
Geri Dönüş
Demir ve Metal bükebiliyorsun. Uzunca bir süredir Yenilmezlerlesin.
✨
Beş yıl...
Her şeyi kaybedeli tam tamına beş yıl olmuştu. Thanos başarmıştı. Bu seni deli ediyordu.
Kaybetmiştiniz.
Şimdi her yer olması gerekenden daha da sakindi. En azından en yakın iki arkadaşın, hâlâ seninleydi ama ekibin geri kalanı, veya evrenin yarısı yoktu. Dünya bitik haldeydi. Herkesi, her şeyi, daha doğrusu Thanos'un resmen içine sıçtığı lanet geçmişini özlüyordun.
Ama birinin özlemi, hepsinden ağır basıyordu.
Anlam veremiyordun, neredeyse hiçbir şeye. Tony'nin ölümüne göz yumamazdı elbette ama aptal taşı veridikten sonra bir şeylerin düzeleceğini umut etmemiş değildin. Bazen gereksiz sinir atakları geçiriyordun. Tony'nın yanına gidip ona "Neden!" diye bağırmak istiyordun.
Senelerdir içinde biriktirdiğin kini birilerine kusmak istiyordun. Arasıra Steve'den acısını çıkartmıyor değildin. Ama o sana kızmıyordu veya kızamıyordu.
Odanda bir şeyler yaparken, Natasha'nın ve Rhodey'in sesini duydun.
Natasha bıkmadan Clint'i arıyordu. Onun için ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyordun. Sen ne kadar Stephen'ı istiyorsan, o da Clint'i bu iğrenç durumdan çekip kurtarmak istiyordu. Konuya dahil olsan bile odandan çıkmıyordun.
Bir süre sessizlik oldu. Daha sonra Steve'in sesini duydun ve yanlarına gittin.
"Çamaşırlarını mı yıkamaya geldin?" dedin alayla.
"Ve arkadaşlarımı görmeye." dedi duvara yaslanırken.
Hafifçe gülümseyerek ikinize de göz gezdirdi. "Gördüğün gibi... Arkadaşların iyi." dedi Natasha. Alayla güldün
"Hayır, hayır kesinlikle değil. " Natasha'nın karşısındaki koltuklardan birine geçip ayaklarını umursamazca masaya koydun.
Steve de senin karşına yerleşti.
"Herkese hayatınıza devam edin ve ilerleyin diyorum. Bazıları ediyor." İç geçirip ikinize de göz gezdirdi.
"Ama biz etmiyoruz."
Sen gözlerini kaçırırken Natasha, Steve'in cümlesini cevapladı.
"O zaman bu işi kim yapacak?" Yüzünü kaldırdın.
"Belki de..." dedin devamı gelecekmişcesine. Seni tamamlayan Steve oldu.
"Yapılması gerekmiyordur."
Bir cevap beklermişcesine eski dostun Natasha'ya baktın. Onun da söyleyecek bir şeyleri kalmamıştı.
"Ben, bilmiyorum..." dedin kafanı sallarken. Ellerini narince yüzüne yerleştirip geriye doğru çektin. Bakımını pek önemsemediğin saçlarını tek hamlede yüzünden çekerken, bu konuşmanın nedensizce seni terlettiğini fark ettin.
"Devam edebilir miyim bilmiyorum. Devam edip ne yapacağım? Sahip olduğum tek şey sizlersiniz ve korkuyorum. Sizi de kaybetmekten delicesine korkuyorum. Devam edersem, eskiden yaptığım gibi... " Gözlerim dolmaya başladığında burun çektin.
"Her şey yine mahvolur. Daha ne kadar mahvolabilecekse..."
Son cümleni alaycı bir tavırla söyledin ve gözlerini titreyen ellerin ile ovaladın. Kısa süreli bir sessizlikten sonra, bu iç dökme seansına Romanoff da katıldı.
"Eskiden hiçbir şeyim yoktu. Sonra buna sahip oldum, bu işe..." Hafif bir tebessüm ile size baktı. "Bu aileye..." Steve ile ikiniz de tebessüm ettiniz.
"Artık onlar olmasa da... Hâlâ iyi olmayı deniyorum."
"Üçümüz de..." dedi Yüzbaşı.
"Üçümüz de hayata devam etmeliyiz"
"Önce kim başlamak ister?" dedi Natasha.
"Önce siz..." dedin.
