir şey vardı eğer istersem şuan onu ortadan kaldırabilirim ama birazcık acı çektirmekten daha keyifli bir şey düşünemiyordum ben de dudağımı büzüp

“ Sevgili kardeşim ben basit birisi değilim ve inan bana o yarışmayı kazanıp İmparatoriçe olacağım hem bana her koşulda yardım edebilecek malum kişiler var biliyorsun ve ayrıca bir gülümsemem yeterli “ Bu sözlerim onu gerçek tende çileden çıkarmış benziyordu muhtemelen aklına geçen hafta olanlar gelmişti onun 4 yıldır aşık olduğu muhafızı idam ettirmiştim sebebi ise muhafızın kılıcını üzerinde kurumuş kan lekesi olmasıydı.

O adamı ibret olsun diye sarayın bahçesine artırmıştır o ise bağırmaya başladığında bahçeye toplanmış kalabalığa krallığımızda hiç bir hataya yer olmadığını söyleyip gülümsemiştim ve saray halkın dan muazzam bir taktir toplamıştım.

Tam ağzını açıp konuşmaya başlayacağı sırada odanın kapıları açıldı ve içeri kıral girmişti beni gördüğünde yüzünde gururlu bir gülümseme vardı.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.