تخطٍ إلى المحتوى

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

الفصل 4 · قراءة 4 دقيقة

𝐾𝑜𝑙𝑦𝑒 '🍁

الفصل 4

4. Bölüm - Kardeşler

Alev, derginin sayfasını uzun süre kapatamadı.

Kaya.

Üç yıl önce bir yağmur akşamında karşısına çıkan, birkaç saat içinde hayatında iz bırakan adam...

Onu yeniden bulmuştu.

Ama Kaya'nın kendisini bulduğundan haberi yoktu.

Daha doğrusu, Kaya onun yerine başka bir kadını bulduğunu sanıyordu.

Alev bunu henüz bilmiyordu.

Ta ki o akşam eve gidene kadar.

Kapıyı açtığında salondaki ışık yanıyordu.

Aylin koltukta oturuyordu.

Alev onu görünce durdu.

— Burada ne yapıyorsun?

Aylin başını kaldırdı.

— Seni bekliyordum.

Alev çantasını kenara bıraktı.

— Gece gece neden beni bekliyorsun?

Aylin cevap vermeden önce Alev'in boynundaki kolyeye baktı.

Sonra kendi boynundaki kolyeye dokundu.

İkisi de aynıydı.

İnce gümüş zincir.

Aynı küçük figür.

Aynı geçmiş.

Alev'in kaşları çatıldı.

— Kaya'yı bulmuşsun.

Aylin'in yüzündeki ifade bir anda değişti.

— Nereden biliyorsun?

— Dergiyi gördüm.

Aylin sustu.

Alev birkaç adım yaklaştı.

— Şirketinde çalıştığını da biliyorum.

— Evet.

— Ve kendini ona ben olarak tanıttığını da biliyorum.

Aylin ayağa kalktı.

— Dinle beni.

— Hayır. Sen beni dinle.

Alev'in sesi ilk kez bu kadar sertti.

— Üç yıl önce o adamla tanıştım. O geceyi ben yaşadım. Onun aradığı kadın benim.

Aylin'in yüzünde soğuk bir gülümseme belirdi.

— Bunu kanıtlayabilir misin?

Alev sustu.

Aylin devam etti.

— Kaya yüzleri hatırlayamıyor, Alev. Seni yüzünden tanıyamaz.

Alev'in gözleri doldu.

— Ama beni sesimden tanıyabilir.

— Üç yıl olmuş.

— Beni hatırlıyor.

— Belki de hatırlamak istediği kişiyi görüyor.

Bu cümle Alev'in canını acıttı.

Aylin ona yaklaştı.

— Hem neden şimdi çıkıp geldin? Üç yıl boyunca neredeydin?

— Onu bulabileceğimi bilmiyordum.

— Ama artık buldun.

Alev başını kaldırdı.

— Evet.

İki kız kardeş birbirlerine baktılar.

Onları birbirine bağlayan şey yalnızca kan değildi.

Aynı babanın kızlarıydılar.

Anneleri farklıydı.

Çocukluklarının büyük bir kısmı ayrı geçmişti.

Alev daha sakin, daha dürüst ve duygusal bir hayat yaşamıştı.

Aylin ise her zaman sahip olamadığı şeyleri elde etmek için mücadele etmişti.

Ve şimdi karşısında, yıllardır hayatında hiç görmediği bir adam vardı.

Kaya.

Aylin, Kaya'nın kendisini Alev sandığını biliyordu.

Bunu düzeltmeye niyeti yoktu.

---

Ertesi gün Kaya, Aylin'i ofisine çağırdı.

— Dün akşam eve giderken seni düşündüm.

Aylin gülümsedi.

— Beni mi?

— Evet.

Kaya masasından kalktı.

— Üç yıl boyunca seni aradım.

Aylin'in yüzündeki gülümseme bir anlığına kayboldu.

Kaya devam etti:

— Seni bulduğuma hâlâ inanamıyorum.

Aylin ona yaklaştı.

— Ben de.

Kaya elini uzattı.

Aylin elini tuttu.

— Sana bir şey söylemek istiyorum.

— Dinliyorum.

— O gece seni bıraktığım için pişman oldum.

Aylin'in kalbi hızlandı.

— Neden?

— Çünkü seni tekrar görmek istediğimi o zaman anlamıştım.

Aylin başını eğdi.