Bu yaşamı, olduğun yeri ve sevgiyi onlara borçlu olduğunu belli edermişcesine. Onlara olan minnettarlığınla...
"Belki de hep birlikte denemeliyiz" dedi Steve.
"Hep birlikte." diye geçirdin içinden
Her zaman olduğu gibi.
✨
Bu konuşma üstüne olanlar yeterince hızlı gelişmişti. Şu seneler önce havaalanında gördüğün,
"Küçülüp Büyüyen Saftirik" Scott Lang, şuan size Kuantum fiziğini anlatıyordu.
Bu sohbetin kime çıkacağını anlamaya başladığında sohbetten daha da uzaklaştın. Yine bir kaç dakika içinde, neler olduğunu bile anlamadan bir Göl evinin yolunu tutmuştunuz...
✨
Arabadan indiğinizde kucağındaki minik kız ile Tony'i görmek seni afallattı."Bir kızı var" dedin kendi kendine. Zamparanın bir kızı olmuştu...
Hafifçe gülümserken iç çektin.
Zaman onu yaraladığı gibi iyileştirmişti de. Nasıl seni iyileştirdiği gibi şuan yaralıyorsa.
Bir an için bu fikre Tony'i dahil etmenin iyi bir fikir olmayacağını düşündün. Belki de hayatına devam etmeyi sonuna kadar hak ediyordu.
Bir zamanlar dünyayı demir zırhı ile kurtaran adam, şuan kızının kahramanı olarak daha mutlu olabilirdi.
En sonunda düşüncelerin doğru çıkmıştı. Stark bunu kabul etmemişti. Küçük kızı onu sarılarak sohbetinizden kurtarmaya geldiğinde hüzünle gülümsedin. "Keşke" dedin içten içe.
"Keşke birileri de bizi böyle kurtarsaydı..."
Yüzünü hafif büzerken ağlamana engel olmaya çalışıyordun.
"Ya Peter?" dedin zar zor.
Geldiğinden beri, Tony ile sadece bakışıyordunuz.
"Ya Peter, Tony? Onun kaybı canını yakmıyor mu?"
Ona doğru adım attığında iç çekti.
"Üzgünüm Y/N ... Ben cidden üzgünüm..."
İçindeki kini birilerine kusma isteği tekrar ateşlenmişti. İşaret parmağını ona doğru savurdun.
"Stephen, o... Senin hayatını kurtardı Tony. Şimdi ise bunun acısını ben çekiyorum."
Sesin titrememişti bile. Nefret ile biraz daha yaklaştın.
"Nasıl bir his biliyor musun?" dişlerini sıkarken damlalar hızlıca akıp gitti. Son cümlende sesin biraz daha kısıklaştı. Kelimeler dişlerinin arasından zar zor döküldü.
"Ölüyormuş gibi hissediyorum..."
Tony'nin kırgınlığı belliydi. Kelimelerin istem dışı ağzından çıkıyordu.
"Ben Yapamam Y/N."
Bu esnada Steve seni yanına çekti.
"Masada 7 tane tabak var isterseniz akşam yemeğine katılabilirsiniz." dedi arkasını dönerken. Sen ise daha fazla dayanamayıp yüzünü Steve'in göğüsüne yasladın. Hıçkırıkların artarken Natasha Sana sarıldı.
"Bir yolunu bulacağız Tatlım, söz veriyorum. Her şey düzelecek."
✨
"Yeşil!" ve resim çekildi...
Geldiğinden beri ağızın açık onlara bakıyordun. Dakikalar sonra, nihayet Bruce seni fark etti.
"Y/N iyi mi?" dedi diğerlerine bakarak.
"Sen... Hulk'a ne yaptın sen!"
Belki de içinde bir yerlerde Hulk hayranı vardı. Bu gizli minik bir bilgi olabilirdi. Kesinlikle çok gizli.
"Beni dinlemedin sanırım. İstersen tekrar sana-" Elinle durmasını istedin.
"Duymak istemiyorum!"
Kesinlikle Hulk hayranıydın...
Saçma Sohbet sonunda bir yerlere bağlandı. Bruce kabul etmişti ve sonunda işe koyulmuştunuz...
✨
"Bu Scott mı !" dedin korkuyla.
"Bebek Scott!"
"Büyür elbet!"
