تخطٍ إلى المحتوى

𝙸𝚉𝚄𝙺𝚄 𝙰𝙸𝚉𝙰𝚆𝙰《𝖕𝖆𝖘𝖙 𝖕𝖆𝖎𝖓𝖘》✬

الفصل 3 · قراءة 6 دقيقة

𝙸𝚉𝚄𝙺𝚄 𝙰𝙸𝚉𝙰𝚆𝙰《𝖕𝖆𝖘𝖙 𝖕𝖆𝖎𝖓𝖘》✬

الفصل 3

3.Bölüm

Hiç uzatmadan yeni bölümü size sunuyoruz!

~💚~

Sırtından çıkardığı kol benzeri uzantılarla bir anda saldırmıştı.

Refleks sayesinde son anda yaptığım hareketle kendimi kurtarsamda bu adamla uzun süre baş edemezdim.Üstelik durumum bacağımın lanet ağrısı ile daha zor oluyordu.Bu adamsa bana saldırmaktan zevk alıyor olmalı ki duraksamadan uzulları ile bana saldırıyordu.

Tekrar etmeden geçemeyeceğim cidden iğrenç gözüküyorlar.

Galiba kacchan'a bir teşekkür etmeliydim.Onun sayesinde reflekslerim yaşıtlarıma göre iyiydi.

Bir anda uzulundan biri tıpkı bir bıçak misali karnıma saplanınca acıdan çığlık attım.Bu adam deli idi çığlık atınca sırf kanımı görmek için biraz duraksamıştı,yeterli gelmemiş olcak ki lanet uzullu kan kaybımı engellerken çıkarınca tekrar çığlık atmam bir oldu.

Gözlerim bulanıklaşmaya başlamıştı,elimi karnıma götürdüğümdeyse aman tanrım...

Bu kanı görmemle birlikte gözlerim karardı.

Gözlerimi açtığımda ise gözlerime inanamadım,karşımdaki o sarhoş adam diri diri yanıyordu!

Bense acı çekmiyordum,adrenalin yüzünden olabilirdi.

Karşımdaki Adamdan gözlerimi çekemedim,attığı çığlıklardan mıydı?

Yoksa yaşadığım dehşet yüzünden mi?

Ardından arkada bir adam belirdi,saçları uçuşmaya başladı gözüne taktığı gözlük benzeri şeyden gözleri belli olmuyordu.Boynunda bandaj benzeri şeyler vardı.

Onu tanıyordum bu adam ünlü yeraltı kahramanı Eraserhead'den başkası değildi.İşin tuhafı adamın üzerindeki ateşlerde sönmüş,bağırmayı bırakmıştı.

Hayır,artık yaşamıyordu ya da baygınlık geçiriyordu.Tanrım bugün yaşadıklarım neydi?

Eraserhead gözlüklerini çıkarıp bana baktı.Üstümün kan olduğunu fark edip yanıma yaklaştı.

Ben,hayla acı hissetmiyorum.

Eraserhead karnıma bakmak için tişörtü kaldırdı,fakat bir anda gözlerinde biraz dahi olsa şaşkınlık gördüm.

"Yaralı mısın Çoçuk?"

Dur karnımı görmemiş miydi?

-Karnımdan efendim.

Eraserhead bana tuhaf bir bakış attı.Ardından derin bir nefes alarak;

"Peki özgülüğün ne?"

Hayır,hayır,hayır kesin oda beni küçümseyecek idi annem gibi bana lanetli gözüyle bakar mıydı?

Yinede Eraserhead'in attığı sorgulayıcı bakışlar daha korkunçtu.Üstelik bu tuhaf durumdan hiç haz etmiyordum.

-Efendim b-ben,ben...

"Evet sen?"

"Benim bir özgünlüğüm yok efendim."

Eraserhead gözlerini şokla açtı,tamam bu sanırım iyi değildi.

Ama bu bakışlar daha çok anlamsızlık doluydu tiksinti veya küçümseme değil.

"Şuanda şokta olduğun için mantıklı düşünemiyormusun problemli çocuk?"

Tek kaşı havada verdiği bu cevapda neyin nesi mantıksız olarak ne demiştim ki?

Bende ona garip bakışlarla baktım ama yüzümdeki gerginlik hâlâ duruyordu.

-M-mantıksız olan nedir?

"Bu biraz saçma bir soru oldu."

Önündeki kötüyü işaret etti.Gözleri hâlâ bana saplanmıştı.

"Bu kötü ben gelmeden önce yandı ve nasılsa özgünlüğü olmayan sana saldırma çabasında bulunmuş,karnımdan yaralandım diyorsun ama karnında yara yok."

Ne demek karnımda yara yok karnıma baktım ve cidden yara yoktu sadece içi delinmiş sweet parçaları ve biraz kan vardı.