— Ama beni bulamadın.

— Bulamadım.

Kaya'nın sesi kırılmıştı.

— Şimdi buldum.

Aylin onun elini sıktı.

— Bir daha kaybetmeyeceksin.

Kaya gülümsedi.

Onun için bu cümle bir söz gibiydi.

Aylin içinse bir planın parçası.

---

Aynı günün akşamında Alev, Kaya'nın şirketinin önüne geldi.

Binanın karşısındaki kaldırımda durdu.

İçeri girmeye cesaret edemedi.

Camların ardından insanların hareketlerini izledi.

Sonunda telefonu çıkardı.

Kaya'nın şirket numarasını buldu.

Aramak üzereyken vazgeçti.

Ya Kaya ona inanmazsa?

Ya Aylin'in sözlerine güvenirse?

Ya onu hiç hatırlamazsa?

Alev'in eli boynundaki kolyeye gitti.

Kaya bu kolyeyi hatırlıyordu.

Belki de tek ihtiyacı olan şey buydu.

Tam o sırada binadan Aylin çıktı.

Alev dondu.

Aylin de onu gördü.

İki kız kardeş birkaç saniye boyunca birbirlerine baktılar.

Aylin karşıya geçti.

— Buraya gelme.

Alev şaşkınlıkla baktı.

— Beni dinle.

— Hayır.

— Kaya'yla konuşacağım.

Aylin'in yüzü sertleşti.

— Ona ne söyleyeceksin?

— Gerçeği.

— Gerçeği kim umursuyor?

Alev'in gözleri doldu.

— Ben umursuyorum.

Aylin sessiz kaldı.

Alev devam etti:

— Kaya beni aradı. Ben de onu aradım. Üç yıl sonra birbirimizi bulduk. Sen neden aramıza giriyorsun?

Aylin'in yüzünde kısa bir tereddüt oluştu.

Sonra yeniden soğuklaştı.

— Çünkü sen her zaman sahip olduğun şeylerin değerini anlamadın.

Alev ne demek istediğini anlayamadı.

— Kaya bir eşya değil.

— Biliyorum.

Aylin ona yaklaştı.

— Ama bazı insanlar hayatına bir kez girer. Onları kaybedersen bir daha bulamazsın.

Alev başını iki yana salladı.

— O benim hayatıma girdi.

— Artık benim hayatımda.

Alev'in gözlerinden bir damla yaş süzüldü.

— Sen benim kardeşimsin.

Aylin'in yüzü taşlaştı.

— Bunu Kaya'nın bilmesine gerek yok.

Alev'in nefesi kesildi.

— Neden?

— Çünkü o zaman her şey değişir.

Aylin arkasını döndü.

Alev arkasından seslendi:

— Bir gün sana soracak. O zaman ne yapacaksın?

Aylin durdu.

Ama dönmedi.

— O gün geldiğinde düşünürüm.

Ve yürüyüp gitti.

---

O gece Kaya ofisinde yalnızdı.

Masasının üzerinde Aylin'in bıraktığı kolye duruyordu.

Kaya kolyeyi eline aldı.

Bir anda üç yıl önceki geceyi düşündü.

Yağmur.

Kahve.

Alev'in sesi.

Tango.

Ve ayrılırken boynunda parlayan o gümüş kolye.

Kaya gözlerini kapattı.

İlk kez kendisine şu soruyu sordu:

“Ya bu kez gerçekten onu kaybedersem?”

Sonra telefonu çaldı.

Ekranda Aylin'in adı vardı.

Kaya hemen açtı.

— Alo?

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Aylin'in sesi geldi.

— Kaya...

— Ne oldu?

— Yarın sana anlatmam gereken bir şey var.

Kaya'nın yüzündeki ifade değişti.

— Ne hakkında?

Aylin cevap vermedi.

— Yarın görüşürüz.

Telefon kapandı.

Kaya uzun süre telefonu elinde tuttu.

Henüz bilmiyordu.

Ertesi gün duyacağı şey, yıllardır kurduğu bütün dengeleri değiştirecekti.

Çünkü Alev ile Aylin'in arasında saklanan sır, Kaya'nın sandığından çok daha büyüktü.

Ve bu hikâyede kolyeyi taşıyan yalnızca bir kadın değildi.

نهاية الفصل

1 تعليق