Yüzünde garip bir ifade ile Bruce'a döndün."Sadece Hulk değil. Bruce'u da yok etmişsin. Kimsin sen Yeşil, Sakallı ve Kaslı şey!" Kollarını savurdun. Garip ve saçma ortamı Steve böldü.
"Onu geri getir!"
"Nat , üç dediğimde şalteri kapa!"
Geri sayımın ardından Nat dediğini yaptı ve Scott geri geldi. Nefes nefese bakınırken anladığın tek şey, birinin altına işediğiydi.
"Zamanda yolculuk!" diye bağırdı Bruce.
Göz devirdin ve daha fazla dayanamayarak ortamdan uzaklaştın...
✨
"Bu saçmalık... Saçmalık!"
Boş boş dolanıp saçlarını yolarken dışarıdaki manzara ile gözlerin büyüdü.
"Tanrım!"
Tony Stark ve Steve Rogers... Bu manzara seni mutlu edebilecek sayılı şeylerdendi.
İç savaş olaylarında, her ne kadar Steve ile yakın olsan bile mantık açısından Tony'e daha yakındın. Ki seneler öncesinde Tony ile de çok yakındınız. Belki de onun için ölmeye hazır bir dosttun...
Sen geniş bir gülümseme ile ikisini izlerken seni fark ettiler. Onlara yaklaştın.
"Sana bir şey getirmedim Y/N Y/S/N!"
Ona güldün.
"En azından sen geldin." dedin mutlulukla.
"Evet , geldim ..."
✨
Toz olup gitmeyen Herkesi tekrar burada görmek seni mutlu hissettirmişti. Uzun süredir bu kadar umut dolu değildin. Tabii ki Thor seni hüsrana uğratsa da mutluydun...
"6 taş... 3 ekip... Tek şans"
Steve yine o harika konuşmalarından birini yapmıştı.
"Ağızı iyi laf yapıyor." dedi Roket alayla. Güldün ve cevapladın.
"Kesinlikle..."
✨
Alınan kararlar ve oluşturulan ekipler ve uzun bir yoldan sonra Natasha ile Vormir'e gelmiştiniz. Şu ruh taşını alıp her şey düzelsin istiyordunuz ve ek olarak fazlasıyla gergindin.
"Çok gerginim." dedin hislerini dışa yansıtarak. Natasha gülümsedi.
"Ne yani beni de mi germek istiyorsun?" Ona güldün.
"Sen gerilir misin?" Uzun dağın tepesine tırmanırken seni yanıtladı.
"Konu sensen olabilir."
"Romanoff kalbimi çalıyorsun ."
Sonunda gelmeniz gereken noktaya geldiniz. "Hadi alalım şu taşı..." dedin mırıldanarak.
O esnada bir ses duydunuz.
"Natasha, Ivan'ın kızı... YN, Lehnsherr'ın kızı..."
İkiniz de bir refleks gibi karanlığa silah doğrulttunuz. Korkmadım desen yalan olurdu. Kalbin çıkacakmış gibi çarptığında konuştun.
"Aptal taşı ver de gidelim..."
Havada uçuşan kırmızı kafa, ki bu senin deyişindi, Red Skull; size yaklaştı.
"O kadar kolay değil..."
Natasha arkaya dönüp uçuruma bakarken Red Skull komuştu.
"Taşı almanız için sevdiğiniz birini kaybetmeniz gerek. Ruha karşılık ruh..." Kalbin resmen sıkıştığında gözlerin Natasha ile buluştu.
"Siktir...."
✨
Öylece oturmuş düşünüyordunuz.
Hayatına, O incir kafalı mor adama, taşlara ve beraberindekiher şeye lanet okudun. Bağırarak, nefesinin son damlasına kadar ağlamak istiyordun.
"Saçmalık..." dedin zar zor. İçinde bulunduğunuz bu durumu başka nasıl özetleyebilirdin ki.
"Bu tamamen saçmalık!" dedin sesini daha da yükselterek. Gerginliğin buna neden oluyordu. Natasha ayaklandı.
"Ama gerçek" dedi kalkarken.
"Ne bizi tanıdı diye mi!"
Kollarını kontrolsüzce savurdun.
"Thanos burdan kızı olmadan döndü
Y/N!"
Dişlerini dudağına geçirip gözlerini yumdun.
"Lanet olsun..."
Gözlerin milyonuncu kez, bir daha dolarken bağırdın.
"Siktir!"
Yandaki kayaya sert bir tekme savurdun. O esnada Natasha elini tuttu.