"Asıl tuhaf olan durumsa karnına herhangi bir zarar olmamasına rağmen etrafta kan lekeleri var."

Bişey demedim,sustum.

Bana bakmayı sürdürdü sonra pes etmiş bir ifadeyle ofladı bana gelip boynunu benle aynı hizaya getirdi.

"Adın ne senin problemli çocuk?"

-İZUKU MİDORİYA EFENDİM!

Ahhh çok bağırdım ama sanırım beni rahat bırakacaktı.

Hayır hâla burdaydı.

"Peki neden burdasın midoriya?"

Sorgulayıcı bakışlar benim üzerimdeyken nasıl konuşabilirdim?ama bu durumdan artık bende bıkmıştım,bu tuhaf durumdan kurtulmak için konuşmaya çalıştım.

"Sadece eve gidiyordum sonra bu sarhoş kötü bana saldırmaya çalıştı bütün bildiğim bu!

"Dikkatli olmalısın çoçuk, peki adam niye yandı?"

-Bilmiyorum ama ben yaralandıktan sonra yanmaya başladı.

Kahraman bir şeylerden şüphelenmiş olsa gerek bakışları dahada ağırlaştı.

"Söylediklerinle yaşadıkların uyuşmuyor,üstün kan iken herhangi bir yaran yok delinmiş üstünse durumu garipleştiriyor.

Sanırım söylemeliydim.

-o adamın bir uzulu tıpkı bir bıcak gibi karnıma saplanmıştı ardından bilincim kapandı.Uyandığımda ise adam yanıyordu bense acı hissetmiyordum.

Üstümde kan lekeleri olmasına rağmen herhangi bir yaram yok üstelik bacağımdaki yara acımıyor.

İlk şaşırdı aklındaki herşeyin çözülmesi için tek bir cevap lazımdı.

"Midoriya sana soruyorum özgünlüğün ne?yaşın kaç."

Aynı soruyu tekrar tekrar soruyordu bu olaydan sonra tekrar sormasıda normaldi.

-9 yaşındayım ve son kez söylüyorum benim özgünlüğüm yok!"

Kaşları çatıldı.

"Benimle geliyorsun çocuk."

Dur,ney?

~30 dakika sonra~

Şuan pro kahraman Aizawayla beraber hastanedeydik.

Bu inanılmaz HAVALI.

Neyse ciddileş izuku şuan ki duruma odaklan tıpkı o günki gibi bana testler yapılmıştü aizawa nedense benimle bekliyordu.Aslında hâla olanlara inanamıyordum yanımda sonuçların çıkmasını benle birlikte bekleyen bir pro kahraman yapıyordu bunu annemin aksine.

Anneme haber verilmiştu fakat annem gelmemişti,umursamadı herhalde.Yenede annemin olmaması iyiydi nede olsa oda herkes gibi beni lanetli görmüştü.

Düşüncelere dalmışken profesör gelmişti.

Vay be hayatımda ilk defa bir profesör görüyorum.

"Sonuçlar çıktı aizawa-san tahmininiz doğru içerde konuşabilirmiyiz?

Aizawa-san bası ile onayladı doktorla beraber odaya girdiler.

Aizawa-san neyi doğru tahmin etmiştiki?

Yazardan

Aizawa doktorun onu onaylamasıyla beraber odaya girmişti.

O çocuk özgünlüksüz değildi ama onaylanmamış bir özgünlüğü vardı.

Ardından doktor konuştu

"Doğruyu söylemek gerekirse aizawa-san raporlar elime geldikten sonra bir şoka girdim.Bu çocuk çok güçlü,görülmemiş bir özgünlüge sahip ve çok tehlikeli."

Aizawa devam etmesi için başıyla onayladı.

-Bu çocuk tıpkı kalıntılarda bulunan bir anka kuşu gibi."

Aizawa şaşırdı nasıl olabilirdi bu?

"Nasıl yani profesör?"

Profesör konuşmak için boğazını temizledi.

-midoriya'nın özgünlüğü 4 yaşındaki bir bedenin kaldırabileceği bir yetenek değil.Bu yüzden özgünlüksüz zannedildi.Şuanda zaten yeteneğini hâla tam olarak hakim değil,yapabildikleri ise;

Ateş kontrolü, zarif kanatlar,kendini iyileştirme insanları iyileştirme ve en delice olan şeyse ölümsüzlük yani küllerinden doğma.

Aizawa duydukları karşısında büyük bir şok yaşadı.O çocuk çok değerliydi.Kötüler onu elde etmeye çalışıcaktı kontrolünü kaybetmesi ise bir felaketti.

"Peki bir zayıflığı yokmu?"

"Gücünü fazla kullanırsa aşırı yorulup komaya girebilir.Tek bildiğim bu sınırlarını bilmiyorum kusura bakmayın."

