Ertesi gün okulun koridorlarında garip bir huzursuzluk hâkimdi. Dünkü yağmur dinmişti ama mahallenin üzerindeki kara bulutlar Elif’in zihnimden bir an bile dağılmıyordu. Çınar, depodaki adamların hedefinde Elif’in de olabileceğini fark ettiği andan itibaren adeta etrafına çelikten bir duvar örmüştü. Gün boyunca Elif’in yanından bir adım bile uzaklaşmadı. Sınıf aralarında koridorda bekliyor, okul çıkışında ise gözlerini bir an bile Elif’in üzerinden ayırmıyordu.
"Çınar, herkes bize bakıyor," dedi Elif, çantasının kulpunu sıkıca kavrayarak. "Bu kadar korumacı davranman insanları şüphelendiriyor."
Çınar, elleri montunun ceplerinde, Elif’in hemen yanında yürümeye devam etti. Sesi buz gibiydi: "Kim ne düşünürse düşünsün Elif. O adamların gözlerindeki hırsı ben biliyorum. Seni bu işin dışında tutmak için gerekirse bütün dünyayı karşıma alırım.
Okul çıkışında mahallenin ara sokaklarına girdiklerinde, köşedeki sahafın önünde Burak ve Zeynep onları bekliyordu. Burak, elindeki simitten bir parça koparıp Çınar’a fırlattı. "Abi ne bu halin? Gören de arkamızda özel tim var sanacak. Biraz gevşe, mahalledeyiz işte!"
Zeynep ise Elif’in koluna girip fısıldadı: "Kızım, Çınar’ın gözleri dünden beri alev saçıyor. Ne oldu depoda, bana tam anlatmadın?"
Elif cevap veremeden, sokağın başından yükselen tiz bir fren sesi herkesi olduğu yere çiviledi. Siyah, camları filmli bir cip sokak ortasında durdu. Araçtan inen adam, Çınar’ın geçmişinden gelen ve mahallede adı anıldığında bile insanların huzursuz olduğu Karan’dı. Karan, ağır adımlarla onlara doğru yürürken arkasındaki iki adam da elleri belinde beklemeye başladı.
"Vay vay vay... Bizim kaçak Çınar, mahallede evcilik oynuyormuş," dedi Karan, alaycı bir sırıtışla. Bakışları Çınar’dan kayıp Elif’e takıldı. "Demek seni buralara bağlayan şey bu küçük kız."
Karan’ın Elif’e doğru bir adım atmasıyla Çınar’ın öfkeyle öne fırlaması bir oldu. Çınar, gözünü bile kırpmadan Karan’ın tam karşısına dikildi. Aralarındaki mesafe birkaç santimdi. Çınar’ın çene kasları kenetlenmiş, gözleri adeta kararmıştı.
"Ona bir adım daha yaklaşırsan," dedi Çınar, sesi sokaktaki sessizliği bıçak gibi keserek, "bu şehri sana dar ederim Karan. Hesaplaşmamız benimle. Yanımdakileri bu işe karıştırırsan canlı çıkamazsın buradan."
Karan, Çınar’ın gözlerindeki o gözü kara kararlılığı görünce duraksadı. Çınar’ın şaka yapmadığını, Elif için her şeyi göze alabileceğini çok iyi biliyordu. Yüzündeki sırıtış yavaşça kayboldu. "Şimdilik kaç bakalım Çınar," dedi arkasını dönerken. "Ama bu hesap burada kapanmadı."
Cip hızla sokaktan uzaklaşırken Elif kalbinin göğüs kafesini delercesine çarptığını hissetti. Çınar arkasını dönüp Elif’e baktığında, az önceki o tehlikeli ve acımasız adamdan eser kalmamıştı. Bakışları yine sadece Elif’e karşı yumuşamıştı.
Elif, Çınar'ın kendisini korumak için gözünü kırpmadan ateşe atılabileceğini gördükçe içindeki öfkenin yerini derin bir minnete ve aşka bıraktığını anladı. Çınar onun elini yeniden tuttuğunda, önlerindeki felaket ne olursa olsun bu elden tutunarak yürüyeceğini biliyordu.