"Yapılması gereken şeyler var..."
Ona döndün ve elini kavradın...
"Hayata devam edecektik, hep birlikte..." Natasha hüzünle gülümsedi.
"İzin ver, devam etmenizi sağlayayım
Y/N."
Yüzünü buruşturdun.
"Sen gittiğinde hayat yeniden duracak"
Natasha iç çekti.
"Hayatım boyunca iyi bir şeyler yapmak için çabaladım. İzın ver..."
Natasha'nın boşta kalan elini kavradın.
"Fedakarlıklardan nefret ediyorum."
"İyi biri olmama izin ver."
Kendini biraz daha zorladın.
"Sen iyi birisin Nat. Geçmiş geçmişte kaldı..." Bu cümleyi sevgili arkadaşına senelerdir kuruyordun.
"Geçmişinden kaçamazsın." ve senelerdir bu yanıtı alıyordun ondan...
Kafalarınızı yasladığınızda bir an için gözlerini kapadın. Her şeyin son bulmasını, düzelmesini istemiştin. Her şey düzeliyor derken şuan karşı karşıya olduğunuz şey, nefesini kesiyordu. Kalbin resmen artık atmak istemiyordu.
Bunları hak edecek kadar kötü müyüm ?
Diyordun her seferinde. Bunu istememiştin...
"Pekala, sen kazandın." Dedi Natasha. Minik gülümsemesinin ardından ıslak yanaklarını sildi. Derin bir nefes aldın ve ellerini ondan ayırdın. Gözlerini Uçuruma doğru yönelttin.
"Her şey düzelece-" ne olduğunu bile anlamadan kendini yerde buldun.
Sırtındaki acı yayılırken üstündeki Natasha'ya baktın.
"Üzgünüm!"
Kaşlarını çattın ve Natasha'nın kolunu yakalayıp sertçe çekip, dizinle karnına vurdun. Bu sefer onu kendi yanına alıp, sen üstüne çıktın.
"Ben kazandım. Dedin ya !"
Hızlıca kalkıp koştuğun sırada ayaklarından yakalaması ile yüz üstü taşa serildin. Dişlerini sıkarak sırt üstü pozisyona geldin.
"Vazgeç Y/N!"
Kara dul bilekliklerinden bir elektrik şoku verdiğinde ayağa kalkmadın. O uçurumdan koşarken, zamanında ondan aldığın minik bombalardan birini önüne attın ve bedeni kenara savruldu.
"Hadi lanet olası!"
Acıyla dikleştin ve uçurumdan atlamak için son hızında koştun. Son kez Natasha'ya baktın ve devamını düşünmeden bedenini uçurumdan aşağı attın ama Romanoff peşinden atladı.
Birlikte düştüğünüz sırada beline bağlı olan demir ipli kancayı kayalık uçurumun tepesine hedefledin. Kancanın demir ipi sizi taşırken bedenlerinizin uçruma tekrar çarpmasıyla, Natasha aşağı doğru kaydı. Elini yakalayabilsen bile bu yeterli değildi.
"İnatçı Kız!" İlk önce Kancaya baktın. Sizi taşıması ve yukarı çıkmanız imkansızdı. Daha sonra Natasha'nın eline baktın. Son gücünle kavrasan bile kayıyordu. O ise tüm masumiyetiyle sana bakıyordu.
"Lanet olsun Nat! Lanet olsun!" Gözyaşları içinde bağırırken zorlayarak biraz daha sıkı tutmaya çalıştın.
"Sorun yok Y/N"
Kesik nefesler alırken acıyla gülümsedi. Sen ise küfürler savurmak istedin.
"Söz verdin..." dedin burun çekerken.
"Ve tutuyorum..."
Sinirle yükseldin.
"Senin gidişin her şeyi düzelmiş hale getirmiyor Nat!" Ağlaman şiddetlenirken, onun da ağladığını fark ettin.
"Lütfen Natasha..." dedin yalvarır gibi. Eli biraz daha kayarken yalvardın.
"Lütfen..."
Sanki bu bir şeyleri değiştirebilirmiş gibi hissettin. Ama yalvarışların hiçbir şeyi değiştirmeyecekti. Bunun farkındayın ve gerçekler her zamanki gibi canını yakıyordu.
"Eğer devam edersem kaybederim demiştim!" Sanki mesafe fazlaymış gibi yüksek sesle bağırırken sesindeki acı kendini belli etti.
