Gece saat 02.48...
Odadaki tek ses, duvardaki saatin tik taklarıydı.
Zeynep yatağında dönüp duruyordu.
Uyuyamıyordu.
Son zamanlarda bunu sık yaşamaya başlamıştı.
Telefonunu eline aldı.
Sosyal medyada birkaç dakika gezindikten sonra ekranı kapatacaktı ki...
Telefon titredi.
Bilinmeyen Numara
Mesaj geldi.
Zeynep kaşlarını çattı.
"Bu saatte kim olabilir?"
Mesajı açtı.
-Merhaba, Zeynep.
İçini garip bir his kapladı.
Numara kayıtlı değildi.
Cevap yazmadı.
Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi.
-Beni gerçekten unuttun mu?
Zeynep'in nefesi yavaşladı.
Kalbi hızlanmaya başladı.
Parmakları titreyerek yazdı.
-Kimsin?
Mesajın görülmesi yalnızca birkaç saniye sürdü.
Ardından cevap geldi.
-Ben Ela.
Telefon Zeynep'in elinden neredeyse düşüyordu.
Bu bir şaka olmalıydı.
Ela...
Üç yıl önce ölmüştü.
Buna emindi.
Kendi gözleriyle cenazesini görmüştü.
Titreyen parmaklarıyla tekrar yazdı.
-Bunu kim yapıyorsa hiç komik değil.
Mesaj anında okundu.
Ve son cevap geldi.
-Haklısın. Çünkü bu şaka değil.
Zeynep'in boğazı düğümlendi.
O anda odasının penceresinden dışarı baktı.
Sokağın karşısında...
Siyah kapüşonlu biri onu izliyordu.