Aizawa kafasını sallayıp odayı ter edeceği sırada omzunda bir el hissetti.

"Bu hiç karşılaşılmamış bir vaka efendim çok dikkatli be titiz bir şekilde çocuğu korumalısınız hem kötülerden hem kendisinden."

Aizawa bir şey demeden elindeki elden kurtulup odadan çıktı.

Şimdi napacaktı devlete teslimmi edecekti kesinlikle olmaz devlet onu deney faresi gibi laboratuvarlarda süründürürdü peki napacaktı.

Bu düşünceler kafasını kurcalarken bir şey fark etmişti.

Aizawa'nın fark ettiği şey çocuğun annesiydi.Bu kadar özel bir çocuğa sahip olup onu umursamazmıydı ama özgünlüğünü oda bilmiyordur buna rağmen ne diye gelmedi büyük ihtimalle çocuğunun bir özgünlüğü yok diye böyle davranıyordu.

Yani çocuk kimsesiz bir şeydi

Kimsesiz olduğu için onu evlat edinmesinde sorunda olmazdı değilmi?üstelik tekrar kontrolden çıkarsa onu engelleyebilirdi istediği eğitimi verir hayallerini yaşamasına el uzatabilirdi ayrıca çocuk kendi yaşına göre olgundu büyük ihtimalle kendiside bunu isterdi.

Olgun olup annesinin ona bakmamamasına bakılırsa kendi işini kendi hallediyordu.Bir çocuğa böyle bir şey affedilemezdi.Bayan midoriya'nın ceza alması gerekirdi.

Aizawa izukunun yanına geri döndü.

İzukudan

Aizawa-san gelmişti,düşünceli duruyordu.

"Problemli çocuk senij evin merde ha?"

Benim evi mi?

~30dakika sonra~

Aizawa-sanla hastaneden çıkımıştık.Benle birlikte eve kadar eşlik etmişti.Hâla anlayamadım neden durup dururken pro kahraman sadece o olaydan sonra beni eve götürmüştü?

Bunu bir polisde yapabilirdi değil mi?

Bunların yanındaysa

Ban aolan tavrı değişmişti daha fikkatli davranıyordu ya da ben öyle sanıyordum.

Evime geldiğimizde hızlı adımlarla anahtarı deliğe sokup açtım.Aizawa-san kapının açılmasıyla kendinden emin adımlarla salona doğru ilerledi.

"Annen nerde İzuku?yoksa seni bırakıp gittimi ha?"

Gitmek?hayır beni bırakıp gidemezdi.Söylediği cümlelerle bende yara hissi açmıştı yoksa aizawa-sandamı aynı şeyi düşünüyordu?

-O beni bırakıp gitmez.

"Kim seni neden bırakmasın İzuku?

Oturma odasını kapısına yaşlanmış bana soğuk bakışlar gönderen anneme baktım.

Yündeki o halsiz ifade çökmüş göz altı morlukları yerindeydi sanki alkol bağımlısı birisi gibi duruyordu.

Ağzımı bile açamadım,konuşamadım,utandım.Aizawa-sanın bunları duymasını istemiyordum.

Gözlerimi sade halıya çevirdim avuç içlerimi sıktım.Dayanamıcak gibiydim yoksa ağlıcakmıydım?aizawa-san burdayken olmaz ama ne yazik ki sözlerimle yüzüm ters bir şekilde hareket ediyordu.

Yavaş yavaş gözlerim dolmuştu.

Omzumda nazik bir el hissetmemle dolan gözlerim artık kendini bırakmış ağlıyordu.Elin sahibine aizawa-sandı.

Bu tanışmadık his vücudumun rahatlamasını sağlamıştı.Uykulu olan gözleri belirgin damarıyla bana baktı bakışları "güçlü ol" der gibiydi.

Omzumdaki elini kafama doğru götürdü hafif bir şekilde okşadı.

Bakışlarını anneme çevirdi.

"Bayan midoriya buraya önemli bir konu hakkında konuşmaya geldim."

"Bu konu kimleri ilgilendiriyor?"

Diye soran annemin göz bebekleri büyüyüp göz kapakları azda olsa açıldı.

"Kısaca açıklamak gerkirse izuku midoriyaya bakan kimlerse onları ilgilendiriyor."

Anneme doğru bir adım attı ve elindeki belgeler vardı boyumdan dolayı ne hakkında olduğunu bilmiyordum.

Annemin gözleri dahada açıldı

"Bu-bunlarda neyin nesi."

Yündeki endişe belli oluyordu.

"Evlatlıktan reddetme belgesi."

Kimi benimi?

3.bölüm sonu

~Artık olaylar yavaş yavaş yerine geliyor.

Peki Deku'nun özgürlüğü hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yorum yazın oy atın bu bölümü yazcam diye parmaklarım koptu

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.