Yağmur'un fısıltısı, Kuzey'in beynindeki tüm yorgunluğu ve umutsuzluğu silip attı. Artık Aksoy’un peşinde olduğu tüp değildi mesele, mesele Yağmur’un zihnindeki hayati bilgiydi. Bu bilgi, Aksoy’un elindeki sahte koordinatlarla meşguliyetini uzatmak için onlara zaman kazandırabilirdi. Kuzey, kamyoneti asfalt yola çıkar çıkmaz gaza bastı. Hedefi artık herhangi bir hastane değil, Aksoy'un asla aramayacağı bir yerdi: Güney Kore. Yağmur’un annesi Koreliydi ve Kuzey, karısının ailesinden kalma, kimsenin bilmediği bir bağlantı olduğunu hatırladı. "Dinle, güzelim," dedi Kuzey, dikiz aynasından Yağmur’a bakarak. "Şimdi Kore'ye gidiyoruz. Orada annenizin ailesinden birileri bize yardım edebilir. Ama önce yaranı tedavi ettirmeliyiz." Sınıra Doğru Umutsuz Bir Yarış Kuzey, kamyoneti terk etti ve yasa dışı olarak çalışan bir doktor bulmak için tanıdığı eski bir yeraltı bağlantısını aradı. Doktor, fahiş bir ücret karşılığında küçük bir sınır kasabasında Yağmur’a ilk müdahaleyi yaptı. Enfeksiyon kontrol altına alınmıştı ama hala tehlike devam ediyordu. Kuzey’in planı şuydu: Türkiye'den deniz yoluyla ayrılmak. Yasadışı yollardan kaçak tekne ayarlayan bir organizatörle zar zor anlaştı. Yağmur’un hayati durumunu gören organizatör, sadece birkaç saat sonra kalkacak bir kargo gemisine onları gizlice bindirmeyi kabul etti. Limana ulaştıklarında, Kuzey son bir kez telefonunu kontrol etti. Gördüğü haber başlığı kanını dondurdu: "Ünlü İş Adamı Aksoy'un Bilimsel Projesine Saldırı – Gizemli Kaçış." Aksoy, Kuzey'i resmi olarak suçlamıştı ve tüm sınır kapıları alarmdaydı. Aksoy, İstanbul'daki sarnıç yalanını yutmamış, Kuzey’in ilk durak noktasını tahmin etmişti. Kuzey, Yağmur’u kucağında taşıyarak geminin ambarındaki dar ve kirli bir depolama alanına saklandı. Geminin motorları gürültüyle çalışmaya başladı. Yağmur, Kuzey’in göğsüne yaslanmış, fısıltıyla annesinin ezberlettiği kod dizilimlerini tekrarlıyordu. Kuzey, fısıltıları dikkatle dinliyor ve aklına kazıyordu. "Unutma... bunu sadece... teyzeme söyleyebilirsin..." dedi Yağmur, sesi son derece zayıflamıştı. "Unutmayacağım, fıstığım. Kore'deki teyzene söyleyeceğiz. O seni iyileştirecek," diye söz verdi Kuzey. Geminin düdüğü çaldı ve ağır ağır limandan ayrılmaya başladı. Kuzey, geminin sarsıntısıyla Yağmur'a daha sıkı sarıldı. Bu an, onların yeni hayatlarının başlangıcıydı. Güney Kore’ye giden kargo gemisi, hem bir kaçış aracı hem de Yağmur'un taşıdığı hayat kurtaran sırrın son sığınağıydı. Kuzey, karanlık ambarda otururken, artık elinde bir tüp yoktu, ama elinde çok daha değerli bir şey vardı: sırılsıklam aşık olduğu kadın
الفصل 20
Son çare
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.