"Kaybettim Nat!"
Natasha kafasını olumsuz yönde sallarken tebessümünü bozmadı.
"Hayır... Her şey düzelecek Y/N. Kaybetmedin..." Elin daha fazla kayarken canın yanıyordu ama bırakmadın. Bırakamazdın da...
"Yapma..."
"Sorun yok .... "
"Hayır." dedin kabullenemeyerek.
"Her şey Düzelecek Y/N." ve Natasha bedenini taştan destek alarak ittirdi. Elleriniz ayrılırken tüm acınla bağırdın.
"Hayır!"
Düşüşünü izledin resmen. Bedeninin zeminle buluşmasını izledin, kanlar öylece akıp gitti...
Sen öylece izledin... Bir kabus olmasını diledin. Birazdan uyanacak olmayı diledin ama gerçekler yakanı bırakmadı. En yakın arkadaşın Natasha Romanoff'un ölü bedenine öylece bakarken bir kez daha hayatına lanet okudun.
"Sensiz düzelmez!" dedin bağırarak.
Hıçkırıkların şiddetlendi.
"Sensiz hiçbir şey düzelmez Natasha..."
✨
Gözlerini açtığında avucundaki minik parıltılı taşa baktın. Avucunda onu kavrayıp göğüsüne bastırdın ve bir kez daha saldın göz yaşlarını.
"Üzgünüm..."
✨
Geri döndüğünde tüm ekip sana bakıyordu. Sen ise konuşamıyordun bile. Endişe ile Sana bakan Steve ve Bruce ikilisinin arasından konuşan olmadı. Sessizliği Clint bozdu.
"Y/N, Nat nerede?"
Anlaması için Steve'in gözlerine baktın. Dişlerini kanatacakmışcasına dudağına geçirdin. Steve ise hüzünle baktı gözlerine. Kelimelere gerek duymamıştınız. Çünkü her ikiniz de o an için kelimelerin yetmeyeceğini biliyordunuz. Ağızdan çıkacak her şey param parça edecekti yüreklerinizi...
✨
En sonunda eldiveni yaptınız. Saçma bir kavgadan sonra Bruce eldiveni taktı. Hepiniz Siper olurken Thor seni kapadı.
"Evet kullanışlı kalkan." dedin ağızında geveleyerek ve merakla Bruce'a baktın.
O acıyla bağırırken gözlerini kıstın. Sanki senin de canın yanıyordu.
Sonunda parmağını şıklattı. Yeşil adamın koca cüssesi yeri boylarken korkuyla yanına iliştin. Tony müdahele ederken konuştun.
"Bruce, bizi duyuyor musun!"
O esnada binada telefon sesi duyuldu. Nefes nefese arkanı döndüğünde Clint'i gördün.
Yavaşça ayaklanıp manzaraya baktın. Öten kuşlar ve tepedeki güneş...
"İşe yaradı."
Ama her zaman olduğu gibi, manzara keyfi ve sevinç pek uzun sürmedi. Patlayan camlar ve yıkılan bina ile aldığın sert darbe yüzünden her şey karardı...
Herkes farklı bir yerlere savrulurken koca Yenilmezler binası yerle bir oldu. Tekrar gözlerini araladığında vücudundaki baskıyı hissettin. Toz ile öksürürken kafan yeterince karmaşıktı. Kulakların deli gibi çınlıyordu.
"Hey..." Kısık sesi duyduğunda gözlerinle bu kişiyi aradın ve Roketi gördün. Göğüsündeki baskı ile nefes almaya çalıştın.
"Nefes alamıyorum!" dedin çırpınırken.
Rhodey zırhından çıkıp üstündeki enkazdan kurtulmanı sağladığında derin bir iç çektin.
"Sağol..." dedin nefes nefese ıslak zemine uzanırken. Çöken binaya baktın.
"Hiç bir şey düzelmiyor..."
Su seviyesi yükselirken Rhodey konuştu.
"Öteki tarafta görüşürüz çocuklar!"
✨
Devam Edecek...
Çok istediniz diye, bölümleri düzeltirken isteğinizi de gerçekleştirdim. Sizi Magneto'nun biricik kızı, Y/N Lehnsherr yaptım. Bu şerefe nail olduğunuzu düşündüm. Hadi yine iyisiniz Moronlar,
Part ikide görüşürüz!